ERDOĞAN’IN SUDAN SEFERİ...

Kuşku yok ki AKP Başkanı Erdoğan, Şeriatçı bir ülkede Batı’nın “demokrasi, hukuk ve adalet” maskesini düşüren heyecanlı nutkuyla bir “hukuk doktorası”nı fazlasıyla hak etmişti. Yine de konuşmasındaki bazı cümleler kafaları karıştırıcı nitelikte oldu.

Erdoğan’ın Sudan seferi...

27 Aralık 2017 Çarşamba 07:08

Prof. Dr. Taner Timur

Cumhurbaşkanı Erdoğan dün Sudan’daydı. Hartum Üniversitesi’nde öğrencilere sömürgeciliğin iğrenç yüzünü anlattı. “Bir damla petrolü bir damla kandan daha kıymetli gören sefil anlayış”ı ortaya koydu ve Ömer el Beşir’den de “ihya edilmek” üzere Sevakin adasını istedi. Ada verildi mi, verilmedi mi, bilmiyorum. Fakat şurası kesin: kendileri alkışlar ve tekbirler arasında bir “Hukuk doktorası”na layık görüldüler.

DARBECİ İSLAMCI GENERAL EL SBEŞİR

Kuşku yok ki AKP Başkanı Erdoğan, Şeriatçı bir ülkede Batı’nın “demokrasi, hukuk ve adalet” maskesini düşüren heyecanlı nutkuyla bir “hukuk doktorası”nı fazlasıyla hak etmişti. Yine de konuşmasındaki bazı cümleler kafaları karıştırıcı nitelikte oldu. Örneğin Cumhurbaşkanı sömürgecilerin baskı yöntemlerini açıklarken “kimi zaman” diyordu, “ekonomik yaptırımları bir silah olarak kullanıyorlar; kimi zaman medyadaki elemanlarını üzerimize saldırtıyorlar; kimi zaman daha da ileri gidip halkın iradesine dayanan meşru yönetimleri darbeyle tasfiye etmeye çalışıyorlar!”. Aksilik bu ya, bu sözlerin söylendiği ülkeyi de darbeci bir general yönetiyordu. Ömer el Beşir 1989’da tuğgeneral iken bir darbeyle iktidarı ele geçirmiş ve o tarihten itibaren de ülkeyi göstermelik seçimlerle ve despotik metotlarla yönetmişti. Zaten son seçimleri de muhalefet boykot etmişti.

SEYYİD KUTUB'DAN EL TURABİ'YE

El Beşir’in gücü esas olarak orduya dayanıyordu ve halkına ikili söyleşilerden çok meydan mitinglerinde, askeri giysilerle hitab etmeyi  yeğliyordu. Ulusal Kongre Partisi’ndeki rakipleri kendisinden ziyade birbirlerinden nefret ettikleri için de iktidarı sarsılmıyordu. Örneğin parti lideri Hassan el Turabi İslamcı teorisyen kişiliğiyle 1989 darbesinde kendisiyle işbirliği yapmış, fakat sonra o da nüfuzunu kaybetmişti. Sonradan hareketle mesafesini açmış olsa da, Turabi, Müslüman Kardeşler geleneğinden geliyordu; koyu İslamcı Seyyid Kutub’un izleyicisiydi ve bazı eserleri Türkçe’ye de çevrilmişti. Şu anda Ömer el Beşir’le savaşan muhalefet (The Justice and Equality Movement – JEM) kurucuları da Turabi’den esinlenmişti.

SOYKIRIMCI GENERALİN  MİLİSLERİ

Ömer el Beşir darbeyi ülkesi iç savaş halindeyken yapmış ve ilk işi de “Mareşal” unvanını alarak beyaz Araplardan oluşan bir milis örgütü (Cancavit) kurmak olmuştu. Bu karanlık örgütün “icraatı” bizde de bilinmiyor değildi. Örneğin 2009 sonlarında bölgede ayrıntılı bir röportaj yapan bir gazetecimiz şunları yazmıştı: “Cunta yönetimi, sığır ve deve çobanlarından oluşan, şehir ve medeniyet yüzü görmemiş bedevi kabilelerinden oluşan Cancavitler’e güneyin yeşil topraklarını vaat etmiş, petrolden kendilerine pay vereceğini söylemişti. Onlar da bütün varlıklı köyleri yağmalamış, önüne gelen erkekleri öldürüp kadınlara tecavüz etmeye başlamıştı”. (Hürriyet, Ersin Kalkan, 6 Aralık 2009).
 

SOYKIRIM SUÇLUSU ÖMER EL BEŞİR

El Beşir iç savaşa ancak Güney Sudan’ın bağımsızlığını tanıyarak son verebildi. Ne var ki  bu kez de Batı Sudan ayaklanmış ve Darfur’da her türlü muhalife karşı kullanılan feci yöntemler dünyayı ayağa kaldırmıştı. Sonunda iş Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne kadar uzandı ve Ömer el Beşir orada şu başlıklar altında suçlanarak mahkûm edildi:

I) SOYKIRIM SUÇLARI
a) Fur, Masalit ve Zaghawa etnik gurupları üyelerini öldürme;
b) grup üyelerine bedeni ve zihni planda ciddi zarar verme;
c) grup üyelerini, bilerek, fiziken yok olma koşullarına sürükleme,

II) İNSANLIĞA KARŞI SUÇLAR
a) cinayet;
b) zorla tehcir,
c) ırza geçme,
d) işkence.

III) SAVAŞ SUÇLARI:
a) Darfur’da sivillere yapılan saldırılar,
b) şehir ve köylerdeki yağmalar.

EL BEŞİR HAKKINDA TUTUKLAMA KARARI 

Bu suçlamalar bağlamında mahkûm edilen Ömer el Beşir için de Mahkeme’den (ICC) ilki 4 Mart 2009’da, ikincisi de 12 Temmuz 2010’da olmak üzere iki kez tutuklama emri çıktı. Şimdi kendisi ancak Uluslarası Ceza Mahkemesi anlaşmasını imzalamamış olan ülkeleri ziyaret edebiliyor. İstanbul’daki İslam İşbirliği toplantısına gelirken, bu ülkeler arasında olan Türkiye’de de başına bir iş gelmeyeceğinden emindi.

ERDOĞAN İLE EL BEŞİR'İN ORTAK NOKTALARI NEDİR?

Bu tablo karşısında ne diyebiliriz? Din, mezhep ve etnik kavgaları içinde helak olan zavallı Sudanlılar! Onlara yardımcı olma çabasında herhalde en isabetsiz yol da iç ihtilafları içinde yer almak ve “sömürgecilikle savaş” adına din savaşlarını kaşımak olabilirdi? Ne yazık ki Sudan’da “İslam Birliği” adına yapılan da daha çok bu oldu. 

Şimdi Türkiye Cumhurbaşkanı’ndan beklenen, yurda dönüşünde,  halkına Ömer el Beşir ile ne gibi ortak noktaları bulunduğunu açıklamak olmalı! Tabii eğer bunu sorabilecek birileri bulunursa? Daha büyük bir olasılıkla da ortalığı bu konuda genel bir sessizlik kaplayacak! Ve gezi de  akıllarda Sevakin adası ve 500 milyon dolarlık ticari ilişkileri 10 milyar dolara çıkarma hayalleriyle kalacak.. AKP iktidarına uygun şekilde, “kazan-kazan” (win-win) felsefesi çerçevesinde..

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.