TIP FAKÜLTELERİNİN DÜNÜ BUGÜNÜ

Üniversiteler daha belini doğrultma fırsatını bulamadan AKP iktidarı ile karşılaştık. Bu iktidar özerklik filan değil laikliğe karşı kendi ideolojisine sadık, Erdoğan otoritesi önünde eğilen bir üniversite yaratmak istiyordu.

Tıp fakültelerinin dünü bugünü

25 Ocak 2018 Perşembe 15:00

Prof. Dr. Coşkun Özdemir

Tıp fakültesine 1946 da başladım. Birinci sınıf  FKB (PCN) fizik kimya biyoloji olarak anılırdı ve fen fakültesi sayılırdı. Biz talihli bir kuşak sayılırız. 1933 reformu ile Alman faşizminden kopup gelen büyük bilim insanları hocalarımız oldu. Prof.Curt Kosswig,  Prof.Hans Winterstein, Prof Erich Frank, Prof Phillipp.Schwartz bunların en ünlülerindendi. Onları dinlemek onların öğrencisi olmak bir bilim ziyafetine kavuşmak gibi idi. Bunu genç yaşımızda fark ediyorduk. Diğer fakültelerdeki ünlü bilim insanları ile İstanbul Üniversitesi kuşkusuz dünyanın önde gelen üniversitelerindendi. Türk hocalarımız da çok ünlü idiler; Tevfik Remzi Kazancıgil, Ekrem Şerif Egeli, Kazım İsmail Gürkan,Muzaffer Esat Güçhan gibi. Ama çoğunlukla Alman hocalardan farklı, otoriter ve mağrur idiler. Kolay yaklaşılamazdı onlara, kolayca aşağılarlardı öğrenciyi.

50'li yıllarda birer birer yabancı hocaları kaybettik. Tıp Fakülteleri demokrasi(!) yıllarında büyük çalkantılar geçirdi. Özerklik bağımsızlık,  kolay kolay kazanılacak bir şey değildi. İktidarlar üniversiteye müdahele etmekten hiç vazgeçmediler. Yine de ümitli olduğumuz yıllar vardı. 70'li yıllarda ülke bir kabus içindeydi. Gençler sokaklarda birbirini vuruyordu, umutla sarıldığımız tam gün yasası kayıplara yol açtı .Bunun ardından gelen 12 Eylül darbesi büyük bir düş kırıklığı oldu. Bu darbeden üniversite büyük bir pay aldı. Evren Paşa, Doğramacı işbirliği ile YÖK ucubesi kuruldu, 1402 faciası yaşandı. Benim üniversitem, Evren'e doktora ünvanı verdi. Bunun gibi utanç duyacağımız ne çok şey var(6-7 eylül).

Üniversiteler daha belini doğrultma fırsatını bulamadan AKP iktidarı ile karşılaştık. Bu millet için büyük talihsizlik. Bu iktidar özerklik filan değil laikliğe karşı kendi ideolojisine sadık, Erdoğan otoritesi önünde eğilen bir üniversite yaratmak istiyordu. Bunu çok tutarlı bir şekilde  ve yıllar içinde üniversitelere, fakültelere yandaş öğretim üyeleri yerleştirmeyi başardılar .O yüzden bugün Yeni Türkiye'nin bu yeni üniversiteleri süregelen hukuksuzluğa ,eğitimin kalitesizliğine, felsefenin yok edilip din derslerinin zorunlu kılınmasına ancak çok yetersiz, cılız ve  bireysel tepkiler gösterebiliyor.

Emekli olduğum İstanbul Tıp Fakültesi'nin acıklı halini aylar önce rektörlük ataması gösterisi için katıldığım toplantı sonrasında uğradığım nöroloji kliniğinde yakından görmek fırsatım oldu. Nörolojinin 25 yataklı servisi hemşire ve yardımcı personel yokluğundan yıllardır kapalı Yakında yoğun bakım servisi de kapandı. Ne hazin... Nöroşirürji kliniğinin 28 yataklı servisi  ayni nedenle hizmet veremiyor. Gazetelere başlık olacak haberler ama onlara sıra gelmiyor. Ülke öyle bunalımlar içindeki bu kadar önemli, bu kadar yaşamsal bir yetersizlik gündeme gelemiyor, konuşulmuyor. Öncelik elbette Suriye'deki operasyonda hapisteki gazeteciler ve akademisyenler bildirisi üzerindeki tartışmalarda. Sayıları 80'i aşan tıp fakülteleri, 190'ı bulan üniversiteler ne yetiştiriyor sorulmuyor. Prof Serdaroğlu bu tıp fakülteleri için teneke, İlber Ortaylı bu sayıda üniversite için eğitime ihanettir diyor. Bazı tıp fakülteleri iflasın eşiğinde, borç içindeler, sağlık bakanlığına bağlanmak zorunda kalıyorlar. Bugün ülkenin her alanda tek seçici, tek karar vericisi olan Erdoğan. Şimdi seçim sisteminin değiştirileceği ve artık rektörlerin cumhurbaşkanı tarafından atanmasını sağlayan yeni bir seçim sisteminin getirileceği bildirdi ve öyle oldu. Ülke gittikçe daha çok daha çok  akıldan,bilimden, çağdaşlıktan, laiklikten uzaklaşıyor...

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.