ERDOĞAN VE ATATÜRKÇÜLÜK

“10 kasımlarda sap gibi duruyoruz, bir yaygara koparılıyor, iki ayyaşa mı tabi olacağız” söyleminden pişmanlık duyduğunu söylemedi. O zaman Atatürkçülüğüne nasıl inanabiliriz?

Erdoğan ve Atatürkçülük

12 Kasım 2017 Pazar 16:47

Prof.Coşkun Özdemir

Bizler ; kendimizi yurtsever, Atatürkçü olarak anan insanlar AKP iktidarını, doğaldır ki kaygı ile karşıladık. Bu iktidar ve özellikle onun otoriter başkanı cumhuriyete, demokrasiye inanmıyordu. O’nun bağlı olduğu ve hiç inkar etmediği başka bir dünyası vardı. Bir inanç insanı idi Erdoğan. “Hakimiyet Allah’ındır” diyenlerle beraberdi. Laikliğe karşı idi ve bunları hiç gizlemiyordu. Cumhuriyeti bir reklam arası gibi görenlerle beraberdi. First lady 90 yıllık enkazdan bahsediyordu. Erdoğan’ın, akıllı, yetenekli bir insan olduğu, özellikle İslamcı bir yaşamı her şeyin üstünde tutan milyonlarlarca insanımız için eşsiz bir lider olarak algılanacağı açıktı.

Öyle de oldu ve üst üste seçim kazandı. Cumhuriyet dönemini, Atatürk’ü, İnönü’yü, “iki ayyaş”ı, o dönemdeki mucizevi kalkınmayı küçümsüyordu. Kendinden emindi, halkın yarısı ona bu güveni veriyordu. Sivil ve asker bürokrasiyi değiştirmeyi de başardı. Ama toplumsal ve kültürel alanda istediği yere varamadı. Son iki yıl içinde muhaliflerin sayısı arttı. Atatürk ve laiklik ciddi bir engel olarak ortaya çıkıyordu. Bunun üzerine hiç istemediği bir şeye zorlandı. Atatürk’ü övgü ile anmaya başladı. Ama çok belirgin bir çelişki içine düşmemek için CHP yi Atatürk’ten uzak düşmekle suçladı. Tıpkı, “Beton beton beton, orada ruh yok, şehirlerimiz zevksiz binalarla doldu” dedikten sonra yine CHP’yi suçladığı gibi.

Erdoğan’ın Atatürk övgüsü genellikle iyi karşılandı. Kılıçdaroğlu’nun memnuniyetini ifade etmesini yadırgamamak olası değil. Ortak değerlerimizden söz ediyor Kılıçdaroğlu. Nasıl olur? Erdoğan, “heykel bizim değerlerimiz arasında değil” diyor. Madem öyle, Viranşehirli yurttaş da Atatürk heykeline çekiçle saldırıyor. Erdoğan, demokrasiyi tramvaya benzetmekten vazgeçmedi. “10 kasımlarda sap gibi duruyoruz, bir yaygara koparılıyor, iki ayyaşa mı tabi olacağız” söyleminden pişmanlık duyduğunu söylemedi. Hindistanlılara “sizin kutsalınız hiç olmazsa canlı bizimki ölü” demekten de vazgeçmedi. Çok uzakta değil “Yunan kazansaydı iyi olacaktı” diyen tarihçiyi sofrasına almaktan çekinmedi. O zaman Atatürkçülüğüne nasıl inanabiliriz?

Bence o kendi İslamcı dünyasını savunmaya devam ediyor. Ben ulusalcı, yurtsever, solcu Atatürkçü dostlarımla konuşup tartışırken bir umudumu dile getiriyordum. Erdoğan akıllı, yetenekli bir insan, iktidar olanakları; uygar, gelişmiş, modern dünya; bilimin başarı örnekleri ve gözlemleri onu değiştirecek; dünyasını, ufkunu genişletecek, dogmalardan vazgeçecektir. Tıpkı Ahmet Hakan’da tanık olduğumuz gibi. Ben böyle bir gelişme bekliyorum diyordum. Öyle olmadı. Erdoğan tutarlı bir insan, bir lider olarak inandığı değerleri inkar etmedi. Şimdi bence ciddi zorluklarla karşı karşıya. Ne yapacağını neyi planladığını göreceğiz.

Ama ne yapalım ki Atatürkçü, aydınlanmacı, yurtsever, laik cephe iktidara talip olabilmek için, darmadağın ve birbirini yıpratmakla meşgul durumda. Bunu başka bir yazıda işleyeceğim.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.