AHMET BEY’İN ATATÜRK DÜŞMANI ÖĞRENCİLERİ

"Söylediği 10 siyasi tahminden 9’u tutmayan ibrecibaşı hükümet komiseri Abdülkadir Selvi siyasi iktidardaki bu dönüşümün sebebini seçim üzerinden yorumlamıştı ve devamında da AKP’deki Atatürk sevgisine dair analizler hep bu çerçeveden şekillendi. "

Ahmet Bey’in Atatürk Düşmanı Öğrencileri

11 Kasım 2017 Cumartesi 16:31

Çağlar Ezikoğlu

Gerek 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı gerekse 10 Kasım’daki Atatürk anması Cumhuriyet’e ve Atatürk’e olan sevgi ve özlemin bu ülkenin yurttaşlarında nasıl hissedildiğini gösterdi bizlere bu sene. Özellikle bu sene kutlamalar da, anmalar da olabildiğince içten ve coşkulu bir şekilde icra edildi. Tabi bu coşkunun ve bu heyecanın yanı sıra özellikle siyasi iktidarda aniden ortaya çıkan Atatürk ve Cumhuriyet sevdası da tartışılmaya devam ediyor kamuoyunda. Söylediği 10 siyasi tahminden 9’u tutmayan ibrecibaşı hükümet komiseri Abdülkadir Selvi siyasi iktidardaki bu dönüşümün sebebini seçim üzerinden yorumlamıştı ve devamında da AKP’deki Atatürk sevgisine dair analizler hep bu çerçeveden şekillendi. Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim gibi, bu dönüşümün sebebinin kesinlikle seçim üzerine hesaplar olduğunu düşünmüyorum. Zira iktidarda kalma stratejisi olarak son yıllarda kutuplaştırma siyasetini ön plana koyan ve bu çerçevede toplumu %50-%50 olarak ortadan ikiye yaran bir siyasi iktidarın bugün bu değişimden dolayı bir oy değişkenliği ve geçişkenliği sağlayacağını düşünmek hiçbir şekilde gerçekçi değildir. Yani bugün ne Atatürkçü ilerici Cumhuriyetçi bir yurttaş bu sebeplerden ötürü AKP’ye oy verir, ne de Reis sevdalısı bir seçmen bu değişimden ötürü kızıp başka partilere yönlenir. 


Peki hedeflenen ne? Defalarca yazdığım gibi Türkiye özellikle dış kaynaklı büyük şoklar ve büyük krizlerin eşiğinde. Bu krizler ekonomik, siyasi veya askeri çok farklı şekillerde karşımıza çıkacaktır. İşte böylesi durumlarda, siyasi iktidar özellikle kendisine muhalif olan kitlenin bu tip krizlere olası tepkilerini minimize etme gayreti içinde olmaktadır.

Bu hedef özellikle bu muhalif kitlenin belkemiğini oluşturan Atatürkçü ve laik cenaha karşı ılımlı bir siyaset izleme neticesini doğurmaktadır. Fakat bu noktada özellikle göz ardı edilen bir husus var. O da AKP içerisinde özellikle bu Atatürkçü gözüken politika değişimine karşı oluşan direnç noktaları. Bu direncin temsilcileri de geçmişte FETÖ ile ortaklığa sahip, FETÖ ile ittifak esnasında gerçekleşen Ergenekon ve Balyoz kumpaslarını hali hazırda sahiplenen ve ekseriyeti müstafi Başbakan Ahmet Davutoğlu etrafında toplanmış bir güruh. 10 Kasım’da Erdoğan ve çevresi Atatürk’ü öven konuşmaları arka arkaya icra eden, Ahmet Bey’in öğrencileri ise Atatürk’e hakaret eden ve 10 Kasım’daki anma törenlerini aşağılayan ifadelerle saldırıya geçtiler. Örneğin, cihatçı gazetecilerden Adem Özköse. Müstafi Başbakan Ahmet Bey’in öğrencim diyerek her fırsatta sahip çıktığı ve hocası istifaya zorlanırken ağır sözlerle AKP iktidarını eleştirip hocasına her fırsatta vefasını gösteren bu cihatçı Adem Özköse isimli şahıs, dün çok çirkin bir tweet ile 10 Kasım ve Atatürk’ü hedef aldı. Bu şahıs şu tweetinde; (https://twitter.com/ademozkose/status/929026556231643136), İstanbul’da bir lisede Ata’ya saygılarını gösteren ve sırf atalarını sevdikleri için içlerinden gelerek onun büstüne selam veren küçücük yavrucakları sapıklıkla suçlamış, üstelik okul ismini açıkça belirterek hedef göstermiştir. 

Mesele bu cihatçı şahıs ile bitmiyor elbet. Yine hocasının vazgeçilmezlerinden birisi olan romantik İslamcı tayfanın üyelerinden birisi Hakan Albayrak, sosyal medyada 2015 yılında yazdığı ve Atatürk’e hakaretler içeren şu yazısını tekrar dolaşıma sokuyor (http://dirilispostasi.com/a-2226-ataturkculuk-yahut-kemalizme-tam-olarak-nasil-bakmaliyiz.html)  ve bugün Ahmet Bey’in gazetesi Karar’da şu soruyu sitemle soruyor; ‘Atatürkçülüğün bayraktarlığı AK Parti’ye mi kaldı’? 

Hakan Bey’in eski mesai arkadaşı, Atatürk hakkında ‘Olmasaydın da olurduk’ ilanı vererek hakaretamiz ifadelerde bulunan ve Davutoğlu’nun gayretleriyle kısa bir dönem AKP’den milletvekili seçilen Eyüp Gökhan Özekin isimli şahıs ise sosyal medya hesabında önce, 9 Kasım’da, “Evet Kemalist değilim. Olur ya bir gün devir değişir, işte o gün özür dilemeyeceğim. Pişmanım demeyeceğim. Kendinizi korku veya menfaat için inanmadıklarınızın esiri etmeyin. Özgürlük güzel bir şey. Bedeli zindan olsa da...”  yazdı. Özekin, daha sonra havuz medyasından Güneş gazetesinin “Rahat uyu Atam” başlıklı manşetini paylaştı ve “Kültürel iktidar niye solda, bizden niye nitelik çıkmıyor, niye şöyle, niye böyle’ diye soranlara... Çünkü bu işler biraz omurga meselesidir. Çünkü ‘sağcılık’ böyle bir şeydir” ifadelerini paylaştı. Özekin son olarak ise “Ata Türk” yazan bir cami mahyasının fotoğrafını paylaşarak, “Neyse, ben cumaya gidiyorum. Hayırlı cumalar... (Yeni konsepte biz de adapte olalım)” yazdı. 

Bugün Karar gazetesini şöyle bir gözden geçirebilirsiniz, kardeşi Fethullahçılıktan ötürü sefil bir şekilde kaçak hayatı sürdüren ama hiç gocunmadan hala bu ülkede gazetecilik yapan namlı tetikçi Yıldıray Oğur’dan tutun da, Diriliş Postası adlı yayında sabah akşam Atatürk’e saldıran namlı Hocacılardan Erem Şentürk’e kadar Ahmet Bey’in bütün öğrencileri Erdoğan’a ateş püskürüyor. Ve ne ilginçtir ki, bunların hepsi FETÖ’nün ve YAE’ci liberallerin argümanı olan ‘Erdoğancılarla Kemalistler ittifak ediyor’ algısını bir papağan gibi tekrar ediyorlar. Tabi geçmişlerinde hepsinin bir Fethullahçılığı aşikar iken ve hocalarının Dışişlerindeki bütün danışmanları FETÖ’den içeriye alınmışken çok şaşırtıcı olmasa gerek bu tepkiler. Benim merak ettiğim husus ise oldukça açık, partiyi tek başına kontrol ettiğini iddia eden, güçlü lider konumunda olduğunu herkese göstermeye çalışan ve AKP içerisindeki çatlak seslere karşı taviz vermediği söylenen Erdoğan bu muhalif seslere karşı neden hiçbir şey yapmıyor? Atatürk’e kendi partisinden edilen hakaretlere karşı neden sessiz? Hadi bunların hepsini de geçtim kendisine yönelik ağır eleştirilere karşı bile neden çıkıp tek laf etmiyor. Bu eleştirileri muhalefetten birileri yapınca esip gürlerken neden Ahmet Bey ve onun öğrencilerine karşı bu denli sabırlı ve sakin? Bu durum karşısında söylenecek tek şey var belki de zamanın Cumhurbaşkanı ve şimdiki AKP içi muhalefetin bir diğer aktörünün dediği gibi;insan bazen gerçekten hayret ediyor…
 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.