BİZDEN ÇOK YILDIZ GÖREN ŞAİRE ARMAĞANIMDIR

Sami Günal

10 Mart 2018 Cumartesi 15:29

Bir ileti geldi Avusturalya’nın Sydney şehrinden.

“Sevgili Sami Günal, ‘Eve Götür Beni Nehir’ etkinliğinde konuşmacı olduğunu duyunca çok sevindim. Yazın çok güzeldi. Konuşman da güzel olacak. Çok teşekkürler. Sydney'den dostlukla…” İmza, Şair-Yazar Nihat Ziyalan.

Benim için çok heyecan verici, çok onurlandırıcı bir ileti!

Elimde bir şiir kitabı var. Adı: “Eve Götür Beni Nehir” Şair, Nihat Ziyalan. Yabancımız değil. “İkinci Yeni” şiir akımına göz kırpmak suretiyle daha gerçekçi bir tarzı yeğleyerek kendi şiirlerini sürdürmeye devam edenlerden birisi olan herkesin Nihat abisi.

Eğer ki içeriği hakkında herhangi bir kaynaktan bilgilendirme veya algılatma yoksa kitaplar üzerinde düşünülmeye öncelikle adı üzerinde başlanılır. Neyi anlatmaya çalıştığını kurgulamaya çalışırsınız en azından elinize alıp eve giderken.

Şimdi söz konusu olan ad, bir yol sürdüren “nehir” ve her daim ona ulaşılması arzulanan bir “ev” olunca acaba bir “hasretlik şiirleri” kitabı mı diye düşünüyorsunuz. Ne de olsa şairimiz kendisini gurbete gönüllü mahkûm etmiş bir delikanlıdır.

Sayfaları gezerek yol alıyorum… Evet, bu kitaptaki şiirler hasretlik şiirleri. Neye hasretlik? Bir tek eve mi? Hayır? Her şeye. İnsana, dosta, arkadaşa, doğaya, hayvana hatta sinema jönlerine. Anılan edebiyatçılar-sanatçılar sayfa sayfa şiirlerde... Daha ne olsun?

Bu kitap içinde altını çizdiğim dize sayısı bana yorgunluk verdi. Sevdim yani. Düz algı okunacak şiirler demeti değil bu kitap. Yoğun imgelemelerle dolu. Belki de en çok imgelemeler bulduğum bir kitap oldu. İmgeleme bir dilin anlatım gücünü zenginleştirme yöntemidir… Bu, bir Nihat Ziyalan yazısıdır ama iki ismi bir arada anmak “usule aykırı” düşmez. Hiç uzağa gitmeden kitabın içinde ortak bir şiire konu olan ozanımızın can yoldaşı-arkadaşı, kardeşi kadar yakın dostu Özdemir İnce’nin “Opera Kahkahası” kitabındaki iki dizeyle imgelemenin ne olduğunun tadına ve anlamına varalım:

“Önümden çok geyikler geçti yavrularıyla birlikte / Gözlerimle bile nişan almadım hiçbirine”

Bu dizeler yerine,

“Kıyamam yavru ceylanıma / Elimde silah / Onu vurmak için doğrultmadım bile” demiş olsa bir şair, bu kadar etkili ve estetik bir haz bırakır mıydı?

Şiirin can simididir imgeler. Can simidi olan imgelerin anasıdır şairler. Yazın sanatları içinde imgelemelerin en muhtaç olunduğu yer ise şiirlerdir. Şiir, gerektiğinde sarsıcı olma ihtiyacı içinde olan bir sanattır. Aynı zamanda imgelemeler şiire lojistik destek verir. Şiire, içinde doğduğu dilin sözcüklerinin yalın anlamları sayısal adet olarak yeterli gelmeyebilir. İşte bu noktada imgelemeye başvurur şiirin sahibi olan şairler.

Bu kitapta görüyoruz ki Nihat Ziyalan bir imgeleme ustasıdır. Yani şiirin hakkını verenlerdendir.

Nihat Ziyalan şiirlerini, -elbette yalnız şiirleri değil- ne yazıyorsa; başta öyküleri olmak üzere, hepsini sıla özlemi içerisinde yazıyor. Kitaba adını veren (Eve Götür Beni Nehir) şiirindeki içimizi sızlatan çağrı, hatta haykırış hep o özlemde anlamını buluyor. Onun için Melbourne’de Üsküdar tramvayıyla karşılaşır. Nihat ağabeyimize olan özlemimizi, onun Yeşilçam’a görüntüsünü yadigâr kıldığı zamanlardan başlayarak kısa dönem tiyatro oyunculuğunu, Adana’daki çocukluk ve delikanlılık günlerini, şalgamcı babasını, özellikle arkadaşlarından Özdemir İnce ile Yılmaz Güney’li günlerini, delikanlılık sevdalarını duygularımızın içinde baki kılarız.

Şimdi, yavaş yavaş “Eve Götür Beni Nehir” kitabının içine girdiğimizde neler göreceğimize dair serpiştirmeler yapalım:

“Gene yazıyorum sevgili: / Akmayan suyun / Sesini dinlemekle geçiyor günlerim”

Sıla özleminin; akarsu metaforunun, tersinlemenin duygusallığında bir sanatçının hüznüne dâhil oluyoruz.

O, işçi karınca gibi her bir yandan dizelerine lirizmi taşır…

“Olacak şey değil / Ay ışığı donunu çıkarıp attı üstümüze / Donun kokusu da girdi bakışımıza / Varla yok arasındaydı zamanımız / Zavallı ay ışığı sürünüp durdu ortamızda”

Şair, imgelem romantizmine aykırı nesnenin (don) simgeleştirilmesiyle havaya uçuruyor ve muzip bir çocuk edası kalıyor şiirle birlikte.

Ziyalan, şiirini hayatın içinden kotarıyor. Kendi hayatının içinden! Büyük iddialı lafların vurucu simgelerin aforizma niteliğinde dizelerin peşinde değil. Alçak gönüllü söyleyişin içinde hayatı ve hayatlarımızı saklıyor.

“Havaya tutuna tutuna kapaklandı ağaç / Biçilmiş bir çığlık dallarda, yapraklarda / Toprağa yan yana dizili bir acelecilik / İkindi namazına yetiştirilecek”

Bu derece denk gelir insanın yaşamına bu dizeler. Taze ruh halime yapıştırılan imgelemeler sanki.

Onun uzakta, başka insanların memleketinde şiir yazdığını; yaşadığını şu dizelerden de anlıyoruz:

“Çoğunu tanımam kapımın önünden geçenleri / Uzaktan uzağa / Gülümser / Merhabalaşırız”

Evet, biz birbirimize gülümsemeyen, selamlaşmayan toplum olduğumuz için, “Şemsiyesi açılmamış bir tonda” bizim memleketimiz ve insanlarımız her an kavgaya hazır, gergin, kaba, bağnaz olduğundan zarafetimiz, mutluluğumuz, iç sevincimiz kalmamıştır. Merhabamız, selamlaşmamız, hatır sormamız, gülümsememiz de öyle. Ziyalan’a gıpta edebiliriz.

“Su taşıdım yıllarca” ve “Yakışıklıdır Babam” şiirleri hüzün ve duyarlılığın sarmalında dolaşırken olabilecek en yalın, damıtılmış hatta mütevazı sözcükler, imgeler tek başına şiir olan dizelere dönüşür.  Ama anlatılan hikâye, kurulan şiir acımasızca çarpıcıdır. “Kara Tren”, Annesi ile Yılmaz Güney’in annesi Güllü Teyze’ye adadığı “Pursantaj Memuru” şiiri mayalanan özlemlerin, geçmişe ağıtın, dostluğun şiirleri geleceğe bir Nihat Ziyalan kitabı daha bırakıyor.

Sizi saran bir havası var sıcacık dizelerin. Şiirlerle o kadar iç içe giriyorsunuz ki bir de bakmışsınız aynada görür gibi siz oradasınız. İstediğiniz şiire kendi yaşamınız içinde başlıklar bulacaksınızdır. Bütün şiirler benim olduğu gibi örneğin “Ürperen” adlı şiir benim öz yaşam şiirim oldu ve adını değiştirdim. “Yuva Yıkım Ekipleri” ya da “Yuva Yıkıcıları”. Bu şiir artık Sevgili Nihat abinin mülkiyetinden çıkıp yaşamımda arkama her baktığımda kullanmak üzere benim mülkiyetime geçmiştir.

“Kim ayrı düşmüş de / Durmuştur yaşam / Yürürsün / Birlikte yürünmüş yolları”

Kitaplığınızda incecik bir yer açın, koskocaman şiir tadı için.

***
NOT: Kitap çalışması dolayısıyla bir süreliğine kepenkleri indirmek zorundayız. Dostlara duyurulur.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.