GEZİ'DE YARIM KALAN İŞİ ONLAR BİTİRECEK:ŞİŞECAM'DA BİR HAYALET DOLAŞIYOR

Alev DOĞAN

01 Haziran 2017 Perşembe 11:32

Akdeniz ülkesi olmamızdan mı, bu toprakların yıllarca şahit olduğu acılardan mı bilemiyorum ama romantik bir toplumuz. Ufacık bir anı, sitemkar bir söz gözlerimizin doluvermesi için yeter sebep. Ama gerçeklere ihtiyacımız var hem de hiç olmadığı kadar. O yüzden bu Gezi Direnişi yazısı bir anılar silsilesi değil, daha çok başladığımız işi bitirebilmek için kendimize ufak bir hatırlatma.

Yakın bir dönemden girelim meramımıza. Şu çok konuşulan iktidar bloku çatladı mı, çatlamadı mı tartışmasına. Şimdi Gezi Direnişi ile ne alakası var diyenleriniz olacaktır, biraz sabır… İktidar bloku tanımlamasından yalnızca mevcut iktidarı anlıyorsanız, AKP’nin aldığı her darbede neden bir türlü yıkılmadığına hayıflanmanız normaldir. Kendinizi güçsüz hissetmeniz de. Ve sonuç olarak ‘bu halktan bir şey olmaz’ deyip, köşeye çekilmeniz de. Bir bilimsel veridir, teşhisi doğru koyacaksınız ki, tedaviyi doğru uygulayasınız. Türkiye gibi emperyalizme bağımlı, orta ölçekli kapitalist bir ülkede, iktidar bloku olarak adlandırılan şeyin dört sac ayağı vardır; iktidarı oluşturan siyasi yapı, emperyalizm, sermaye sınıfı ve sermaye devleti. O yüzden bırakalım AKP içerisindeki muhalifleri, kimlerin Erdoğan’cı kimlerin olmadığını. Eğer kurtuluş umudumuzu bugün Erdoğan ile yolları ayrılmak zorunda olanlara bağlayacaksak vay halimize. Bu ülkede onlarca Amerikan ve NATO üssü varsa, Avrupa Birliği ekeceğimiz buğdaydan, yiyeceğimiz ekmeğe varana kadar kota koyuyorsa, TÜSİAD referandum daha bitmeden açıklamalar yayımlıyorsa, yargı basit bir iş davasında emekçiden değil patrondan yana tavır alıyorsa, emeklilik yaşı 72’ye çıkartılıyorsa, işçinin güvencesi olan kıdem tazminatına göz dikiliyorsa, bu aralarında gerilimler olmakla beraber, iktidar bloğunun hala uyum içerisinde çalıştığının göstergesidir. Ben bu yazıyı yazmadan hemen, sizler de okumadan bir süre önce, FETÖ’nün siyasi ayağının araştırılması için verilen önerge bizzat AKP’lilerin oyları ile reddedildi. Araştırmaya ne hacet, FETÖ’nün siyasi ayağının çıkarları çatıştığı için yollarının ayrıldığı AKP olduğunu 4 işlemi yapabilecek düzeyde zekası olan herkes anlar. Ömrü FETÖ ile mücadeleyle geçmiş sevgili Ahmet Şık, Today’s Zaman’ın Genel Yayın Yönetmeni Bülent Keneş’in tahliyesine karar veren hakim tarafından tutuklanalı tam 153 gün oldu, bu bilgi bile işin aslını astarını çözmeye yeter.

Zamanı biraz daha geriye alalım. Gezi Direnişi bu ülkede ‘yaprak kımıldamıyor’ dediğimiz anda hepimize umut olmuştu. Şaka değil, Türkiye genelinde 17 milyon insan çıktı sokaklara. Kişisel bir kanaatimdir, hayatım boyunca o kadar inanmış insanı bir arada görmedim ben. Eski bir dostum ile alanı açtığımız gün, üzerimizdeki gaz kokuları ile arkadaşlarımızın düğününe yetişmeye çalışırken, benim o inanmışlığa duyduğum şaşkınlığa istinaden şöyle demişti bana; “Biz de devrimci deformasyon var, gaz sıkılınca tepki vermiyoruz. Ama sokağa ilk defa çıkanlar için öyle değil, adam ben yurttaşım bana nasıl gaz sıkar diye tepki gösteriyor ve bence bu iyi bir şey”
“Bu insanları öldürsen sokakları terk etmezler” dediğimiz Gezi Direnişi kitlesi neden başladığı işi bitiremedi, bitiremedik? Çünkü bir eksiğimiz vardı; o da işçilerin şartellere uzanan elleri. 

Çok çok uzağa gidelim şimdi. 15-16 Haziran İşçi Direnişi ile ilgili pek sevdiğim, dinlerken çok keyiflendiğim bir anekdottur. Bilir misiniz, işçilerin bu kalkışmasının, bir devrime yol açacağından korkan sermayedarların bir kısmının bavullarını toplayarak ülkeyi terk etmek için havalimanına gittiğini… İktidar bloğunun çatırdamaya mahkum olduğunun ilk nüveleri o günlerde atılmıştır.

Şimdi bu güne gelelim. Bilindiği gibi, Kristal-İş Sendikası’nın Trakya Cam AŞ, Paşabahçe Cam AŞ, Anadolu Cam Elyaf AŞ, Anadolu Cam Yenişehir AŞ, Trakya Yenişehir Cam AŞ ve Şişecam Otomotiv AŞ ile bunlara bağlı işyerlerinde aldığı grev kararı, “milli güvenliği bozucu nitelikte” olduğu gerekçesiyle ve  Bakanlar Kurulu imzasıyla 60 gün süreyle ertelenmişti. Yalnızca bir hafta önce patron partisi AKP’nin kararıyla bir kez daha grevleri yasaklanan Şişecam işçileri, fabrikalarda üretimi durdurarak Şişecam patronunu ve hükümeti protesto etmeye başladı. Bursa Yenişehir Anadolu Cam fabrikasında işçiler  sabah 08.00-09.00 saatlerinde arasında üretimi durdurarak fabrika önlerinde yürüyüş düzenlendi. Hukuksuz grev yasağını protesto eden yüzlerce işçi, “Grev, işgal, direniş”, “Şişecam zammını al başına çal” sloganlarıyla yürüdü. Grev yasağına karşı üretimin durduğu bir başka adres ise Lüleburgaz’daki Şişecam Trakya Cam Fabrikası oldu. Şalterleri indiren işçiler alkışlar eşliğinde üretim alanlarını terk edip fabrika önünde eyleme başladı. İktidar bloğununun; biter, sönümlenir diye dört gözle beklediği eylemler neredeyse bir haftadır devam ediyor. Şişecam işçilerine metal sektöründeki işçilerden destekler geliyor. Direnişi örgütleyen Camda Sınıf Tavrı ve Şişecam işçileri, ihtiyacımız olan şeyi ilmek ilmek örüyor bugün onlarca fabrikada. 
O yüzden bırakın AKP’nin küskünlerini, kavgalılarını. Bu ülkeyi uçurumun kenarına beraberce nasıl sürüklediklerini unutmadık. 

Bırakın ki işimize bakalım. Bu iktidar bloğunu çatırdatacak şeyin, işçilerin şartellere inen elleri olduğunu unutmayalım. Gezi Direnişi’nde başladığımız işi bitirelim. Bitirelim ki, hürriyetin bu güzelim memlekette elini kolunu sallaya sallaya dolaşmasına izin verelim.

 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.