HALEP’TE KİM KAZANDI? ESAD’IN ZAFERİ ERDOĞAN’IN SONU MU?

ABC Günün Analizi

Halep’te kim kazandı? Esad’ın zaferi Erdoğan’ın sonu mu?

10 Aralık 2016 Cumartesi 15:28

AKP iktidarı ile ABD ve Batılı emperyalist güçlerin Suriye konusundaki hesaplarının bütünüyle iflas ettiği bir tarihsel dönemeçten geçiyoruz.

Bilgisiz ve birikimsiz AKP kadrolarının, hem Suriye’deki BAAS rejiminin gücünü ve toplumsal desteğini hem küresel ve bölgesel güç dengelerini hem de bu ülkenin sosyolojisini, kültürünü ve tarihsel birikimini kavrayamadığı ortaya çıktı. Analitik ve matematiksel düşünme yeteneğinden uzak olan siyasal islamcı kadro; bölgedeki etnik ve dinsel haritayı, siyasal ve askeri dengeleri de bütünlük içinde okuyamadı. 

Oysa, Arap ulusçuluğu ve modernleşmesinin tarihsel merkezlerinden biri olan Suriye’de, rejimi destekleyen etkili bir aydın sınıfı ve çok geniş bir toplum kesimi bulunuyordu. Durum o kadar açıktı ki, Suriye’de iç savaş 6 yıla yaklaştığı halde, kayda değer tek bir entelektüel, bir yazar, edebiyat insanı çıkıp da Esad rejimine karşı savaşanların yanında yer almadı.

Bilimsel analiz yeteneğinden yoksun oldukları bilinen AKP yöneticileri, merkezi Avrasya’daki güç mücadelesinin temelindeki olguların da pek farkında değildi. Dahası, dünyada oluşan yeni güç merkezlerinin bu çatışmadaki konumunu, Rusya, Çin ve İran’ın Ortadoğu ve Hazar Havzası’ndaki yaşamsal çıkarlarını; özellikle İran ve Rusya’nın bölgesel rolü ve ağırlıklarını da yanlış hesapladıkları görülüyordu. 

Mezhepçi AKP yönetimi, bölgede İran’ı, Suriye’yi ve büyük bir Şii nüfusu karşısına alan akıl, bilgi, tarih ve mantık dışı bir politika izlemekte ısrar etti. 

HALEP SOKAKLARINDA SAVAŞANLAR KİMDİ?

İmam Gazali’nin "aklı" değil "nakli", yani vahiyi esas alan, felsefeyi ve bilimi kafirlik sayan, insan aklı ve bilime ancak nakledilen kutsal sözün sınırları içinde bir hareket alanı tanıyan skolastik doktrinini benimsemiş Müslüman kitleler, bugün o tercihlerinin cezasını çekiyor.

Geri kalmışlıkları ve çektikleri bütün acıların nedenini İslam’dan uzaklaşmaya bağlayan, dolayısıyla çareyi daha fazla dine sarılmak olarak gören siyasal islamcılar sefaleti ve karanlığı yeniden üretmekten başka bir şey yapamıyor. Dini bilgi üretimini bir iktidar aracı olarak kullanan ulema, kısır döngü haline gelen bu anlayışla Müslüman dünyanın kendi Ortaçağını aşma şansını da elinden alıyor.

Diğer taraftan, Arap ulusçuluğu ve modernleşmesinin yozlaşmış rejimler ve işbirlikçi sınıfların elinde başarısızlığa uğraması, zaten inanç dünyasından akıl dünyasına geçememiş geniş Müslüman kitlelerin kolaylıkla siyasal islamcılığın denetimine girmesini sağlıyor.

Müslüman kitleler (esas olarak siyasallaşmış Sünni İslam), tam bir akıl dışılık altında, formel (düz) mantığa bile aykırı olan tuhaf bir açmaz yaşıyor. İmam Gazali’nin yolundan giden Müslümanlar kurtuluş için daha çok dine sarıldıkça daha koyu bir karanlığın içine yuvarlanıyor. Çare olarak yine ve daha fazla dine sarılmaktan başka yol bulamıyorlar.

İşte bu kısır döngüyü aşmayı deneyen ülkeler ise, BOP ile tasfiye edilmek istendi. Bu ülkeler arasında kuşkusuz en başarılı ve öncü örnek, bütün eksiklikleri ve sınırlılıklarına karşın Cumhuriyet Türkiye'siydi. Böyle olduğu için önce onu yıkmayı hedeflediler. İhvan (Müslüman Kardeşler) örgütlenmesinin Türkiye kolu gibi hareket eden AKP’nin rolü, işte bunu yapmak, yani Cumhuriyeti yıkarak düşük yoğunluklu da olsa bir İslami rejim kurmaktı.

AKP hala bu hedefe ulaşmayı deniyor.

ESAD KALINCA ERDOĞAN GİDER DEMİŞTİK!

Suriye’nin direnişi, Müslüman dünya ve bütün insanlık için yaşamsal bir önem taşıyordu. Doğuyu, özellikle Müslüman dünyayı bütünüyle karanlığa gömecek bu gerici dalga, ya Suriye’de yenilgiye uğratılacak ya da Halep Ortaçağa açılan en büyük zulüm kapısı olacaktı. Bin yıllık bir savaştı bu.

Gericilik ve emperyalizm, Suriye’nin Halep zaferiyle kesin ve tartışılmaz şekilde yenilgiye uğradı. İnsanlığın ilerici değerleri, aydınlanmacılık, cumhuriyet, laiklik ve demokrasi kazandı.

Suriye savaşının başladığı ilk yıldan itibaren "Esad kalırsa Erdoğan gider" dedik. Esad kaldı. Şimdi Erdoğan gidecek. Bu kaçınılmaz. Bölgedeki siyasal mücadele sürecinin diyalektiği bunu gerektiriyor. Çünkü bu savaşın en büyük kaybedeni Erdoğan ve AKP iktidarıdır.

Keskin Kalem

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.