KOMPLO TEORİSİ TÜCCARLARI

"Gerçek şeytan, her yerde şeytan görme tavrıdır."

Komplo Teorisi Tüccarları

05 Aralık 2017 Salı 11:36

Berk Yüksel

Geri kalmış ülkelerde zıvanadan çıkan bir sektör haline gelmiştir. Komplo teorisinden geçinen, kanal kanal tezgâh açıp gezen, gezdirilen, köşe yazarak yığında farklı bir algı oluşması için görevlendirilen vasat insan tipi sıkça görülmeye başlanmıştır. Bu tipler, yalnızlaşan ülkelerde hegemon yapılar güce sahipse “bizim kaderimiz ülkenin kaderidir” goygoyunu kitleye yaymak ile görevlidir. Memlekette komplo teorisyeni olmaya hevesli o kadar çok insan olunca komplo teorisi tüccarlarından da geçilmez ortalık haliyle...

Komplo teorisyenleri ülkemizde çok az iyi örnek olanın aksine medeni ülkelerde zeki, kültürlü ve bilgili insanlardır. Şüphecilerdir; düşünmenin, sorgulamanın, araştırmanın, analiz etmenin, kimsenin göremediği bağlantıları keşfetmenin çabasında olan kişilerdir. Büyük resmi oluşturmaya çalışırlar. Geri kalmış ülkelerde ise paranoya odaklı üst akıl soslu, illuminati çatlaklığı eşliğinde tapınak şövalyeleri ve hain batı vs... şeklinde giden çapsız bir safları sıklaştıralım stratejisinin ucuz işçileridir. En çok kullandıkları kelimeler “tiyatro, faiz, lobi, dış güçler, senaryo, CIA, ABD, İsrail, MI6, Mossad, kaos, şantaj, Pentagon, komplo, maşa, tuzak, ajan, işbirlikçiler, tehdit, korku...” diye gider. Bilemedikleri şeyi, kavrayamadıkları şeyi dile getirirler.

Tutarlı ve ilginç komplo teorileri ilgi çekebilirken çabasız “yürü ya kulum” tarzı yığını galeyana getirici yalan yanlış bilgi demeye kırk şahit gerektiren laf kalabalığı ile kafalar çorbaya çevrilmek amaçlanır. Genel insan kitlesi anlamadığına daha derinden bağlanacağından sözde detay veriyormuş gibi yapıp kitlenin sağlam kalan tüm devreleri yakılır. Gerçeklik ile tüm bağı kesilen geniş kitle bu şekilde bir uçtan bir uca ite kaka sürüklenir durur. Bir gün bir dediğini ertesi gün çevirmek için kitleyi de böyle baş aşağı getirmek gerekmektedir. Bir noktadan sonra gözleri dalmış, ağzı açık biçimde ne denirse alkışlayan kitle kulak memesi kıvamında hazır hale gelmiş olur. Gereksiz paranoya, korkutma, güçlü aileler komploları ve antisemitist Yahudi düşmanlığı her zaman sos olarak eklenir. Kendi dini dışı tüm inançlar tu kaka; kendi milliyeti dışındaki insanlar potansiyel tehdittir bu borazanlar da. Genel aidiyetleri kutsayarak kendi dışında gördüklerini düşmanlaştırır. Bu taktiksel yaklaşım ile siyaset yapanlara hizmet eden yancılar haline gelmişlerdir. Omurgası olmadığından devir değiştiğinde tüm bu yağdanlıklar tam tersi bir yapının da hoparlörü olmayı rahatlıkla içlerine sindirebilirler.

Her şeyi biliyor, gizemli, her konuya vakıf, dünya aslında onların ellerinde dönüyor tipi bir söylemleri varsa da yaptıkları iş özünde saçmalıktır. Düşünmeyi bilmeyen, tarafsız olmayan, iktidarlar ile ilişkisi olan, gerekli bilgi ve birikiminden, mantıktan yoksun olan biri komplo teorisyeni olamaz, insan da olamaz sadece saçmalar. Gücün yancısından komplocu olamaz! Her melanetin arkasında kolaycılık yapıp bir Amerikan, İngiliz, NATO, Alman, Fransız, İsrail, Rus parmağı arayanlar giderek çoğalmış ve neredeyse her üç kişiden biri bu düşünmeyen ama kendi dışında kalan herkesi suçlayan grubun üyesi olmuştur.

Tartışılacak tipte varlıklar değildirler, uzay boşluğuna bırakmak yeterlidir zira hizmet ettikleri yapının emrine sundukları ezber söylemleri ve dünya görüşleri vardır. Kraldan çok kralcıyı ararsanız adres bu omurgasız, geri kalmış ülke komplo fetişistleridir. Para kazanmak ya da popüler olmak gibi arzularını tatmin etmek için avanakları etrafına toplayan akıllı şark kurnazlarıdır.

Bu yapı dünyayı perde arkasında süper gizemli bir gücün yönettiğine ve her türlü pisliğin arkasında bunların olduğuna inanır. Bununla ilgili detaylı bir çalışma yapıp verileri ortaya koyanlar komplo teorisyenleridir; bu tip yapılar yaratıp sonra onları şeytanlaştırıp kitleyi köşeye büzdürüp onlardan ekmek yiyen amiyane tabir ile her türlü avadanlık ile keriz silkeleyenler ise komplo tüccarlarıdır.

Komplo teorisi tüccarlarının hitap ettikleri kitle bilgisiz olduğu için rahatça atıp tutma imkânları vardır. Ne derse desin önemli değildir, kabul edilecektir. Öyle detaylı anlatır ki yalan yanlış birbirinin ardına eklemlediği saçmalıklar vasat tarafından direkt kabul edilir. Söylediklerinin yanlış olduğu kendisine söylense umursamayacak, hatasını düzeltmeyecektir. Bulaşıcı bir hastalık haline gelmiştir. Doğruluğuna kesin inanmasalar da hegemon yapıların yancıları olduklarından bu teorilerine verileri uydurmaya çalışacaklardır. Verilerden teoriye değil, teoriden verilere ulaşmaya çalışıp rezil bir sonuç ortaya koyarlar. Peki, bu bulamaç tipi çorba yenilir mi? Önüne ne koyarsan yiyecek bir kitle olduğu sürece yenilir, yutulur, hazmedilir!

Kendilerini çok akıllı ve külyutmaz gösteren ancak gerçekte ne olduklarını kendileri de bilen tüccarlardır. Kuşku duymaya kendi yetersizliklerinden başlamayınca içine düştükleri güç endeksli, para ve mevki çekimli kara deliktir. Dünya tarihi, ekonomisi hakkında bir tek kitap dahi okumadan “büyük resmi” görebilen ve bu resmi cukka karşılığı ona buna anlatan sevimli ponçik bir kitledir. Her şeyi bildiğini, her olasılığı daha olmadan öngördüğünü, tüm gelişmelerin altından ne tür bir çapanoğlu çıkacağını sezdiğini pazarlayarak bundan nemalanan ve kendini bilmezliğin okyanusunda kaybolan cingözlerdir...

Zengin güçlü aileler, İlluminati alâmetifarikası, şeytanlaştırılmış ülkeler ve organizasyonlar çevresinde dönüp duran ve hiçbir çözüm önerisi getirmeyen munis, tonton dönme dolaptaki hamsterlardır. Kendilerini herkesten akıllı varsayarak bir diğerinin aklına hakaret eden sürekli klavyeden duman çıkaran sayısal yığının sözde kahramanlarıdır. Düşünmeyi sevmeyen kitle için onlar adına derin düşündüğü zannedilen subliminal mesaj manyağı minnoş palyaçolardır.

Geri kalmış ülkelerde vasat tarafından adeta bir hobiye dönüşmüştür. İnsanların ve toplumların kendi gerçekleriyle yüzleşmekten kaçınarak, kendi sorumluluklarını inkâr edebilmek için sarıldıkları yalanlar büyüdükçe içinden çıkılmaz bir girdap oluşmaktadır. Erişilmez, yok edilemez, her şeye vakıf bir günah keçisi bulunur ve tüm kötülüklerin suçu ona atılır. Samimi olarak gerçekliği arayan insanın ve toplumların ilk tanışacağı şey kendi ahlaki zaaflarıdır, eksiklikleridir ve bu haliyle bünyeye ağır gelir. Oysaki uyku tatlıdır, kitle uyumak, uyutulmak ister, gerçek bünyeye uygun değildir ve tüccarlar da kitleye masal anlatan kuklalardır.

Hegemon yapıların sertlikle ve baskı ile yönetmeye çaba sarf ettiği ülkelerde algı yönetimi açısından kullanılıp atılmaya müsait ucuz paçavralardır. Bu tip ülkelerde ağzı olan her alanda ahkâm kesip konuştuğundan bu pespayeler de her konuda durmadan öter dururlar. “Bütün dünya bizimle uğraşıyor, kıskanıyorlar” ekseninde bir söylemi kutsamak için gerçeklikten milleti uzaklaştırmak amacıyla borazanlarını öttürerek çabalarlar. Kümelenmesi istenen yığın için dışarıda herkes düşman olurken içeride bir ana düşman seçilerek yola devam edilir. Ayrıca şeytanlaştırılan bir torba yaratılıp her karşı çıkan aynı torba içerisine atılarak değerli yalnızlık baş tacı edilir. İnanç sömürüsü, milliyetçilik sosu zirve yaparak geniş kitle ele geçirilir. Artık bir ülke bir hegemon yapının tutsağı haline gelmiştir. Bu rezilliğin bir ayağı da kanal kanal gezdirilen bu komplocu bozuntularıdır.

Komplo teorisi üretebilmek için ciddi birikim gereklidir elbette ilk koşul da aksayan güç delisi iktidarların, kişisel ikballerin bastonu olmak için aşağılık bir yalaka olmamak gerekir! Üç kuruşa kalemini, dilini satan adamdan teori beklemek anlamlı değildir. Komplo teorilerinin zaten sıkıntıları vardır. Soli Özel: "Komplo teorilerinin sorunu, yanlışlanabilir olmamalarıdır." der. Bu, zaten dikkatle irdelenmesi gerekli olan bir alanın zevzekler eliyle nasıl bir seviyeye indirilebileceğine dair bir argümanıdır. İleri sürülen savın, yanlış olduğunun ispatlanma şansı yoksa tartışılması için de bir gerekçe kalmayacaktır.

Geri kalmış ülkelerde ağız ishali olan toplumlar başarısızlıklarının arkasında hep bu sebepleri ararlar. Bir miktar haklılık payı bile olsa temel yaklaşım, “Biz yapardık da hep şunlar yüzünden...” tarzı ağlaklık eşliğinde ona buna sövmek doğal karşılanır. Boş bir özgüven patlaması ve gerçeklik ile tamamen bağlantının kesilmesi ile eninde sonunda topyekûn geminin karaya oturması ile macera sonuçlanır. Bu noktada teorisyen olarak ortaya atılan yandaş, candaş satılmış kalemlerin “dünya avucumuzun içinde, sorun söyleyelim” tavrı çok sakil kalır.

Bir ülkede hegemon yapının kendisi, kendi istikbalini tüm ülkenin istikbali olarak adlandırıp tüm bu saçmalıklarını borazanları eli ile resmi şekilde yaymak isterse buna alet olan ucubeler komplo teorisyeni değil, bildiğiniz omurgasız kafadan bacaklılardır. Geri kalmış kabile tipi yönetimlerin egemen olduğu, adalet ve hukuktan söz edilmeyen özgürlüklerin rafa kalktığı ülkelerde adına teori denilen tüm saçmalıklar kendi iktidar devrini sürdürmek için propagandaların daha inanılır kılınması ve bunları topluma kabul ettirilebilmesi için toplumun sürekli bir komplo teorisi bombardımanına tutulması ile toplumun gerçekle bağını koparır ve bir millet tamamen dumura uğratılabilir. Bu tip bir grubun ya da parti devletlerinin menfaatine çalışan abuk sabuk komplo teorileri ile bir toplumun içindeki geniş yığıntının önce zihni ele geçirilir ve daha sonra da gerçeklerle olan bağları zayıflatılır, bir noktadan sonra kopartılır.

Derin devleti ve tarihi saçma sapan dizilerden ve tarihçi olduğu söylenen delilerden, aşkı sevgiyi ucuz romanlardan öğrendiğini sanan bir toplumun kendi gelecekleri için sağlıklı kararlar almasını beklemek hayaldir. Bu kitle için bünyelerinde şeytan tüyü olan, kendini iyi pazarlayan bir komplo teorisyeni model haline gelebilir. Ne derse inanılır... Ortak kader vurgusu ve “aynı gemideyiz, batarsak birlikte batarız” söylemi ısrarla tekrarlanır. Hiçbir sağlam dayanağı olmayan fikirler itina ile tek bir gücün menfaati için hunharca pazarlanır. Elbette bu tip herifler ile aynı gemide olunamaz. Yolcuların tamamına yalan söylenip kandırıldığı, her şeye tek seçicinin karar verdiği, nereye gidildiğinin bilinmediği, mutabık olunan hiçbir konunun olmadığı, yüzsüzlüğün zirve yaptığı ve “savunma yok zeytinyağı olup hep taarruz” mantığı ile giden, kimseye hiçbir fikir sorulmayan “ben yaptım oldu” gemisinde olanlar, olsa olsa rehindirler.

Komplo teorisyeni komplo tüccarı değildir! Tekrar irdelemek isterim ki komplo teorisyenleri deyince dünyada olduğu gibi bilgi ve birikim sahibi olup verileri analiz ederek büyük resme bakabilmek yeteneği olan bir teorisyenler grubundan bahsedilmemektedir. Denyo, yağdanlık takımından bahsedilmektedir. Kendisini, bilgi ve birikimini aşağılıkça siyasi iradeye kullandıran düzenbaz tüccarlardan bahsedilmektedir. Kendini herkesten akıllı hatta bir tek kendini akıllı sanan üçkâğıtçılardan bahsedilmektedir. Bu sıvışmaya meyilli yapı çabucak birbirlerini satıp, anında pozisyon değiştirip, zoru görünce yavaştan deparlar. Her konuda yetersiz olup özgüven ile her konuda bir tamamlanmışlık duygusu olan geniş kitle, işte bu yapının hedefidir. Hegemon irade uçuruma kadar önüne gelene bağırabilir, herkesi düşmanlaştırıp sövebilir, elinde avucunda ne varsa istikbali için kullanabilir. Bunun bir avadanlığı haline dönüşen komplo teorisyenliğinin yüzkarası şaklabanlar ise en sonunda güç ekseninde yarattıkları bataklıkta boğulup gideceklerdir.

"Yalancılar hep Yaradanın adını kullanır." Hint Atasözü

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.