HİÇ AYNAYA BAKTINIZ MI OYA HANIM?

"Oya Hanım’ın en büyük takıntısı laik Cumhuriyet ve Atatürkçü aydınlar olduğu için özellikle Ergenekon ve Balyoz kumpasları hususunda yaptığı tetikçilik hafızalardan silinmemişti."

Hiç Aynaya Baktınız mı Oya Hanım?

12 Ağustos 2017 Cumartesi 18:43

Çağlar Ezikoğlu

“…Nuray Mert’in, belli bir okur kitlesini ve gazetedeki bazı yazarları rahatsız eden yazılarına son verilmesi bu güç koşulların yönetimi zorlamasının ürünü gibi geliyor bana. Anlaşılan; mevcut yönetim, bu kadar güçlük arasında bir de bu sorunla uğraşmayayım havasına girdi, geriledi ve tekçiliğe teslim oldu. İktidarla işbirliği içinde, Cumhuriyet’i kendi hırslarına ve bağnaz ideolojilerine kurban etmek isteyenler bir raunt kazandılar. İlkeli ve dik durulmazsa bununla yetinmeyecek, kelle istemeye devam edeceklerlerdir. Tıpkı iktidar gibi, OHAL yargısı gibi, onların asıl hedefi gazetenin içerdeki yöneticileridir. Büyük olasılıkla, bu tasarruf Cumhuriyet gazetesi ilkelerine dayandırılacaktır. Ama o ilkeler arasında “aklın bağnazlıktan kurtulması” da var. Akıl bağnazlıktan farklı görüşlerin, düşüncelerin özgürce dile getirilmesiyle, tartışılmasıyla kurtulur, onları dışlayan ve susturan tekçilikle değil.”

Bu satırları dün kaleme almış Oya Baydar, ‘Tekçi Bağnazlığımızın Aynası’ başlığı ile. Geçtiğimiz gün yazmıştık ‘Yetmez Ama Evet’çi’ liberallerin Nuray Mert vakasından duyduğu üzüntüyü. Adeta kahrolmuşlar, üzüntüden kendilerini bir oraya bir buraya atıyordu bu zevat. Bugün ise bu üzüntü dillendiricilerden birisini bu köşeye konuk etmek istedim. Oya Baydar, kendi cenahında her fırsatta ‘büyük edebiyatçı, yazar, sosyolog vs. vs.’ diye pohpohlanarak tanımlanan bir isim. Kendisine göre sosyalist, şahsıma göre ise su katılmamış bir liberal. Ama Oya Baydar’ın meşhurluğuna katkıda bulunan en önemli etmenlerden birisi Türk siyaset içerisinde özellikle 2007’den sonra AKP iktidarına vermiş olduğu destekti. 

İşte bu AKP destekçisi bugün Cumhuriyet Gazetesi’ni tekçilik ve bağnazlık ile suçlamakta. 2007’den sonra her fırsatta en büyük takıntısı olan laik Cumhuriyet ve Atatürkçü ilkeler ile mücadele ederken, burada bahsettiği bağnazlığın bin katını uygulamaktan gocunmayan birisi için ne kadar da iddialı sözler bunlar! Kendisi aynaya bakmayalı uzun zaman olmuş, kim bilir o aynada AKP’ye açtığı o meşhur krediler ve sınırsız desteğini görmekten bıktığı içindir bu garip suçlamalar. Ama kendisine yardımcı olalım aynaya bakarken.

Oya Hanım’ın en büyük takıntısı laik Cumhuriyet ve Atatürkçü aydınlar olduğu için özellikle Ergenekon ve Balyoz kumpasları hususunda yaptığı tetikçilik hafızalardan silinmemişti. Bu tetikçilik ile birlikte 2010 Anayasa Referandum’una verdiği desteği de herkes hatırlayacaktır. Ben bu seferlik aynadaki bu yüzünü hatırlatmak istemiyorum kendisine. Özellikle AKP-Fethullahçı çetenin ortaklığının bozulmasından sonraki süreçte Oya Hanım ne dedi? Hani bir moda vardı, her fırsatta bahse konu YAE’ci liberallerin pişmanlıklarından ve kandırıldıklarından bahsettikleri bir moda. Fakat bu modanın tamamen göstermelik olduğunu, aslında bu isimlerin kamuoyunda ve medyada güç kaybettikleri için muhalifçilik oynadığını birçok yazıda deşifre etmiştim. Bu deşifrenin bugünkü talihlisi ise Oya Hanım. Kendisinin YAE’ci liberallerin mabedi konumundaki T24 sitesindeki birçok yazısında kumpas olduğu yargı kararlarıyla açıkça ilan edilmiş Ergenekon ve Balyoz soruşturmalarını ısrarla sahiplendiğini görebilirsiniz. Dahası Fethullahçı çetenin işlediği birçok suçu hala ısrarla Ergenekoncu dediği örgütlenmeye atma çabasını da görebilirsiniz. Örneğin Aralık 2014’de hanımefendi demiş ki; 

“…2002-2007 arasında, hepimizin gözleri önünde gerçekleşen irili ufaklı Gladyo müdahaleleri (Mersin Bayrak provokasyonundan başlayıp Rahip Santorino, Hrant Dink, Zirve yayınevi cinayetleri, kanlı Danıştay baskını, Cumhuriyet gazetesine bomba provokasyonu, bir dizi TV, kitap, medya manipülasyonu, vb...) AKP’yi şu veya bu şekilde iktidardan düşürmeye odaklanmış destabilizasyon  (dengesizleştirme-istikrarsızlaştırma) operasyonlarıydı. Müdahale heveslisi vesayetçiler, darbe planları/ hayalleri içindeki merkezler; temelleri sarsılan, korku ve belirsizliğin kol gezdiği bir ülkede amaçlarına ulaşabilmek için derin çetelerden yararlanıyorlardı. Bu tablo, bizler için oldukça tanıdıktı…”

Danıştay baskınından, Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba provokasyonundan bahsetmiş. Hani bu olayları Ergenekon’a bağlayan bir tanık vardı Osman Yıldırım. Kaçak Fethullahçı savcı Zekeriya Öz’ün sorguladığı, sorgularken her fırsatta sırtını sıvazladığı, sigara ikram ettiği ve ifadelerini yönlendirdiği Osman Yıldırım. Peki bu yazısından sonra hiç özür diledi mi Oya Hanım? Ben bu olayları Ergenekon’a yıktığım için yanlış yaptım dedi mi? Hayır. Peki ne diyor Oya Hanım; Ergenekon Hrant Dink’i katletti. Ocak 2015’de ne diyor hanımefendi buyurun bakalım;

“…2007’de başlayan talihsiz Ergenekon davalarında baş aktör ve figüranlardan bazıları da yargılandı. Ama Hrant Dink davası, bir türlü ana davayla birleştirilmedi. Birleştirilse ve de adil yargılama yapılsa gerçek Ergenekonculara ulaşılabilecekti. Ergenekon, Hrant Dink davasının tam da burasında işte. Sapla samanın birbirine karıştığı, belki de bilerek karıştırıldığı Ergenekon davasının kimi sanıkları Hrant Dink cinayetinin de azmettiricileri, destekçileri, suç ortaklarıydı.”

Sonradan hep beraber izledik ki, Hrant Dink Cinayeti esnasında Fethullahçı jandarma istihbarat görevlileri olayı izleyip kaydetmiş. Ali Fuat Yılmazer gibi Fethullahçı polisler de cinayete göz yumarak ortaklıklarını göstermişler. Peki Oya Hanım bu ifadelerden dolayı Ergenekoncu olarak nitelendirdiği insanlardan özür diledi mi? Yanlış yaptım diyebildi mi? Hayır.

Oya Baydar, halen her yazısında o muazzam kibri ile AKP-Ergenekon ittifakından bahsediyor. Erdoğan’ın Ergenekon tarafından ele geçirildiğine dair hayal ürünü iddialarını hiç utanmadan hiç arlanmadan hiç sıkılmadan yineleyip duruyor. Ama temel meselesi gayet açık. Özellikle 2007’den sonra Türk medyası ve kamuoyunda AKP iktidarı sayesinde kazanmış olduğu muteber konumunu kaybettiği için bu zırvaları yazıyor. Bu konumunu yeniden kazanmak istiyor, Oya Hanım’ın tek derdi bu. Ve bu konumu kendisine yeniden kazandıracak tek gücün yine AKP içerisinden olacağını da gayet iyi biliyor. Son zamanlarda ‘AKP iyi ama işte Erdoğan tarafından ele geçirildi’ minvalindeki karalamaları da aslında hanımefendinin niyetinin ne olduğunun açık bir örneği. Ve bütün bunların üstüne hiç sıkılmadan Cumhuriyet Gazetesi’ni tekçilik ve bağnazlıkla suçlayabiliyor. Bize de hem kendisinin gerçek yüzünü deşifre etme görevi düşüyor hem de tekrardan bu soruyu sormak; ‘Hiç Aynaya Baktınız mı Oya Hanım’?

Aberystwyth Üniversitesi, Uluslararası Siyaset Departmanı, Araştırma Görevlisi ve Doktora Adayı

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.