İNTİHARA SÜRÜKLENEN ÜLKE!

ABC Günün Analizi

İntihara sürüklenen ülke!

29 Ocak 2017 Pazar 08:31

Türkiye, gericilik ve cehaletin isyanıyla karşı karşıya. İslamcı AKP iktidarı, bütün ülkeyi daha öncekilere hiç benzemeyen bir kaos ve çatışma ortamına sürüklüyor. Fanatik bir militan islamcı grup, toplumsal ağırlığı yüzde 8-10 civarında bulunan radikal dinci bir kesim yalan ve hile yoluyla ele geçirdiği devletin zor aygıtlarını da kullanarak rejimi değiştirmeye çalışıyor.

Unvanında “profesör” yazan bir başbakan yardımcısı halkı tehdit ediyor. Numan Kurtulmuş, başkanlık rejimine geçilip geçilmeyeceğinin oylanacağı referandum döneminde, “canlı bomba eylemleri, terörist saldırı ve suikastların olabileceğini” belirtiyor. Kurtulmuş, adeta bir suç itirafı niteliğindeki bu akıl almaz sözlerini, “Ancak yeni anayasa kabul edilip Tayyip Erdoğan başkan seçilirse terör eylemleri büyük ölçüde kesilir” diye sürdürüyor.

Bu sözler ayak üstü, düşünülmeden, irticalen söylenmiş değil. Anadolu Ajansı’nın “Editör Masası” adını verdiği ve tarihi önceden belirlenen bir röportaj programında söylenmiş. Anadolu Ajansı da bu röportajı abonelerine servis etmiş. Yani düşünülmüş, üzerinde çalışılmış ve kayda alınarak editörlerin süzgecinden geçmiş sözler bunlar.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu bu sözlere çok haklı olarak sert tepki gösterince, Kurtulmuş verdiği cevapta, CHP liderinin sözlerini çarpıttığını ileri sürüyor. Hayır! Ortada çarpıtılan bir söz yok, hepimiz duyduk ve okuduk, iktidar partisinin sözcüsü hepimizi terörle tehdit etti.

Öyle anlaşılıyor ki, toplum yeniden bir güvenlik kaygısına sürüklenmek ve otoriter rejim arayışına yönlendirilmek isteniyor. Çünkü yapılan kamuoyu araştırmaları halkın yüzde 50’yi aşkın kesiminin tek adam rejimine, başkanlık anayasasına “hayır” dediğini ortaya koyuyor.

İşte toplumun bu eğilimini değiştirmek için, tıpkı 7 Haziran 2015 seçimlerinden sonra yapıldığı gibi bir korku ve terör ortamı yaratılmasının planlandığı anlaşılıyor.

Şimdi buradan açıkça ilan ediyoruz; Türkiye’nin bir referandum sürecine girdiği bu günden sonra meydana gelecek bütün terör eylemlerinin sorumlusu AKP iktidarı olacaktır. Kurtulmuş’un bu sözleri, en hafif değerlendirmeyle, başkanlık rejimine ve dinci faşist bir diktatörlüğe onay üretmek için terör eylemlerine göz yumulacağını gösteriyor.

Tam da bu nedenle, terör ve şiddet olaylarının durdurulması, halkın can ve mal güvenliğinin sağlanması için başkanlık anayasasına “evet” değil, tersine “hayır” demek gerekiyor. Çünkü AKP iktidarı, halkın can ve mal güvenliğini için artık açık bir tehdit haline geliyor.

* * *

Türkiye’nin böyle bir tarihsel hesaplaşma kavşağına gelmesinin nedeni açıktır;

Erdoğan-AKP iktidarı, bütün uyarılara karşın, militan bir anlayışla Cumhuriyet parantezini kapatmak ve düşük yoğunluklu da olsa mutlaka bir şeriat düzeni kurmak için bütün şartları zorluyor. Merkez sağ ya da muhafazakar bir parti olmadığı artık ortaya çıkan AKP, bu toprakların 200 yıllık aydınlanma ve modernleşme çizgisinde radikal bir kırılma yaratmak için bütün gücüyle saldırıyor.

AKP’nin, Tanzimat’tan beri Osmanlı ve Cumhuriyet aydınlanmasına karşı dinmek bilmez bir kinle saldıran gericiliğin bütün mirasını içerdiği görülüyor. AKP’ye yön veren militan İslamcı hareketin, amacına ulaşmak için toplumu ateşe atmaktan kaçınmayacağı, iç savaş dahil her şeyi göze aldığı anlaşılıyor. Bu nedenle gerici başkaldırı ve saldırıya aynı şiddetle karşılık vermek ve direnmek gerekiyor

Gündelik çıkarlar, küçük hesaplar, geçici siyasal kaygılar ve hiçbir zaman radikal şeriatçı bir çizgiye savrulmayacak dinsel hassasiyetler nedeniyle AKP’nin arkasından sürüklenen geniş kitleler ise, adeta bir akıl tutulması yaşıyor. Olan bitenin gerçek niteliği konusunda açık bir fikre sahip olmayan ve esas olarak cumhuriyet ile ilkesel sorunu bulunmayan bu kesimler, yaşananları basit ve daha öncekilere benzeyen bir siyasal rekabet sanıyor. Bu muhafazakar kesimler, gücü ve ağırlığı ancak yüzde 8-10 civarında bulunan şeriatçı çekirdeğin arkasından bilinçsiz şekilde adeta bir intihara doğru sürükleniyor.

Ancak, toplumun büyük ve nitelikli bir kesimi -ki şu anda yüzde 50’yi aşkın bir bölümünü oluşturuyor- kararlılıkla bu gidişe karşı direniyor. Bugünkü tabloya bakılırsa AKP iktidarı bu referandumu kaybedecek. Daha önemlisi, ülkede 70 yıldır devam eden, son 15 yıldır ise yükselerek hedefine çok yaklaşan gerici karşı devrim dalgası kesin bir kırılmaya uğrayacak.

İşte Erdoğan-AKP iktidarı toplumun bu eğilimini çatışma, korku ve panik ortamı yaratarak değiştirmeye çalışıyor.

Ancak, toplumun üreten, katma değer yaratan, modern yaşamın temelini oluşturan, bu topraklarda iyi ve nitelikli ne varsa onu temsil eden kesimleri "hayır” dediği sürece, AKP referandumu kazansa bile kuracağı rejimi yaşatamaz. Bu girişim dikiş tutmaz. Toplum çok daha derin bir istikrarsızlığa sürüklenir.

Bu toprakların 200 yıllık ilerici birikimi, böyle bir intihara izin vermeyecektir. Yeter ki toplumun bir kesiminin tehdit ve korkuya teslim olmasını önleyelim.

Keskin Kalem

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.