SORUNLARIMIZIN TEMELİNDE NE VAR?

Erdoğan artık Atatürk’ü mağlup edemiyeceğini görüyor ve anlıyor. Bu engeli aşamayacaklar. Halkımız da büyük çoğunluğu ile Atatürk’ü ve bu ülke için yaptıklarını anlayamayacak, karşı devrime sonuna değin destek verecek kadar bilinçsiz değil.

Sorunlarımızın temelinde ne var?

17 Aralık 2017 Pazar 09:50

Prof. Dr. Coşkun Özdemir

“Sayın Öğretim Üyesi

Türk milleti Atatürkün öncülüğünde Allahın yolundan sapmıştır.Yeniden Allahın nizamı kuruluncaya kadar burası bir Darül-harp bölgesidir.”

Bu satırlar İslamcı bir grubun Üniversite öğretim üyelerine gönderdikleri bir mektuptan alıntıdır.Bence ülkemizdeki sorunların temelinde yatan başlıca sorun budur.Mektup sahibi İslamcılar Allah’ın nizamını yeniden, vuruşarak, savaşarak kurmak istiyorlar. Onlara göre bu Allah’ın emridir. Bunu önlemek için ileri sürülecek bahanelerin bir değeri yoktur. Bu görüşün taraftarlarının Türkiyenin yüzde kaçı olduğunu tahmin edebiliriz Bu bence küçümsenecek bir sayı değildir. Bakınız bir önceki cumhurbaşkanımız Abdullah Gül ne diyor: “Cumhuriyet miadını doldurmuştur.Artık islami esasları getirmek ve islama aykırı yasaları değiştirmek zamanıdır.” Bugünkü cumhurbaşkanımız “halk isterse laiklik elbette gidecektir. Demokrasi bir tramvaydır ben istediğim yerde biner istediğim yerde inerim. .Dindar ve kindar gençler yetiştireceğiz.”

Dindar gençler niçin kindar olacaklardır? Laik cumhuriyet için, onu yok etmek için. Çünkü laiklik Allah’ın yolundan sapmaktır. Tayyip beyin kutsalı var, o herşeyin üstünde. O kutsala biat etmeyenler, muhalifler kafirdir, düşmandır, yazı ve kitapları ile terörist bile sayılabilirler. Emine Erdoğan “90 yıllık enkazı kaldırıyoruz” derken neyi kastediyor? “Allah’ın yolundan sapmış cumhuriyeti”. Erdoğan, “Tanrının vasıflarını taşıyor ona dokunmak ibadettir, Erdoğan bizim mabudumuzdur, cumhuriyet bir reklam arasıdır bir parantezdir, bu parantez kapanacaktır, kıçının kılı olayım” diyenleri düşünün.Onlarla birlikte yaşıyoruz.Bu toprağın ürünleri bunlar. Erdoğan’ın “bizim değerlerimiz arasında yoktur” dediği, “heykelleri yakın bir gelecekte arkamızda köpek leşleri gibi sürükleyeceğiz, Yunan kazansaydı hilafet ve saltanat devam edecekti, sömürgede dinimizi daha iyi yaşayacaktık,kadınlar yalnız sokağa çıkmamalı ve sesli gülmemeli,müziğin her türlüsü günahtır”, diyenler başta sözü geçen Allah’ın nizamının taraftarlarıdırlar? Büyük ve güçlü Osmanlı imparatorluğu bilime felsefeye uzak kalmış, ortaçağın felsefeci İslam bilginlerinden (İBN_SİNA;İBN HALDUN;FARABİ) faydalanmamış ,oysa Avrupa onlardan ilham alarak reformu rönesansı gerçekleştirmiş, gelişmiş ilerlemiş Osmanlı ise sanayileşmeden, bilim ve teknolojiden uzak bir din tarım toplumu olarak yavaş yavaş çökmüştür. Mustafa Kemal adlı bir dahi “ya istiklal ya ölüm” diye ortaya atılmış bu milleti arkasına alarak silah arkadaşları Osmanlı paşaları ve yoksul eğitimsiz halkı ile birlikte mucizevi bir kurtuluş savaşına öncülük ederek halifelik sultanlık önerilerini elinin tersi ile iterek, Osmanlı’nın külleri üzerinde cumhuriyeti kurmuştur. Cumhuriyet kuruluşunu izleyen aydınlanma. çağdaşlaşma devrimleridir. Atatürk bu ülkenin bu toplumun yüzlerce yıldan beri en büyük yoksunluğunun ne olduğunu çok iyi keşfetmişti. Sofya’da 1913’te ateşimiliter iken bir opera izledikten sonra arkadaşlarına “neden geri kaldığımızı gittikçe daha iyi anlıyorum “ deyişi ne manidar bir uzak görüştür. Türkiye cumhuriyeti adeta bu UZAYDAN GELMİŞ dâhinin öncülüğünde uygarlığa, çağdaşlığa, akla bilime doğru dev adımlar attı. Ama ne yazık bunlar tamamlanmadan dinsel bağnazlık ve yobazlıklar temizlenmeden aramızdan ayrıldı. Onu iyi anlayan ve .İkinci cihan savaşını ustalıkla atlatan İnönünün gücü devrimleri savunmaya yetmedi. Milli şef diye anılan İNÖNÜ, büyük eğitimci Hasan Ali Yüceli, büyük yurtsever Hakkı Tongucu ve Köy Enstitüleri’ni gerici toprak ağaları ve politikacıların elinden kurtaramadı. Böylece modern çağdaş laik eğitime 40 lardan başlayarak birbiri ardı sıra en ağır darbeler vuruldu.Alçakça öldürülen Ahmet Taner Kışlalının “Milli Eğitim Bakanlığı 50 yıldan beri milli ihanet bakanlığı olarak görev yapmıştır” sözü boşuna değildir.Evet çok partili düzene girişimizle yönetime gelen hiçbir iktidar Atatürkün uygarlık çağdaşlık, laiklik, aydınlanma, akıl, bilim hedeflerine sadık kalmamıştır. Oy ve koltuk kaygısını önde tutmuş, inanç ve din sömürüsü yapmışlardır. Çok insancıl geleneklere sahip olan halkımız aydınlanmayı tanıyamamış, batıl inançlara teslim olmuş, bilinçli bir birey olma şansına kavuşamamış, yurdunu nasıl seveceğini bile öğrenememiş, milyonlar biyolojik yaşam sınırları içinde kalmıştır.Onlar milli iradenin sahipleridirler.Akıl ve bilim iktidara gelememiştir...Tarih bilincinden yoksun diplomalı sözde aydınlarımızın neoliberallerin ,yetmez ama evetçilerin oynadığı olumsuz rolü bu yazıya sığdıramam.Biz Atatürkçü ve Kemalistler DP den başlayarak politikacılara hiç güvenmedik Arkalarında bu halkın bilinçlenmesini istemeyen emperyalizm vardı, Marshall planı Truman Dotrini vardı.Ama Türk ordusunun Atatürkü anladığına onun devrimlerini darbelerle değil uygun uyarılarla savunacaklarına güveniyorduk.( Buna ikinci cumhuriyetçiler neoliberaller askeri vesayet diyorlardı).Ne yazık yanılmışız .Büyük entikalar,ihanetler ve kumpaslarla orduda fetocular yetişmiş AKP iktidarı cumhuriyeti yok etme hedefinde onlarla işbirliği yapmıştı. Bu ikisi karşı devrimin ürünleridir. İktidar mücadelesine girişmeselerdi toplumdaki yıkıntı çok dana büyük olacaktı .Yargımız da ustalıklı bir şekilde ele geçirilmiş . göz zinasından korunarak kadınların yüzüne bakmadan konuşan .savcı ve hakimler Türk ordusunu çökertmeyi başarmışlardır.Evet tepeden tırnağa aydınlanmayı benimseyememiş yönetici ve milyonlarca cahil bırakılmış halk Türkiyenin bir karanlığa doğru yol almasına neden olmuşlardır. Gerilere gidersek Atatürkün kahraman silah arkadaşlarının cumhuriyete doğru yol alınırken Mustafa Kemal’i, “senin cumhuriyet ilan edeceğin söyleniyor” diye sorguya çektiklerini görürüz.Cumhuriyetten önce saltanat kaldırılırken ve 1923 den sonra hilafet kalkarken Mustafa Kemal yine yalnızdır. Kurtuluş savaşımızın Sakaryanın büyük komutanı Mareşal Fevzi Çakmak köy enstitülerine karşı olmuştur. İnançlar, aklı bilimi dışlayan, onlara karşı öncelik ve üstünlük taşıyan, sorgulanamaz inançlar, insanların realite ile bağlarını koparan unsurlardır.Din istismarının yanı sıra , İyi niyetli devlet adamları, generaller, hakimler,profesörler ilahiyatçılar da bu çıkmaza sürüklenebilirler.Türkiye yüzyıllardır bunun sıkıntısını çekiyor.TV lerde uygar kılıklı yüksek diplomalara, ünvanlara sahip iktidar yandaşları AKP yi över ve savunurkan bu gerçeğimizi ihmal ediyorlar.Nasıl bir çıkmazdayız görmezden geliyorlar,ya da inançlar ağır basıyor. Erdoğanın ve doğaldır ki mutlak hakimiyeti altındaki AKP nin başka bir dünyası var. Onlara göre hakimiyet Allah’ındır, Atatürk öncülüğünde Allah’ın yolundan sapmış olan Türkiye’de kendi dünyalarını kurmak istiyorlar. Bu onların kutsalıdır. Bizim için sevindirici bir şey var, İktidar ve öncelikle reis Erdoğan artık Atatürk’ü mağlup edemiyeceğini görüyor ve anlıyor. Bu engeli aşamayacaklar. Halkımız da büyük çoğunluğu ile Atatürk’ü ve bu ülke için yaptıklarını anlayamayacak, karşı devrime sonuna değin destek verecek kadar bilinçsiz değil. Atatürk, eğitim yoksunu ama onu iyi anlayan halkı ile birlikte bu yurdu bir kere daha kurtaracak.

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.