KENDİ ADINIZA KONUŞUN BÜLENT BEY

"Perde arkasında ne oldu bilinmez, ama Bülent Bey demek ki verdiği savaşları bir bir kazanmak suretiyle FETÖ konusunda artık çok rahat. "

Kendi adınıza konuşun Bülent Bey

18 Kasım 2017 Cumartesi 23:43

Çağlar Ezikoğlu

"Darbeyle uzaktan yakından ilgisi ve alakası olmayan Mustafa Türk'ün 15 Temmuz öncesi Gülen'i sevip sayması ve sadece öncülük ettiği eğitim faaliyetlerine kendi imkanları dahilinde destek vermesi suç ise, bu ülkede bu suça ortak olmamış insan bulmak neredeyse imkansızdır".

Manisa’daki FETÖ tutuklusu Mustafa Türk için açıklama yapan Bülent Arınç’ın sözleri bunlar. Tabi şaşıranlar olabilir, e hani AKP için milat 17-25 Aralık’tı neden Bülent Bey böyle konuşuyor diye soranlar da olabilir özellikle AKP seçmeni açısından. Benim açımdan şaşırtıcı değil zira Bülent Bey adım adım verdiği savaşın muzaffer bir galibi olarak son günlerde böylesine rahat açıklamalar yapabiliyor. Neydi kendisinin savaşı peki? Önce damadı Ekrem Yeter ihraç edildi ve FETÖ’den gözaltına alındı. Ekrem Yeter doğrudan doğruya Cemaat’e bağlı olan Uluslararası Sağlık Federasyonu’nun başkanlığını yürütüyordu. Kendisi hakkında açılan iddianamede ise, FETÖ’nün tetikçi savcısı olan sonradan itirafçılığı kabul eden Bayram Bozkurt “Kendisinin öğrenci olduğu dönemde Yeter'in FETÖ'nün mahrem abiliğini yaptığını, sonradan örgüt tarafından kurulan Uluslararası Tıp Örgütü'ne (USAF) başkan olduğunu, Ankara'da zaman zaman görüştüğü Yeter'in FETÖ'cü hakim savcıların Yüksek Yargı üyeliğine seçilmelerinde etkili olduğunu” söyledi. Bozkurt, USAF'ın FETÖ için önemli olduğunu, örgüt elebaşı Gülen'in ABD'de kurduğu 10 kişilik grubun içinde yer alan Mustafa Fidan'ın öğrencisi Doktor Gökhan Celbek'in, iki üç günde bir Yeter ile görüştüğünü anlattı. Böylesine suçun niteliğine dair önemli deliller ve şüpheler sabit iken, Yeter sadece 4 gün tutuklu kaldı, 5.güne kalmadan bir gece vakti aniden serbest bırakıldığı haberi düştü basın yayın kuruluşlarına. Damadının suçsuz olduğunu her fırsatta söyleyen kayınpeder Bülent Arınç, bu karar sonrası hukukun gereğinin yapıldığını söyledi. Tabi arka planda, malum yerlere telefon açıp ‘serbest bırakılmazsa, cübbemi giyer damadımı ben savunurum’ gibi ifadeler kullandığına dair tevatürler de duyulmadı değil! Doğrudur yanlıştır orasını bilemem, ama damadı serbest kalarak ilk raundu aldı Bülent Bey.

İkinci raund ise eşininin amcasının oğlu olan ve hemen darbe ertesi tutuklanan Manisa Halk Sağlığı eski il müdürü Ziya Tay’dı. Yine tutuklanmasının ertesinde Bülent Bey tarafından bu karara yönelik eleştiri ve Ziya Tay’ın suçsuzluğuna dair görüşler gelmişti. 2 Kasım’da ise Ziya Tay, çıkarıldığı mahkemece serbest bırakıldı. Ayni tarihlerde ise daha önce Cumhurbaşkanı tarafından ‘o zat’ olarak nitelendirilecek kadar arası bozuk olan Bülent Bey aynı Cumhurbaşkanı tarafından cami açılışında onore ediliyordu. Daha da ilginci Bülent Bey zamanında kavgalı olduğu Melih Gökçek’in gidişini de kendisi adına bir siyasi zafer olarak kutlamaktaydı. 

Perde arkasında ne oldu bilinmez, ama Bülent Bey demek ki verdiği savaşları bir bir kazanmak suretiyle FETÖ konusunda artık çok rahat. Hatta bu öylesine bir rahatlık ki, yine FETÖ’nün önemli işadamlarından Mustafa Türk’ü korumak için siper olunacak bir rahatlık. Elbette her dönem yaş ve sağlık sorunları sebebiyle tutuklu olması sakıncalı olan şüphelilerin dava gözetmeksizin tutuksuz yargılanmasını savundum. Lakin Bülent Bey’in açıklaması böylesi bir talep değil doğrudan doğruya Mustafa Türk’ün FETÖ ile ilişkili olmayıp suçsuz olduğuna dair ifadeler. Mustafa Türk’ün oğullarının Cemaat’in üst yönetim kadrosunda olması ve yine darbenin 1 numarası Adil Öksüz ile olan ailevi ilişkileri tamamen göz ardı edilmiş Bülent Bey tarafından. Pek tabi olabilir, Bülent Bey’in FETÖ’ye bakışı gerçekten FETÖ ile mücadele edenlerle taban tabana zıt. Lakin bir tarihi gerçekliği es geçmiş Bülent Bey, o da 15 Temmuz öncesi FETÖ’yi sevip saymayan insanları bulmanın imkansız olduğuna dair tamamen yanıltıcı beyanı.

Bakın Bülent Bey,  aynı zamanda KPSS 2010 mağdurlarından birisi size sesleniyor. Eylül 2010’da Radikal’de kaleme aldığım yazımda şunları söylemiştim; 

“…Aslında Baki Saçı’nın vermiş olduğu ifade, Fethullah Gülen Cemaati’nin yapılanması ile ilgili bilgileri de vermekle birlikte, cemaatin bu tip sınavlar üzerindeki etkisini de gözler önüne sergiliyor. Baki Saçı’nın bahsettiği cemaat evlerinin ve bu evlerin yöneticisi konumundaki “abi”lerin Türkiye genelinde kimsenin tahmin edemeyeceği kadar yaygın bir örgütlenme olduğunun da farkında olmamız gerekir. Dolayısıyla meselenin sadece Baki Saçı ile sınırlı kalması mümkün değildir. Ayrıca KPSS’de yüksek netler yaparak derece elde etmiş olan adayların ortak özelliği olarak bu cemaatin desteklediği veya bizzat kurduğu dershanelerde eğitim görmesi de akıllarda ciddi soru işaretleri uyandırmaktadır. İşte bazı odaklar burada devreye girip, bu soru işaretlerini dağıtmak için büyük bir çaba göstermektedirler. Bunu yapmak için de herkesin önüne tek bir hedef tahtası olarak ÖSYM’yi önümüze koyuyorlar. Başta da söylediğimiz gibi bu skandalın baş sorumlularından birisidir ÖSYM. Ama bu sınav sisteminin uygulayıcısı olarak ÖSYM değil de başka bir kurum görevlendirilmiş olsaydı, bu skandalına yaşanmayacağı garantisini vermek mümkün değildir. Çünkü bahsedilen cemaat Türkiye sathında gücünü inanılmaz büyük bir ölçüde genişletmiş ve egemenliğini yaymış bir organizasyondur. Sistemin püf noktası olarak ÖSYM’yi keşfeden cemaat, bu sistemin püf noktasını seneler boyunca kullanarak kadrolaşma konusunda adımlarını her alanda hissettirerek atmışlardır.”

Günlerce, aylarca yıllarca yazdım, Kanal B’dde konuk olduğum bütün programlarda haykırdım bu sınav şaibelidir tümden iptal edilmelidir diye. Ona rağmen sadece Eğitim Bilimleri iptal edilmiş ve fakat kopyacı şüpheliler hakkındaki soruşturma FETÖ’cü savcılar tarafından sümen altı edilmişti. Peki bu iddialara siz ne cevap vermiştiniz Bülent Bey? Ben sizin yerinize söylediklerinizi aktarayım o vakit; 

“Bugün böyle bir karar alındı fevkalade üzgünüm. Çünkü yüzlerce insan, binlerce insan, aylarca hatta birkaç yıl boyunca çalışarak bu KPSS’ye hazırlanıyor. Sadece birkaç kişinin, yaptığı hırsızlık veya haksızlık sebebiyle herkesin sınavının iptal edilmiş olması büyük bir faciadır”.

Tarih benim haklılığımı ortaya bütün belgeleri ile çıkardı ve tam tamına 6 yıl sonra sınavın Genel Yetenek ve Genel Kültür kısımları da mahkeme kararıyla iptal edildi. Ama siz hiçbir zaman ‘yanılmışım’ demediniz Bülent Bey. Sizden tek istirhamım olacak; tamam belki savaşı kazandınız veya belki FETÖ denen aşağılık örgüt siyasi iktidar içerisinde yeniden kuvvet kazanıyor belki yeniden güç sahibi olacaklar. Allah size daha çok güç versin daha çok FETÖ şüphelisini savunmayı nasip etsin, bunlar beni ilgilendirmiyor. Lakin çok rica ediyorum, lütfen FETÖ’yü geçmişte de her fırsatta eleştirenler adına, mücadele edenler adına yıllarca Fethullahçı çete tarafından mağdur edilmişler adına konuşmayın. Biz bu çeteyle de bu örgütün elebaşı Fethullah Gülen’le de 2010’da da mücadele ediyorduk, 2017’de ediyoruz, bu örgüt tamamen yok olana değin de mücadelemizi sürdüreceğiz, bunu hiçbir zaman unutmayın…

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.