ŞİMDİ İKTİDAR HAYALİ KURMANIN TAM ZAMANI!

Necdet SARAÇ

14 Mayıs 2018 Pazartesi 14:41

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun önce 15 milletvekili hamlesi, arkasından da HDP’den dolayı eksik hayatı geçmiş olsa da “sıfır baraj” hamlesi ezberleri bozdu.

Akşener ve Karamollaoğlu’nun hatta Perinçek’in 100 bin imza barajını aşması, belki de son 30 yılın en önemli siyasi figürü olan Demirtaş’ın cezaevinde de olsa adaylaşması, CHP’de de Muharrem İnce’nin Cumhurbaşkanlığı adaylığı hamlesi ile bütünleşince psikolojik üstünlük bir önemli ölçüde muhalefete geçti. Muhalefet savunma psikolojsinden kurtulunca, KONDA Başkanı Bekir Ağardır’ın da belirttiği gibi Erdoğan ilk kez savunma psikolojisi ile hareket etmeye başladı…

İktidar blokunun telaşının her gün biraz daha arttığı, siyasi hayalleri tükendiği için yol, havalanı gibi inşaat övünmesi dışında övünecek bir şey bulamadığı, bu yüzden imar affına ve varlık barışına sığınmaya çalıştığı ve16 yıl ülkeyi yönettikten sonra yayınladıkları manifestoda, üstelik hiç bir utanma-sıkılma belirtisi bile göstermeden “daha fazla demokrasi” vaadettiği bir ortamda yapılması gereken en önemli iş, başta kendimize, sonra da çevremize “başka bir Türkiye mümkün” diyerek umut ve cesaret yüklemek olmalıdır!
Bu önemli, çünkü Türkiye insanının yaptığı “en iyi işlerden” biri  (!) koşullar ne olursa olsun her fırsatta “bir işin nasıl olmayacağını” ballandırarak karşılıklı olarak birbirine anlatmaktır. Bu yaklaşıma solda ve özellikle de CHP’de her an tanıklık etmek mümkün!

Birbirimize “olmazı” anlatarak karşılıklı moral bozacağımıza, yakaladığımız psikolojik üstünlüğü öne çıkartarak, yapmamız gerekenleri yapmalıyız. Bakış açısını hızla değiştirip, ısrarla, bıkmandan usanmadan “olmazı değil oluru” konuşmalıyız! En yakınımızdakini dövme yerine, asıl rakibi “dövmeliyiz”! 

Bunu başaracak, birikim ve liyakat başta solda olmak üzere, demokrasi güçlerinde yeterince var. Bunu başarmak ve 24 Haziran akşamı başka bir Türkiye için değişimin kapsını aralamak demokrasi güçlerinin elinde! Sosyal medya geleneksel medyayı yendiği bir ortamda bu mümkün!

Bu nedenle son 40 gün, bütün olumsuzluklara rağmen, yani devletin, belediyelerin, medyanın tümüyle iktidar yanında konumlanmış olmasına, OHAL koşullarının da tümüyle muhalefet aleyhinde olmasını “unutarak” 24 Haziran’a kadar “ama bunlar kaybederse de gitmezler, ama bunlar hile yaparlar” gibi “ama”lı cümlelerle başlayan ve iktidar alternatifi güçlere hiçbir faydası olmayan, haklılık payı olsa da sonuçta tereddütleri arttırmayı ve demoralize olmayı beraberinde getiren değerlendirmeleri kesinlikle gündemimizden de konuşma retoriğinden de çıkartmalıyız!
 

PSİKOLOJİK ÜSTÜNLÜK EL DEĞİŞTİRİYOR!
AKP’nin ve özel olarak Erdoğan’ın 16 yıldır yakaladığı ideolojik-politik hegomanya, değişen bölge ve dünya dengelerinin de etkisiyle, siyasal İslam hayalinin çöküşüne paralel olarak hızla ortadan kalkıyor, psikolojik üstünlük el değiştiriyor. Erdoğan’ın söylemlerine karşı önce sosyal medyada, sonra sokakta hızla yükselen “Tamam” ve “Sıkıldık” reflekslerine Erdoğan’ın ve Yıldırım’ın çaresiz tepkileri de, CHP’ye “çöplük” diye edilen küfürler de, Muharrem İnce’yi “gariban” diye nitelendirme de bunu gösteriyor… 

Bütün siyasi hamlelerini kutuplaştırma üzerine kuran AKP’nin, üzerine cila atılan bu bildik hamleleri artık kendi tabanını bile eskisi gibi heyecanlandırmıyor…

Mevcut Cumhurbaşkanı adaylarının tamamının Erdoğan ile “laf yarıştıracak, aşık atacak” güçte olmaları bu alanda Erdoğan’ın “tek adamlığı” sona erdirdiği için, iktidar blokunun mutsuzluğu artıyor…
Kitlelerdeki “Erdoğan yılgınlığı ve yorgunluğu” muhalefet güçlerinin doğru hamleleriyle buluşunca, süreç iktidarın aleyhine, muhalefetin lehine gelişiyor! 

İktidar kendi tükenişinden, söylemleriyle muhalefetin çıkışını yaratıyor! 

Kara göründü, 24 Haziran’da kaybedecekler ve gidecekler!

Gidişi hızlandırmada asıl rol ise CHP’ye düşüyor.

Türkiye’nin değişiminde asıl belirleyici olan ana güç CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin meydanlarda yaydığı hava CHP üyelerinde motivasyonu hızla yükseltti, CHP belki de uzunca bir süredir ilk kez ayrısız-gayrısız “bütün gövdesiyle” hareket etmeye başladı. CHP tabanında da, muhalefet güçlerinin tamamının da “bu sefer olacak”  fikri gelişiyor…

Bu hareketlenme 1 milyon 200 bin CHP üyesi ve 12 milyon seçmenle buluşursa, bu bir bütün olarak Türkiye’nin harekete geçmesi anlamına gelir!

Ciddi hatalar yapılmadığı sürece, OHAL koşullarındaki kamuoyu yoklamaları bile meclis çoğunluğunun 301’in muhalefet partilerine geçeceğini, Erdoğan’ın da ilk turda seçilemeyeceğini işaret ediyor. En iktidar yanlısı araştırma şirketleri bile “açık aradan” bahsedemiyor.
Böyle bir ortamda tam da şimdi iktidar hayali kurma zamanıdır. Çünkü hayalin gerçeğe dönüşmesi için şartlar hızla olgunlaşıyor. 

CHP SEÇİM BİLDİRGESİNİ HEMEN YAYINLANMALI!
Siyasette kitlelere yarın hayali kurduran başarılı oluyor. Bu ülkede 1950’de Menderes’in, 1970’lerde Ecevit’in, 1980’lerde Özal’ın, 2000’lerde Erdoğan’ın başarısının nedeni budur. Kitlelere “evet bunlar yapar” diyerek yarına dair hayal kurdurmaktır! Bu nedenle CHP, yükselen dalganın üzerine zaman kaybetmeden Seçim Bildirgesi’ni derhal yayınlamalıdır!

“Tamam” söyleminin referandum dönemindeki “Hayır” kadar etki yarattığı, psikolojik üstünlüğün el değiştirdiği, “başarabiliriz” duygusunun yükseldiği bir dönemde CHP “Artık Tamam” başlığıyla kamucu ve halkçı bir seçim bildirgesiyle kitlelerin karşısına çıkmalıdır!
Seçim bildirgesi, özelleştirme karşısında kamuculuğu, küçük üretici ve tüketici lehine kooperatifçiliğin, laik, bilimsel ve parasız eğitimi, parasız sağlığı, inanç özgürlüğünü, eşit yurttaşlığı, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi politikasını, savaşı değil barışı, kutuplaştırmayı değil diyalogu öne çıkaran bir bildirge olmalı!
İşte o zaman Edirne’de yükselen “Tamam Be Ya” bütün Türkiye’ye hızla yayılır!
 

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.