CHP’NİN ALANLARA ÇIKMA KARARI VE KARTAL MİTİNGİ

ABC Günün Analizi

CHP’nin alanlara çıkma kararı ve Kartal Mitingi

20 Kasım 2016 Pazar 00:53

CHP alanlara çıkma kararı aldı. Bu karar gecikmiş olmakla birlikte çok önemli bir gelişmedir. Çünkü, her hangi bir partiden söz etmiyoruz. Sokaktaki her dört kişiden birinin oy verdiği, Türkiye’nin en eski, köklü ve cumhuriyetin kurucu güçlerinden biri olan bir siyasal oluşumun tavrına işaret ediyoruz.

Bu nedenle Cumhuriyet Halk Partisi varlık gerekçesini oluşturan cumhuriyet ve laiklik için sokaklara, alanlara çıkmak için çok gecikse de, aldığı kararın kendisi bile toplumu dalgalandırmaya yetecektir.

Cumhuriyet tasfiye edilirken, aslında CHP de tasfiye ediliyordu. Türkiye’yi darbenin eşiğine getiren, ülkeyi Ortaçağ artığı cemaatlere teslim eden, Cumhuriyetin temsil ve ima ettiği bütün değerlerin düşmanı olan, yobazlık ve zorbalığın simgesi Abdulhamitçiliği savunan, saltanatçı ve derin bir cehalet içinde modernleşme düşmanlığı yapan bir siyasal güce bu ülkeyi teslim etmek felaket olacaktır. Eğer bu ülke, gericiliğe teslim edilip tekbirler eşliğinde boğazlanırsa, hiç kuşkusuz bunun en büyük sorumlularından biri de CHP olacaktır.

AKP, ilan ettiği Olağanüstü Hal (OHAL) ile darbeyi bastırıp darbecileri cezalandırmıyor. Bu büyük bir yalandır artık. Darbe bastırıldı ve o durum, geride kaldı. Üstelik, darbeyi bastıran AKP’nin ileri sürdüğü gibi ne polis ne de sokağa çıkan üç buçuk gericidir. Darbeyi bastıranlar, 15 Temmuz’da Fethullahçı kalkışmaya katılmayan cumhuriyetçi askeri birliklerdir. Bunu biliyoruz. Bırakın artık darbeyi millet önledi palavrasını. 

Darbenin bastırıldığının anlaşılmasından sonra sokaklara çıkanlar ise, teslim olan askerleri tıpkı IŞİD’ciler gibi tekbir getirerek linç etmekle uğraştılar. Hükümetin, o katilleri yakalayıp cezalandırmak yerine ‘demokrasi kahramanı’ ilan etmesi ise toplum vicdanını derinden yaraladı. 

Ülkenin çivisi çıktı özetle. ABD dolarının olağanüstü yükselişi, sıcak para operasyonlarına bağlı bütün ekonomiler gibi Türkiye’yi de sarsmaya başladı. AKP’yi iktidara getiren bütün dinamikler ve ona büyük şans sağlayan küresel ekonomik koşullar da dramatik şekilde değişti.

Ancak, yakın zamana kadar bunun ne AKP farkındaydı ne CHP ne de aydınlar... 

Öyle anlaşılıyor ki, kendisini olduğundan daha güçlü gösteren, gerçekte ise kısa tarihinin en zayıf döneminden geçen Erdoğan-AKP iktidarı, yıkılmanın eşiğine geldiği halde OHAL ilan ederek iktidarını restore etmeye çalışıyor. Muhalefetin aymazlığı nedeniyle büyük ölçüde toparlandığı ve iktidarını yeniden inşa ederek kapsamlı bir karşı hamleye hazırlandığı görülüyor.

Muhalefet, başta CHP olmak üzere, büyük ve anlaşılamaz bir tutumla AKP’ye bu fırsatı tanıdı. Ancak, CHP’nin aldığı son kararla, öyle anlaşılıyor ki, bu tablo değişecek. CHP 3 Aralık'ta Adana’dan başlamak üzere kitlesel bir mitingler yaparak AKP iktidarına meydan okuyacak.

Ancak ondan önce İstanbul Kartal’da bu hafta sonu simgesel değeri bakımından çok daha önemli bir başka etkinlik yapılıyor. Haziran Hareketi’nin öncülüğünde 20 Kasım Pazar günü yapılacak mitingden söz ediyoruz.. CHP İstanbul İl Örgütü’nün, doğru bir siyasal değerlendirme ve kararla katılacağını açıkladığı bu miting, yeni oluşacak muhalefet blokunun da bir işareti olacak.

İstanbul İl Başkanı Cemal Canpolat’ın mimarı olduğu 24 Temmuz Taksim Mitinginden sonra, ikinci kez, bu sefer üzerinde düşünülmüş şekilde CHP kendi dışındaki solla, sosyalist çevrelerle buluşacak. Aynı zamanda HDP’nin de bu mitinge destek vereceğini açıklaması bu etkinliğin önemini daha da arttırıyor. Bu gelişme, yakın zamana kadar, ona destek veren kitleleri de içeren bir yaklaşımla CHP’yi haksız şekilde Kürt düşmanı, şovenist ve hatta faşist bir parti olarak niteleyen, bütün gerici, Kürtçü ve liberal tezlerin yanlışlanması ve düzeltilmesi anlamına da geliyor. Önemi burada.

Çünkü, liberal ve gerici ajitasyon sonucu öyle bir ortam oluştu ki, AKP 10 yıla yakın zamandır PKK ile kirli ve iki yüzlü bir “çözüm” süreci yürütürken, neredeyse “demokratik ve enternasyonalist” bir parti muamelesi görüyordu. Bugün aynı çevreler, CHP Kürt siyasal hareketiyle demokratik zeminde ve hukuk içinde bir temas kurunca, “vatan haini” muamelesi yapmaya kalkıyorlar. 

Bu sahtekarlığa pabuç bırakılmamalıdır.. Hem terör örgütleri ve teröristlerle Ortadoğu’da her türlü kirli ve kanlı işbirliği yapacaksınız hem de başkalarını, sırf demokratik hak ve özgürlükleri savunuyor diye suçlamaya kalkacaksınız. Bu pis bir kasaba yobazı kurnazlığıdır. Yağma yok!. Geçti o günler!

CHP, Haziran Hareketi’nin düzenlediği –ki Haziran’ın kurucuları arasında çok sayıda CHP’li de var- mitinge katılma kararı almakla büyük bir siyasal cesaret gösterdi.  Aydınlık ve demokratik Türkiye’yi yeniden kurmanın yolunu ve kuracak güçleri işaret eden bir tutumdur bu. Kürt sorununun çözümünün yeniden birlik, bütünlük, kardeşlik, aydınlanma, laiklik ve demokratik ilkeler temelinde ele alınmasının da yolunu açacak bir gelişmedir. Değeri buradadır.

CHP İstanbul İl Örgütü’nün aldığı bu karara, AKP yandaşı kimi ulusalcı çevreler (tuhaf ama böyle) ile yine CHP içindeki sağ kanat, Türkçüler ve dar kafalı politikacıların karşı çıkması da bizi şaşırtmayacaktır. Onlar, bu tutumlarıyla ancak AKP iktidarına siyasal rıza üretebilir. Kendi kendilerini ajite eden faşizan bir milliyetçiliğin esiri olan bu çevrelerle ortak bir gelecek inşa etmek mümkün değildir. 

Kürt hareketi de bu gelişmeden gerekli dersleri çıkarmalıdır. Yakın geçmişte gerçek dostlarına, yani Kürt sorununun birlik içinde adil, onurlu ve demokratik şekilde çözülmesini sağlayacak toplum kesimlerine karşı düşmanca ve aşağılayıcı, dahası onları “ulusalcı faşistler” ya da “neo-faşistler” diye suçlayan, AKP gericiliğiyle ise utanç verici bir işbirliğine giren liberaller, kürtçüler ve Kürt milliyetçileri, daha geniş anlamda ise HDP ve önceli partiler artık oturup nerede hata yaptıklarını düşünmelidir. 

Kürt hareketi, kendileriyle sembiyotik bir ilişki içinde olan, liberallerden yakasını kurtarmalıdır. Çünkü, o liberallerin ne solla ne de kitlelerle gerçek anlamda bir ilişkileri vardır. Bugün ittifak yapacak “ulusalcı” ya da “cumhuriyetçi” arayan Kürt hareketi, gericilikle bu kadim sorununun çözülmeyeceğini anlamış olmalılar. Su içtikleri kuyuya tükürenler, kendi yarattıkları ortamın esiri olurlar.

Bu Pazar, İstanbul Kartal’da saat 14.00’de AKP gericiliğine, saltanat özlemciliğine ve faşizan diktatörlük girişimine karşı Türkiye’nin bütün ilerici güçleri, cumhuriyetçileri, solcuları ve emekçiler “üzümün çöpü, armudun sapı” demeden buluşmalıdır. Bu hamle, AKP’den kurtuluşun yoluna işaret eden büyük fırsattır. Bu tarihsel fırsatı kaçırmayalım.

Keskin Kalem

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.