AH KEŞKE...

Cüneyt AYRAL / Paris

06 Nisan 2018 Cuma 23:52

Cüneyt Ayral

Gençlik yıllarımda Ankara’da yayınlanan Barış Gazetesi’nde VİRGÜL diye bir köşem

vardı ve sıklıkla müzik eleştirileri yazardım.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın her Cuma akşamı ve her Cumartesi günü

düzenli konserleri olurdu.

İsmet İnönü’yü, Bülent Ecevit’i ve daha pek çok devlet adamımızı özellikle Cuma

akşamı dinletilerinde görmek mümkündü. Onlar ilk sırada otururlar, konserin

ardından gerek orkestra şefini, gerekse o günkü solist sanatçıyı kutlamak üzere

kulise giderlerdi.

Şimdi 70 li yıllardan hangisi olduğunu anımsamıyorum, çünkü geçmişle

yaşamamak adına bundan bir süre önce yıllardır tutmuş olduğum günlüklerimi yırtıp

attım. Ama Fazıl Say’ın babası Ahmet Say, Virgül köşemdeki yazılarımdan olacak,

beni evlerine davet etmişti, minik bir adam olan Fazıl’ı dinleyebilmem için. O gün,

yine yanılmıyorsam eğer Ankara Küçük Esat civarlarındaki evlerine gittiğimde, loş

bir salonda köşedeki piyanoda minik Fazıl Say bana Mozart dinletmişti. Babasına

da söylemiş olduğum gibi, Fazıl piyano çalmıyor, piyano ile söyleşiyordu. O yaştaki

bir piyanistin önünde çalacağı parçanın notaları olmaması ve hiç hatasız farklı bir

yorum ile Mozart’ı çalmış olması beni şaşırtmıştı ve elbette sevindirmişti.

Sonraki yıllarda Fazıl Say dünya çapında bir müzik dahisi olduğunu kanıtlamış,

dünyanın her yerinde konserler vermeye başlamıştı. Ardından onun besteciliği ile

tanıştık.

İstanbul’dan, Fazıl Say’ın konserini dinlemek üzere Paris’e gelen bir gurup

hanımefendi ile birlikte 3 Nisan 2018 akşamı Champs-Elysée tiyatrosuna gittik.

Saat 20 de başlayan konserde ilk olarak Fazıl bize Beethoven’in 3 numaralı piyano

konçertosunu seslendirdi. Avrupa’nın en iyi oda orkestrası olduğu tartışılmayan

Paris Oda Orkestrası’nı Douglas Boyd yönetiyordu. Say’ın muhteşem yorumunu

dinmeyen alkışlarla karşıladı salonu hınca hınç doldurmuş olan müzik severler.

Sonra, piyano sahnenin gerisine itildi ve viyolonsel için yer hazırlandı. Alkışlar bu

sefer orkestra şefi ile birlikte sahneye gelen genç Viyolonselist Camille Thomas

içindi. Uzun boylu sanatçının henüz çalmaya başlamadan ne kadar heyecanlı

olduğu belli oluyordu. Heyecanlıydı çünkü bu kez bir eserin dünya prömiyerini

yapacak ve dinleyici ile ilk kez buluşmasını sağlayacaktı. Eser Fazıl Say’ın “Never

Give Up” adlı eseriydi. Viyolonsel için yazılmış olan bu konçertoyu Türkçe “SAKIN

VAZGEÇME!” diye adlandırabilirsiz.

Daha eser çalışmaya başlarken, Fazıl Say’ın yaylı çalgılara yepyeni seslere

kazandırmış olduğunu dinledik. Orkestra çalarken aynı solist gibi heyecanlıydı,

yakından izlediğim kontrobaslar her notanın hakkını verebilmek için ter

döküyorlardı, ikinci kemanların başındaki genç kemancı kız ter döküyor ama yaptığı

işin ne kadar önemli olduğunu bakışları ile de anlatıyordu, onun yüzünde ap ayrı bir

sevinci izledim.

Ardından, sahneden üzerimize doğru acımasız silah sesleri gelmeye başladı. Ben

kendi adıma, sazlarla üretilmiş silah seslerini hayatımda ilk kez duydum ve bu

notaları yazabilmiş olduğu için Fazıl Say’a bir kere daha hayran oldum.

Bernard Magrez Enstitüsü tarafından sipariş edilmiş olan bu Viyolonsel konçertosu

tüm sesleri ile bize Fazıl Say’ın BARIŞ VE ÖZGÜRLÜKTEN hiç bir zaman ve hiçbir

koşulda VAZGEÇMEYECEĞİNİ anlatıyordu.

Kemanların kuş cıvıltıları çalabildiği, denizin sessizliğinin salona aktarıldığı,

yaşanmakta olan savaşların acımasızlığının birebir duyumsandığı eser yaklaşık 25

dakikada bittiğinde salonu bir şaşkınlık ve sessizlik kapsadı önce, ardından

başlayan alkışlar dakikalarca susmadı…

Haydn’ın 86 numaralı Ré Majör senfonisini de dinleyip eve dönerken içimden hep

AH KEŞKE deyip durdum…

Böyle bir eser, böyle bir anlatım, neden dünyada ilk kez Paris’te çalıyor diye

düşünüp durdum. Oysa sanatçı Türk ve dünyanın gözbebeği şehirlerden birisinden,

İstanbul’dan geliyor…

Bu eserin dünya prömiyeri İstanbul AKM’de, devlet erkânının en ön sırada oturduğu

dev bir konser ile yapılsaydı daha doğru olmaz mıydı?

Ama ne yazık ki, bugün ne AKM var ne de sanatçısına saygı duyan bir devlet…

İçim acıyarak vardım eve… Ve yüksek sesle SAKINSAKIN dedim, SAKIN VAZGEÇME

FAZIL SAY ! Bizim de vazgeçmememiz için hep çal…

img_7210.jpg

 

 

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.