TÜRK’E VE CUMHURİYET’E DÜŞMAN, FETHULLAH’IN GÖZDESİ BİR VATAN HAİNİ VE DESTEKÇİLERİ

FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen ve taraftarları arasında da oldukça saygı gören bir isimdi Mustafa Sabri Efendi. Fethullah Gülen, ‘Ruhumuzun Heykelini Dikerken’ adlı kitabında iman ve aksiyon kahramanları olarak bazı isimleri sıralamaktadır.

Türk’e ve Cumhuriyet’e Düşman, Fethullah’ın Gözdesi bir Vatan Haini ve Destekçileri

16 Kasım 2017 Perşembe 23:25

Çağlar Ezikoğlu

"Benim elimden gelse Türkleri Arap yaparım, diğer Müslümanları da. Bunların vaktiyle Araplaşmadığına da çok eseflenirim. Arap dili, ne Türk diliyle ne de Çerkez diliyle kıyas kabul etmeyecek derecede üstünlüğe sahip olduğundan, insanın, milliyetin küçüğüne sahip olup da onunla iftihar edeceğine büyüğüne sahip olarak onunla iftihar etmesi daha kárlı ve makul olur." (Yarın Dergisi, 14 Nisan 1930)

Bu satırların sahibi, Osmanlı Devleti’nin son şeyhülislamı olan ve Kurtuluş Savaşı’nda bir hain olarak İngilizlerle ve Yunanlarla yaptığı ittifaklar ile bilinen Mustafa Sabri Efendi. Evet, Tokat’ta bir İmam Hatip Lisesi’ne adı verilen ve daha sonra tepkiler neticesinde isminin asıldığı tabela değiştirilmek zorunda kalınan Mustafa Sabri Efendi.

Ne ilginçtir ki, siyasi hayatına İttihat ve Terakki Fırkası saflarında başlamıştı Mustafa Sabri Efendi. Hatta siyasi iktidarın son günlerde gözdesi haine gelen 2.Abdülhamid’in tahttan indirilişi sırasında da Abdülhamid’e muhalif tavrıyla bilinen bir isimdi. Daha sonra ise, Abdülhamid sonrasında İslamcı çizgide bir yönetim hayali ile Hürriyet ve İtilaf Fırkasına katılır. İttihat ve Terakki’nin idareyi ele geçirmesi ile Romanya’da sürgün hayatına 1.Dünya Savaşı’nın sonuna kadar devam eder.

1.Dünya Savaşı’nda Osmanlı’nın uğradığı bozgundan sonra, bağlı olduğu fırka Vahdettin’in padişahlığı altında iktidara gelince İstanbul’a döner. Bu süreçte en önemli vazifesi bağımsızlık mücadelesinin ateşlendiği Kurtuluş Savaşı’nı engellemektir. Bu amaç uğruna İngilizlerle sıkı bir dostluk ve ittifaka girişir vatan haini Mustafa Sabri Efendi. Milli Mücadele ruhunu ilk kez ortaya çıkaran Kuvayı Milliye güçlerine ve başlarındaki Mustafa Kemal Paşa’ya idam fermanlarını fetvalarıyla onaylar. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, Mustafa Sabri Efendi’nin fetvasıyla idam edilir. Ayrıca Osmanlı’yı tamamen yabancı devletlerin esareti ve boyunduruğu altına alan Sevr antlaşmasının dinen uygunluğu konusunda fetva yine bu vatan haini tarafından verilir. Kurtuluş Savaşı’nı destekleyen bütün din alimlerine cephe almış ve bu savaşı durdurmak için elinden geleni ardına koymamıştır bu hain. Üstelik bu mücadeleyi itibarsızlaştırmak için de çaba göstermiştir. Örneğin Hilafet ve Kemalizm kitabında der ki; “İki paralık Mustafa Kemal kuvvetinin baskısına boyun eğerek İngilizlerin, Fransızların ve sair devletlerin İstanbul'dan çekilip gitmelerini ancak Kemalistlerin idam ettiği Türk aklı kabul edebilir”.

Kurtuluş Savaşı’nın neticesinde hayalleri suya düşen bu hain, İngilizlerin desteğiyle yurtdışına kaçmış ve Yunan topraklarında hainliklerine devam etmiştir. Yazının başındaki Türk düşmanı çizgisiyle çıkardığı Yarın Dergisi bu hainliğinin baş sembollerinden birisi olmuştu. Buraya kadar ki bütün bilgiler aslında kamuoyunda günlerdir tartışılan ve bu şahsın vatan hainliğini açıkça ortaya koyan hususlar. Lakin hiç dillendirilmeyen bir başka önemli husus daha var.

FETÖ elebaşısı Fethullah Gülen ve taraftarları arasında da oldukça saygı gören bir isimdi Mustafa Sabri Efendi. Fethullah Gülen, ‘Ruhumuzun Heykelini Dikerken’ adlı kitabında iman ve aksiyon kahramanları olarak bazı isimleri sıralamaktadır. Bu isimlerin başında ise Mustafa Sabri Efendi gelmektedir. Bakın ne diyor Fethullah Gülen, Mustafa Sabri hakkında;

“Mustafa Sabri Efendi: Bu tertemiz Anadolu evladı, tam mânâsıyla bir mücadele insanıdır. Müderrislikten saray kütüphâneciliğine, milletvekilliğinden “Beyânü’l-Hak” başyazarlığına, ondan da Hürriyet ve Îtilâf Fırkası üyeliğine; mâlum Bâbıali Baskınıyla ülkesini terk edeceği âna kadar hep bir aksiyon ve mücadele insanı olarak görürüz bu Osmanlı şeyhülislâmını. Yurt içinde havalar sertleşince, başka bir İslâm ülkesinde hizmet vermeyi deneyen, fırsat bulunca yeniden yurduna dönüp, mücadelesini burada sürdüren bu hareket insanı, imkân yakalayınca, “Dâru’l-Hikmeti’l-İslâmiye” âzâlığı ve “Şeyhülislâm”lık mansıbıyla bir kere daha ülkesini hizmetle kucaklar ve 1922 yılında son kez Türkiye’den ayrılır; Romanya, İskeçe derken Mısır’a gider ve 1954 yılında vefat edeceği âna kadar ömrünü kızıl kıyamet bir mücadele içinde geçirir. Bir hayli çileli ve çokça inişli çıkışlı bir hayat yaşayan bu vatan evladının da mübarek hayatları birkaç doktoraya esas teşkil edecek kadar zengindir.”

Siyasi iktidara yakınlığıyla bilinen bir sendikanın başkanı demiş ki, ‘Mustafa Sabri Efendi bu ümmetin bir değeridir’. Şimdi soruyorum bu Sendika Başkanı zat’a. Türk’e ve Cumhuriyet’e düşman bu vatan haininin değerini nereden biçiyorsunuz? Yoksa FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’in gözdesi olmak mı ümmetin değerlisi olmayı sağlıyor? Fethullah’ın gözdesi konumundaki bir haini böylesi övgü dolu sözlerle neden takdir ediyorsunuz? Yoksa Fethullah’ın söylemlerini bire bir taklit etmek sizin kripto bir vazifeniz de bizim bundan haberimiz mi yok?

Tekrarlayalım, Mustafa Sabri Efendi bu ülkeye, bu ülkenin fertlerine, bu ülkenin laik yönetim biçimine düşman ve aynı zamanda FETÖ gibi bu Cumhuriyet’e en büyük tehditlerden biri olmuş bir örgütün de gözdesi konumundaki bir kişidir. Bugünden itibaren her kim ki bu şahsın destekçiliğini yapmaya heveslenir, hem bu vatan hainini niteleyen sıfatlardan nasibini alır hem de kripto Fethullahçılığını sorgulatır hale düşer, bu da böyle biline…

Not: (Bu arada FETÖ ile mücadele edildiğini söyleyen bir siyasi iktidarın FETÖ şüphelisi bir eski vekili olduğunu söyleyelim. Bu vekilin darbe ertesi FETÖ’den dolayı gözaltına alındığını daha sonra salındığını farz edelim. Hatta bu eski vekil hakkındaki iddianamede FETÖ’ye bilerek ve isteyerek yardım ettiğine dair suçlamanın olduğunu da aklımızın bir noktasına yazalım. Bahse konu vekilin sosyal medya hesaplarında FETÖ’ye dair doğru düzgün bir eleştirisinin olmadığı, 2015 yılında da FETÖ gazetesi Zaman’da ‘Cemaate dün de yardım ettim, bugün de edeceğim’ şeklindeki açıklamasının’ olduğunu da kayda düşelim. Şimdi can alıcı soru; bu eski vekil yakın zamanda siyasi iktidarı temsil eden o siyasi partinin ‘Başkan Yardımcılığı’ gibi bir pozisyonuna getirilebilir mi? Meraktan soruyorum, ben cevabı biliyorum ama inatla ve ısrarla bunu sorgulayabilecek ve yazabilecek bu ülkede herhangi bir basın kuruluşu var mı bekleyeceğim)




Tele1 TV, Türkiye'nin içine itilmek istendiği karanlıkta, halka sadece gerçekleri söylemek için yaklaşık bir yıldır mücadele veriyor. Bu ekranın arkasında sermaye grupları yok, sadece direngen bir halk var...

Değerli okurlar, siz de izleyici sponsoru olmak için detaylı bilgilere aşağıdaki Tele1 logosuna tıklayarak ulaşabilirsiniz:tele1_567.jpg

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.