30 AĞUSTOS'U 'MEHMETÇİĞE SAYGI VE SEVGİ GÜNÜ' OLARAK KUTLAMAK

Noyan UMRUK

09 Ağustos 2017 Çarşamba 20:24

Vali bey Ağustos ayında Başkentte her tür gösteriyi yasaklamış… İyi halt etmiş… Zaten milli bayramları kutlamayı yasaklamak, protokol işleri, saraydan esen rüzgara göre eğilmekten başka ne işlevleri vardır bunların bilinmez…

 30 Ağustos, yakın tarihimizin dönüm noktası…

”Makus talihimizin” yenildiği, diğer bir deyişle emperyalizmin çanına ot tıkanarak  mazlum uluslara umut ışıkları saçıldığı gün…

“Kuvayı Milliye Destanını” küçümsetip hor görmeye çalışanları nafile çabalarıyla baş başa bırakıp, sözü büyük Ozan’a bırakalım :

Ateşi ve ihaneti gördük

Dayandık her yanda,

dayandık İzmir’de, Aydın’da

Adana’da dayandık,

Dayandık, Urfa’da, Maraş’ta, Antep’te

Sarışın bir kurt: Başkumandan…

unnamed-202.jpg

Dünyanın hiç bir ordusunda bir nöbetçi, şairinin ağzından, dizeleri inci taneleri gibi dizerek, başkumandanını bu denli sade, derin ve de yürekten bir  sevgi ile anlatamadı…

Sarışın Kurt’un Memetçikleri

dfghjk-ataturk-mehmetcik-le-sobet-ediyor-24.jpg

saat 3.30. 
izmirli ali onbaşı ve de mangası 
karanlıkta göz yordamıyla 
sanki onları bir daha görmeyecekmiş gibi 
baktı manga efradına birer birer : 
sağda birinci nefer 
sarışındı. 
ikinci esmer. 
üçüncü kekemeydi 
fakat bölükte 
yoktu onun üstüne şarkı söyleyen. 
dördüncünün yine mutlak bulamaç istiyordu canı. 
beşinci, vuracaktı amcasını vuranı 
tezkere alıp Urfa’ya girdiği akşam. 
altıncı, inanılmıyacak kadar büyük ayaklı bir adam, 
memlekette toprağını ve tek öküzünü 
ihtiyar bir muhacir karısına bıraktığı için 
kardeşleri onu mahkemeye verdiler 
ve bölükte arkadaşlarının yerine nöbete kalktığı için 
ona «deli erzurumlu» derdiler. 
yedinci, mehmet oğlu osman’dı. 
çanakkale’de, inönü’nde, sakarya’da yaralandı 
ve gözünü kırpmadan 
daha bir hayli yara alabilir, 
yine de dimdik ayakta kalabilir.

 Ya Süleymaniyeli şoför Ahmet…

lastik hava kaçırıyor. 
derdine deva bulmazsak eğer... 
dur bakalım babacafer... 

 

üç numrolu kamyonet durdu. 
karanlık. 
kriko. 
pompa. 
eller. 
küfreden ve küfrettiğine kızan elleri 
lastikte ve ihtiyar tekerlekte dolaşırken

 sen süleymaniyelisin oğlum ahmet, 
sana tek başına verilmiştir üç numrolu kamyonet. 
hem, hani bir koyun varmış, 
kendi bacağından asılan bir koyun. 
süleymaniyeli şoför ahmet 
soyun... 

 

soyundu. 
ceket, külot, pantol, don, gömlek ve kalpak 
ve kırmızı kuşak,

ahmet'i postallarının üstünde çırılçıplak 
bırakarak 
dış lastiğin içine girdiler, 
şişirdiler…

 Karayılan’ı kim unutabilir…

karayılan «karayılan» olmazdan önce 
umurunda değildi karayılan'ın 
kıyamete dek düşmana verseler antep'i. 
çünkü onu düşünmeğe alıştırmadılar. 

karayılan olmazdan önce 
kara yılanın encâmını görünce 
haykırdı avaz avaz 
ömrünün ilk düşüncesini . 
«ibret al, deli gönlüm, 
demir sandıkta saklansan bulur seni,

ak taş ardında kara yılanı bulan ölüm.» 
 

...Sonra;
«karayılan der ki : harbe oturak, 
kilis yollarından kelle getirek, 
nerde düşman varsa orda bitirek, 
vurun ha yiğitler namus günüdür...»

Memetçik böyledir işte... Sesi, sedası çıkmaz; böbürlenmeyi pek beceremez. Düşünürsünüz, düşündürür sizi...Acaba bu işleri bilerek mi yapıyor, yoksa ayırdında değil mi? Pek de anlayamazsınız...Ancak, sonucu görürsünüz...Kıbrıs Barış Harekatında da, ateş altında, bir elinde karpuz dilimi ya da üzüm salkımı, pikniğe gider gibi düşman üzerine gittiği  görülmüştür… Yeter ki başlarında adam gibi komutanları olsun…    
 

Ve sonra, imparatorluğun küllerinden doğan, tüm “mazlum milletlere” örnek, yurttaşlarına kıvanç veren, genç, gürbüz, bağımsız, saygın bir Cumhuriyet…

 Ve sonra, uzuuun bir süreçte, özellikle amcaları ile birlikte ülkeyi yönetenlerce son 15 yılda bakın ne hale getirildi Türkiye…

 -“Tüm okulları, imam-hatip okulları yapma şansını yakalayarak”, “sabileri” sefil eden alt üst edilmiş bir milli eğitim sistemi, tarikatlara, cemaatlara teslim edilmiş binlerce çocuk,

 -Cari açık, dış borç, “ne idüğü belirsiz” net-hata noksana dayanan bir ödemeler dengesi ile kağıttan kaplan, yeterince üretmeyen, teknolojik zaafiyet içinde bir ekonomik yapı,

 - Zorunlu tüketim üzerinden toplanan dolaylı vergilere dayanan adaletsiz bir mali sistem ve son derece eşitsiz bir gelir dağılımı,

 - Devletin her tarafına yerleştirdikleri, tıkıştırdıkları FETÖ’nün “ak çocukları” ve “yeşil zeytin kılıklı hainleri “ile sonTürk devletini allak bullak eden ne idüğü belirsiz, melanetinin ayrıntıları zamanla açıklığa kavuşacak kökü dışarıda bir darbe denemesi…

 -Elbirliğiyle, üst üste kumpas ve komplolarla moralman ve yönetimsel olarak gücünü yitirmekte olan, ama yine kuvvacı omurgası ile Fırat Kalkanı’nda, Güneydoğuda herşeye rağmen etkinliğini gösterebilen bir ordu,

 -Açıla saçıla, Ege ve Doğu Akdeniz’den, Kıbrıs ve Türk dünyasına ve  Moskova, Tahran, Bağdat, Şam dörtgenine değin tüm komşu ülkeleri ciddi tehdit haline getirip, Habur-Oslo ile başlayan süreçte PKK’ı iyice şımartıp, küresel desteklerle PYD’nin de bu sürece eklemlenmesine göz yumulması ile iflas etmiş güvenlik ve dış politika,

 -Bu politikaların sonucu ileride yeni sosyal patlamalara yol açması kaçınılmaz olan 3-5 milyon sığınmacı, araplaştırılmış kentler…

 -Neredeyse gazetelere ilan verilerek gelmekte olan bir kalkışma hakkında ne yaptığı,neye hizmet ettiği anlaşılamayan garip bir ulusal istihbarat sistemi,

 -Yüz verilince astarını isteyen PKK, İŞİD gibi mel’un terör örgütlerinin istedikleri yeri hallaç pamuğu gibi attıkları kan revan içindeki bir ülke…

Sonuç:

Bir türlü kendilerine saygın ve şükran duyulamayan Cumhuriyet kurucularınca emanet edilen ülkenin “bekası”nın ciddi tehdit altında sokulması…

Şaşkın, tüm politik tercihlerinde, kararlarında yanılmış, “kandırılmış” bir iktidar…

Darbe girişimine karşı milyonları meydanlara toplayan, ama güvenlik gerekçesi ileri sürülerek kutlanması diğer ulusal bayramlar gibi kadük edilen bir 30 Ağustos…Ülkenin namus, haysiyet günü… Karar aydınların, halkın, hepimizin…

k_12022556_mehmedakifersoy.jpg

Aman kutlanacak neyi kaldı demeyin. Yaşadığımız karanlık günler bu büyük ulusun, bu halkın okyanusları andıran tarihinde sadece bir virgül…

Küllerinden doğmaya alışıktır bu millet…

Kanla irfanla kurulmuş bu onurlu Cumhuriyeti yıkıp yerine hibrit bir cumhuriyet kurmak düşleri kuran kendini bilmezlere inat, köprüde Memetçik’in boğazını kesmeye kalkanlara inat  30 Ağustos hem zafer bayramı hem de “Memetçiğe Saygı ve Sevgi günü” olarak coşku ile kutlanmalıdır…

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.