FETULLAH HOCA ANILARI

Amaç beraberliği açıktı. Ne istedilerse verdiler. Cumhuriyeti laikliği kaldırıp bir islam cumhuriyeti kurmak. FETO - AKP iktidarından memnundu. İşbirliği suç ortaklığı yaptılar.

Fetullah Hoca anıları

22 Aralık 2017 Cuma 10:09

Prof.Dr.Coşkun Özdemir

Samanyolu televizyonuna çağrıldık kas hastalıklarını anlatmak için. Dernek genel sekreteri ile birlikte gittik. Bizi karşılayıp bekleme odasına oturttular. Kafamı kaldırıp bakınca 4 tane Atatürk fotoğrafı gördüm. Şaşırtıcı idi elbette. Bir bekleme odası daha vardı. Oraya baktım. 4 tane daha Atatürk. Makyaj odasında 4, stüdyoda 4 Atatürk topluca 16 tane. Bu kadar da açık takiyye olur mu diye düşündüm. Seval hanım da orada idi.

Cumhuriyet gazetesinde bu olayı anlatan yazım yayınlandı. Yorum katmadım olayı anlattım. Yanlış anlayanlar oldu. Fetullah’ın ne olduğu, ne amaçladığı bize göre çok açıktı. Konuşmalarını dinliyor, ona ruhsal dengesi yerinde olmayan bir dinci ve histeri, pitiyatizm tanısı koyuyorduk. Onun bu kadar ilgi görmesi taraftar kazanması bizim için şaşırtıcı idi.

Ama AKP iktidarının bundan bir şikayeti yoktu, memnundular. Ancak iktidara talip olacağı, bunu güç kullanarak elde etmeğe çalışacağı hiç hesapta yoktu. Bunu anlamakta çok geç kaldılar ve ülkeyi darmadağın etmelerine kutuplaştırmalarına; orduyu Balyoz, Ergenekon uydurmaları ile güçsüz kılmalarına hiç itiraz etmediler. Amaç beraberliği açıktı. Ne istedilerse verdiler. Cumhuriyeti laikliği kaldırıp bir islam cumhuriyeti kurmak. FETO - AKP iktidarından memnundu. İşbirliği suç ortaklığı yaptılar.

Ordu vesayetini aslında orduyu tümü ile yok etmek için Fetocu savcı ve hakimleri kullanıyor. AKP iktidarı ise toplum islami inançlar doğrultusunda güdülüyor, tam da O‘nun (Amerika’nın) istediklerini yapıyordu. O sinsice yapılmasını öneriyordu AKP İktidar gücünü kullanarak açıkça yapıyor. Feto yandaşları en önemli mevkilere yerleştiriliyor Neredeyse devleti ele geçiriyorlar. Açtığı okullar övgü üstüne övgü alıyor. Okul öğrencileri ile Türkçe olimpiyatları yapılıyor Ecevit bile ona el uzatıyor. Hoca el üstünde tutuluyor çok sayıda ziyaretçi onun saygı ile elini öpüyor. Çünkü cumhuriyeti, laikliği yok ederek parantezi kapatma yolunda güçlü bir insan. Amerika çok mümkün ki CIA onu destekliyor. Ondan yararlanıyorlar.

Bakınız 2012 sonlarında yayınlanan 7 baskı yapan kitabımda o günleri nasıl anlatıyorum: “Cemaat ileri gelenleri tarafından kuşatılmış bir ülke görünümü veriyoruz. Cemaat yönetim ve denetiminde hakim savcı ve bürokratlar türlü sahte belgeler kirli iftiralar,komplolar,gizli tanıklar aracılığı ile CIA ile temas ve işbirliği içindeki Fetullah hoca Atlantik ötesinden bu büyük oyunu yönetiyor.Kıyamet kopması lazım oysa yurtta sessizlik ilgisizlik hakim İktidarın şikayeti yok.Kılıçdaroğlu bile danışmanlarından ‘aman Fetullah hocanın pek üzerine gitmeyin, laklikten söz etmeyin’ nasihatı alıyor. Arkadaşım Prof Necla Arat’tan çok şey öğreniyorum. Hanefi Avcı’nın kitabı yayınlanıyor. Türkiye’yi sarsacak diye düşündüğümüz kitabın yazarı tutuklanıyor. Ardından Nedim Şener, Ahmet Şık tutuklanıyor. ŞIK henüz yayınlanmamış kitabı yüzünden bir yıl hapiste kalıyor. Erdoğan ‘bir kitap bomba etkisi yapabilir’ buyuruyor.İktidarda bir kaygı yok herşey yolunda. Mehmet Metiner, Nagehan Alçı, Karaalioğlu, Şamil Tayyar, Nazlı Ilıcak, Mümtazer Türköne, Tayyip Erdoğan iktidarı altında ezilen ama Fetullah’ın büyük oyunlar oynadığı Türkiye’yi övmeye alkışlamaya devam ediyorlar. Laikliğin tehlikede olduğu laikçilerin paranoyasından ibarettir. Bu koşullarda askeri vesayet sona erdi diye sevinen ve Erdoğandan demokrasi umuduna kapılan liberal neoliberal aydınlarımız oldu. Ne garip bir ülke. Solculuk adına Atatürk’ü karalayan okur yazarlar da hiç aklımdan çıkmazlar. Bizim tıp öğrencileri de bu sol akımdan iyice etkilenmişlerdi.

BAŞYÜCEDEN önce Özdemir İnce söz etti.Daha sonra Soner Yalçın. Bugünlerde Özgür Mumcu yazıyor. Patenti Necip Fazıl’a ait. Başyücelik rejimi halka değil hakka inancın düzeni. Orada basın özgürlüğü filan olmaz. Tayyip Erdoğan ve Abdullah Gül, Necip Fazıl’ ın müritleridir. Bugünlerde Sabah gazeetesi öncülüğünde bu şair ve teorisyenin anma törenleri yapılıyor. Nabi Avcı, ‘üstadın beklediği, özlediği gençlik mayası tutuyor’ diye müjdeliyor. İşte dindar ve kindar gençlik de budur. Dininin ve kininin davacısı gençlik. Totaliter teokratik bir rejim. Bakınız Abdullah Gül, Mehmet Tekelioğlu ve Ahmet Taşer ile birlikte Demokrat Parti’den ve Menderes’ten para dilenen Necip Fazıl’a nasıl sesleniyor; ‘İslam dünyasının zerre tavizsiz müdafii üstadımıza islam davasının agora meydanlarında sağırların kulağını patlatacak gür seslilikte aksiyoner.Büyük doğu gençliğinin ruh gidası mecmuanızı tekrar çıkarmanızdan dolayı size minnettarlıklarımızı arzeder hangi şartlar altında olursa olsun hal neyi icap ettirişe ettirsin yüzde yüz emrinizde olduğumuzu bildirir hürmetlerimizi sunarız.yarın elbet bizim,elbet bizimdir.Gün doğmuş gün batmış elbet bizimdir. Ne kadar güçlü bir inancı yansıtıyor değil mi bu mektup. Vazgeçilir gibi değil.’

İşte bütün bunlar Türkiyenin inançlar egemenliğinde yönetildiğini gösteriyor. Doğan Kuban, Özdemir İnce, Yılmaz Özdil, Orhan Bursalı sizler istediğiniz kadar Atatürk’ü, Einstein’ı, Galile’yi, Voltair’i, Decartes‘i Newton’u arkanıza alarak aklı bilimi aydınlanmayı savunup, İslam dünyasını yoksunluklar ve perişanlık içinde görün, cenneti hak edenler onlar olacak. O arkanızdakiler, Cübbeli Hoca tanıklığı ile madem ki İslam’a dönmediler, asla cennete ve ebedi yaşama, hurilere kavuşamazlar. Cübbeli hoca bu büyük aydınlanmacılarla ne yazık ki tanışamayacak. İşte bizler bu güzel yurdumuzda 21’inci yüzyılı böyle yaşıyoruz.”

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.