CHP KURULTAYINDAN NE SONUÇ ÇIKTI?

Sami Günal

12 Şubat 2018 Pazartesi 09:30

Bu kurultay, CHP tarihinin en heyecansız, en sönük kurultayı olarak parti tarihinin sayfalarında yerini alacak olan bir kurultay oldu. Televizyonlarda gördüğümüz kadarıyla partililer dermansız, sıradan bir tiyatro eserini izlemeye gelmiş gibiydiler. İktidara aday olduğu iddiası içinde olan bir başka parti kurultayı görmemiş olsak arada bir gelen bağrış çağırışları heyecan diye yutacağız ama değil.

Siyasal partiler literatürü içinde CHP’ye kurultaylar partisi de denilmektedir. Kurultayların olağan olanının 36’ıncıs yapıldı; bakalım olağanüstü kurultay ne zaman olacak? Öyle bir beklenti mi var? Hem evet var, hem de bu, CHP için olağan bir hâl durumudur. Olağan kurultaylar, artık geleneksel olduğu üzere, ihtiyaca cevap veremez ve ardından da olağanüstü kurultay talepleri dillendirilmeye başlanılır. 36 olağan kurultayın yanında şimdiye kadar 18 de olağanüstü kurultay düzenlenmiş. Yani oran ikiye bir matematiğindedir.

Bu kurultayın başlığı “Adalet ve Cesaret Kurultayı” Adına yaraşır bir kurultay oldu mu? Hayır!

Adalet kısmına bakalım!

Bilindiği üzere mevcut genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu yeniden seçildi. Zaten parti yönetiminin kurultay hedefi bundan ibarettir. İbarettir diyoruz ki buna “Cesaret” kısmında bakacağız.

Bir partide, parti içi demokrasi olamayınca adalet mi olur? Öncelikle parti içi demokrasi gerek şarttır. Parti içi demokrasi dediğiniz şey, ülke sorunlarının yanında parti içi sorunların da her üye tarafından süre ve statü engeli olmaksızın tartışılması demektir; hele hele en büyük organ olan kurultaylarda.

Genel başkan adayı olmak, devenin hendek atlamasından daha zor. Hatta imkânsız. Bunu gördük. Bu korku niye? Ülke yönetimine dair diktatörlük eleştirileri yaparken elin adamı dönüp de sizin partinizin içine bakmaz mı? Söz söylerken önce dönüp bakacaksınız o sözün sahibi miyim diye. Zaten getirdiğiniz antidemokratik sınırlamalar gülünç bir hâl alıyor. Yönetiminizin etkisiyle seçilen delegeler size imza verdikleri kadar oy vermiyorlar; karşıya da verdikleri imzadan daha fazla oy veriyorlar. Demek ki ortada bir korku var. Korkuyla demokrasi mi olur; demokrasinin olmadığı yerde adalet mi olur? Demek ki olamazmış. Buna rağmen oluşturduğunuz delegeler azımsanamayacak sayıda gerçeğin farkında ve cesaretle kendi demokrasilerini kurma eğilimindedirler.

Nedir bu kurultaylar?

Kısacası, ideoloji ve iktidar hedeflemesi, stratejisi ve programlarının yeniden gözden geçirildiği ve günün gerek şartlarına göre yeniden sağlamasının yapıldığı gerekirse yeniden yeni yeni oluşturulduğu yerdir. Sadece sizin mutlu olacağınız arkadaş grubunun (PM ve devamı) seçim yeri değil, partinin temel iş ve işlevlerinin konuşulduğu ve karara bağlanarak deyim yerindeyse kotarıldığı yerdir.

İkinci güçlü (hakkıyla) aday, katakulliler arasında bu hakkını şöyle veya böyle kullanabildi. Delegeler zaten sizin biçimlendirmenizken, birtakım anti demokratik tüzük oyunlarıyla sergilediğiniz -bu aday olunmalara ve tartışma konularına- tahammülsüzlük niye? Diğer iki aday da çıkıp parti ve ülke yönetimine dair düşüncelerini ideolojik ve entelektüel boyutta dile getirselerdi size ne zararları olurdu? O konuşmalar içerisinde parti yönetiminize dair ufkunuza notlar düşürseydiniz daha verimli ve güzel olmaz mıydı? Hayır, haklısınız! Size zararları olacaktı. Partinizin(!) fabrika ayarlarının şeklini şemalını gösterirler de ola ki güdümlendirilmiş delegelerin uyanacakları tutar. Olur mu olur! Uyanınca oy oranının aritmetik dengeleri sarsıldığında arada diğer güçlü aday fırlayıverir kuşkusunu taşıyorsunuz ve bu tüzük rezaletini sürdürüyorsunuz.

Gelelim “Cesaret” faslına!

Parti yönetiminin, kurultay hedefinin, kendi yerlerini korumaktan ibaret olduğunu söyleyip bunu temellendirmeyi “Cesaret” kısmına bırakacağımızı belirtmiştik.

Bir partinin cesareti, ideolojisiyle ortaya konulur. Bu ideoloji, şekli, yerinde duran değil eylemli olandır. CHP’nin ideolojisi silikleştirilmiş durumdadır. Örneğin özelleştirme hakkındaki yaklaşımı ne? En sıcak, yakıcı sorun olan laiklik hakkındaki belirsizlik durumunun sebebi ne? Devamlı bir çekingenlik, pısırıklık ruh hali içinde gündem belirleyen değil, belirlenen gündemler peşinde koşturulan ve devamlı surette savunma hattında bırakılan bir parti görünümündedir CHP. Bir fotoğraf gibi! Kendisine çizilen çerçeve içine hapsolmuş. Muhalefeti, cetvelle çizilen yapay sınır kadar.

İdeolojik duruşunda, samimiyetinde bir kuşkusu var da aman karşıyı ürkütmeyeyim korkusuyla hareket ederek üstünlüğü rakiplerine kaptırmaktadır. El âlem ne der, psikolojisiyle el âlemin altından kalıp ideolojik üstünlüğünü ortaya koyamamaktadır. İdeolojisini ortaya koyamayıştan dolayı tanınamayan, kendinden ürkülen, daha doğrusu kavratılamayan bir yapı hâline dönüşüp kitleselleşememektedir. Bu sefer de tabansız kalırım endişesiyle kendinden olmayan ideoloji sahibi partilere benzemeye çalışmaktadır fakat yine olmamaktadır. Sorun şu: Aslı varken kopyasını kim ne yapsın? Yapılması gereken ideolojik atılım: Kendini ortaya koyarak ürküleri yok edip güvene dayalı bir ilişki geliştirmektir.

Siyasi rakibiniz, Cumhuriyet’in tüm koruyucu (Sivil toplum ve çok partili sistem) dengelerine rağmen hiç çekinmeden olağanüstü bir gayretkeşlikle ideolojisini ve stratejisini, programını ortaya koyabilmektedir. Sizinle taban tabana zıt ideoloji içinde yarattığı kitlesini (Doğrudur çünkü merkez sağı soğurabilmiştir.) konsolide etmesini becerebilmektedir. Bu sefer siz, konsolide edilen kitle karşısında ideolojik ve matematiksel yılgınlığa kapılarak ezilme duygusu içinde güya o kitleye ürkütmeden yanaşmak için onlara benzer gibi olmaya çalışırken kendi tabanınızı ideolojik boşluk içine iteleyip umutsuzluğa sürüklüyorsunuz.

Evet, mademki adınız “Cesaret” o zaman numaracı, hükmü geçmiş liberallerden ve sizin olmayan kamuoyuna şirin gözükme kontenjanından içinize girdirdiğiniz her takım Truva Atlarından da uzak durup ideolojinizi oraya koymak zorundasınız.

Bunun daha sağlam ve şaşalı yolu, yeni bir olağanüstü kurultaydır. İdeolojik yenilenme ve rehabilitasyon kurultayı olmalıdır bu. Bildirgesinin, utangaç bir şekilde itelendiği, ötelendiği, gizliden çıkarır gibi sona saklanmış hâlde değil; belirli bir süre önceden -diyelim üç ay, altı ay- belirlenmiş bir ideolojik program ve bildirgenin tüm yurt düzeyinde en alttan en üste kadar tartışıla tartışıla, yeniden yeniden ihtiyaçlara göre düzenlene düzenlene getirildiği bir kurultay yapılmalıdır. Tabii, önsel ilk şart, delege barajı rezaletinin yıkılmasıdır. Diğer bir şart, sosyal demokrasiye yaraşır onu kavrar bir delege yapısı oluşturmak için her il bazında sürekli açık tutulmak şartıyla delege “bilincini olgunlaştırma” parti okulu açılmalı.

Evet, şimdiye kadar gelinen noktada görünen o ki bir kumpas dâhilinde yönetimi değiştirilen CHP, ideolojisinden arındırılmış pirüpak hâle getirilmiştir. Mevcut yönetimler, ideolojik çalışmalardan uzak durup partiyi kişiliksizleştirme çabaları içinde olmuşlardır. Ülke içinde değil, parti içinde iktidar olmayı yeterli görmüşlerdir. Korkaklardır! Muhalefet literatürüne yeni tanım armağan etmişlerdir: “Bürokratik muhalefet!” Kendi hantallıklarının kartvizitidir bu.

Bir “CHP’li kalem” olmadan tarafsız bir gözlemci sıfatıyla kurultaydaki hakkaniyetsizlikleri ölçü olarak rakip adayın sözüyle yazıyı bitirmek, “CHP’li kalem” olmayış niteliğimize halel getirmez diye düşünüyorum.

“Aynı şeyleri yapıp başka bir sonuç bekleme! Sekiz kere denedin olmadı.”  

 

 

 

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.