TRUMP, AKP İKTİDARINI NASIL ETKİLEYECEK?

ABC / Günün Analizi

Trump, AKP iktidarını nasıl etkileyecek?

10 Kasım 2016 Perşembe 23:33

ABD seçimleri sonuçlandı ve birçok çevre için sürpriz denebilecek bir sonuç çıktı: Cumhuriyetçi Donald Trump kazandı. Öncelikle belirtilmesi gereken olgu şudur; ABD seçimlerini kim kazanırsa kazansın, kapatilist-emperyalist Batı uygarlığının zirvesini temsil eden bu ülkenin temel politikalarında hiçbir köklü değişiklik olmayacaktır.

Ancak, durum böyle diye adaylar ve partiler arasında hiçbir farkın olmadığını söylemek mümkün mü? Değil elbette. Aralarında önemli tarihsel, ideolojik ve sınıfsal farklar bulunmasına karşın Avrupa sosyal demokrasisine daha yakın olan Demorat Parti ve demokratlar ile muhafazakar ve ırkçı-faşizan bir çizgi arasında salınan Cumhuriyetçi Parti arasında bire bir örtüşme bulunmadığını da saptamak gereklidir.

Hem ülke içinde izlenecek sosyal politikalar hem de uluslararası ilişkilerdeki kimi tercihler konusunda iki parti arasında farklar bulunduğu açıktır. Değilse, iki ayrı partinin varlığı gereksizleşecek, aralarındaki rekabet salt bir oyundan ibaret olacaktır. Amerikan egemen sınıfları bakımından bu iki partili yarışın bir oyun boyutu elbette var. Ancak durum, bütün burjuva demokrasilerinde de bulunan söz konusu özellikle açıklanamaz. 

ABD seçimlerinin bizim için önemi ise, ortaya çıkan sonucun ülkemizi ve AKP iktidarını nasıl etkileyeceği sorusunun yanıtında yatıyor. Bu başyazıda, söz konusu sorunun yanıtını genel çizgileriyle vermeye çalışacağız.

* * *

Amerikancı bir sivil darbe ile iktidara gelen AKP, 14 yıllık dönemde Türkiye’de son (ve sağ) Kemalist kadroları bürokrasiden ve geleneksel iktidar blokundan tasfiye etti. Cumhuriyeti (ondan geriye ne kaldıysa) büyük ölçüde yıktı. Ancak, sürekli vurguladığımız gibi, kendi rejimini henüz kuramadı. Buna gücü, bilgisi, tarihsel birikimi, görgüsü, kadro kaynakları yetmedi. 

Türkiye’nin 21.yüzyıl dünyasındaki bütün iddialarını geri çekmesine yol açacak, felsefi ve siyasal bakımdan ortaçağ artığı olan böyle bir gücün, başka sonuç yaratması da zaten mümkün değildi. 

Bugünkü siyasal, toplumsal ve kültürel / entelektüel krizin esas kaynağını, işte bu başarısızlık ve belirsizlik durumu oluşturmaktadır. 

Erdoğan-AKP iktidarı artık yolun sonuna yaklaşmış görünüyor. ABD seçimlerini muhufazakar-faşizan Donald Trump’ın (Cumhuriyetçi Parti) kazanması, bu 'son'u daha da hızlandırıcı bir etki yaratacaktır. Çünkü, ‘Batılı Beyaz Adam’ın (WASP) iktidara dönüşü demek olan yeni Trump yönetimi, ABD’nin geleneksel realist politikalarından temelde kopmamakla birlikte, öncekilere göre daha ideolojik bir iç ve dış politika izleyecektir. ABD ve Batı'nın siyasal islamcı hareketi desteklemekten vazgeçerek 'ılımlı'sı ve radikaliyle dünya ölçeğinde tasfiye etmeye yönelik yeni politikasını daha etkin şekilde uygulayacağını öngörmek yanlış olmayacaktır. Bu anlamda Trump yönetiminin, siyasal İslamcılığın tasfiye edilmesi için izlenen küresel siyaseti hiç olmadığı kadar öne çıkaracağı da açıktır. Hiç kuşkusuz Erdoğan yönetimi de bundan payını alacaktır.

Nitekim kendisi için yaklaşan tehlikeyi sezen Tayyip Erdoğan’ın, ABD’de seçim kampanyaları henüz devam ederken –ki Clinton açık ara önde görünüyordu- Trump’a karşı, diplomatik teamüllerin dışına çıkarak alışılmadık bir üslupla eleştirmesinin nedeni budur. Anımsanacağı gibi Erdoğan, açılışını kendisinin yaptığı Aydın Doğan-Donald Trump ortaklığıyla inşa edilen İstanbul Mecidiyeköy’deki gökdelen ve alışveriş merkezinin adının değiştirilmesini bile istedi. (AVM’nin adı Trump.)

* * *

Cumhuriyeti büyük ölçüde tasfiye eden gerici-faşizan AKP iktidarı Türkiye’yi tarihsel akış ve ilerleme yatağının dışına çıkardı. Ancak, Türkiye gerici koalisyonu kendi rejimini kurmak için siyasal zora ya da toplumsal rızaya dayalı bir mutabakat oluşturamadı. Bu anlamda, kurulmaya çalışılan yeni rejim hukuksal bakımdan anayasal bir güvenceye de alınamadı. 

Dolayısıyla, bugün fiili durum ile hukuksal ve anayasal düzen arasında giderek büyüyen bir uçurum bulunuyor. Mevcut iktidarın hiçbir hukuksal güvencesi bulunmadığı gibi, yönetim her geçen gün objektif bakımdan suç işlemiş oluyor. İşte bu nedenle Erdoğan ve AKP liderliği, amaçlarına uygun bir tarihsel mutabakat oluşturmak amacıyla topluma faşizan bir yeni anayasa yapılmasını dayatıyor.

Çünkü ortada tanımsız, anayasasız, hukuksuz, tarihsel referansları belirsiz, üzerinde mutabakat sağlanmamış bir devlet düzeni bulunuyor. Bu durum bir iktidar için son derece tehlikeli, güvencesiz ve geleceği belirsiz durum demektir.

Ülke siyasal merkezin dağıldığı, farklı iktidar odaklarının oluşmaya başladığı ve devleti bir arada tutan zeminlerin imha edildiği, hukuk düzeninin bulunmadığı bir dönemden geçiyor. Bu bir ‘fetret’ durumudur.

Hiç  kuşku yok ki, ABD’de Donald Trump’ın iktidara gelmesi, Türkiye’nin merkezinde bulunduğu bölgedeki bütün dengeleri temelinden sarsacaktır. Bu durum Türkiye’deki ‘fetret’ durumunu daha da derinleştirecek ve Erdoğan-AKP iktidarını amblemindeki ampul gibi boşlukta asılı bırakacaktır. 

İnananlar, “Her şer’den bir hayır çıkar” derler. Bunun gerçek olup olmadığını bilemeyiz ama, muhafazakar Trump iktidarının AKP için “hayırlara vesile" olmayacağı bellidir. 

Keskin Kalem

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.