YAKLAŞAN FELAKETİ ÖNLEYEBİLİR, GERİCİLİĞİ YENEBİLİRİZ!

ABC Günün Analizi

Yaklaşan felaketi önleyebilir, gericiliği yenebiliriz!

20 Ocak 2017 Cuma 18:21

Kabul etmek gerekiyor ki, AKP iktidarı ve Tayyip Erdoğan’ın en büyük başarısı; kötülüğü, cehaleti, vasat ve geri olanı toplumsallaştırma yeteneğidir.

Öyle ki, her geçen gün toplumun dokularına, bu toprakların tarihinde hiç görülmemiş ölçüde riya, ikiyüzlülük ve ahlaksızlık siniyor. Gericilik Türkiye’yi çürütüyor. Ve bu bürüme bir yağ lekesi gibi yayılıyor. 

Toplumun bir kesimi, ülke Pakistanlaştıkça, hatta 'kıytırık' bir Körfez Emirliğine benzedikçe kalkınacağını ve gelişeceğini sanmak gibi bir akıl dışılığa sürükleniyor.

Oysa dünyada daha dinselleştiği ya da daha çok İslami ilkelere göre yönetildiği için gelişen tek bir ülke bile bulunmuyor. İslam dünyası ilkellik, cehalet ve sefalet içinde kıvranıyor. Laikleşemeyen İslam dünyası tam bir açmaz yaşıyor. İçinde bulunduğu karanlıktan çıkmak için Selefi bir anlayışla daha çok dine sarılıp, şeriat kurallarını daha fazla toplumsal ve siyasal yaşamın temeli haline getirdikçe diplere batmaya devam ediyor.

* * *

Dünyada, Türkiye dışında Ortaçağını aşan tek bir Müslüman ülkenin bile bulunmaması bir tesadüf oluşturmuyor. Yeryüzündeki tek istisna olan Cumhuriyet Türkiye’si ise, belki bu nedenle uğradığı büyük ihanetin bedelini de ödeyerek gözlerimizin önünde çöküyor. Türkiye’nin yıldızı sönüyor.

Toplumun bir kesimi, neredeyse son 200 yılını batılı ülkelerin elinde utanç verici bir oyuncak olarak geçiren, geri, Ortaçağ kalıntısı bir saltanatın, bir din devletinin, yani çürüyerek yıkılıp giden Osmanlı’nın armasını, kurtuluşun simgesi sanmak gibi bir akıl dışılığa sürükleniyor.

Ülke bütün çekiciliğini, diğer İslam ülkelerinden farkını ve pırıltısını yitiriyor. İçine doğru büzülen ve çağdaş dünyadan kopmaya başlayan Türkiye, dinci terör örgütlerinin insanları katlettiği, islam adına kafaların kesildiği ilkel bir Ortadoğu ülkesi haline geliyor.

* * *

Erdoğan ve İslamcı iktidarı, toplumda yoksulluğun, dışlanmışlığın, kenara itilmişliğin yarattığı öfkeyi insanlığın ilerici birikimine, akılcı ve bilimsel değerlere, Cumhuriyetin ve modernitenin kazanımlarına yönelik bir düşmanlığa dönüştürdü. Dönüştürmeye de devam ediyor.

Örneğin; yeni dönemde Milli Eğitim Bakanlığı, ders kitaplarının neredeyse tamamından bilimin temelini oluşturan bölümleri çıkarıyor ve yerine teolojik (dini) yaklaşımı temel yöntem olarak koyuyor.

İslamcı AKP hükümeti, Cumhuriyet tarihindeki bütün sağcı iktidarların yaptığını aşarak, bir yandan kurduğu yağma düzeninin üstünü örtüyor, diğer yandan da yoksulluğun ve dışlanmanın gerçek nedenlerini gizliyor. Eşitsizlik ve adaletsizliklerin üzerine yeşil bir şal seriyor. Din istismarı tarihte hiç olmadığı kadar bir yönetim ve denetleme aracı haline geliyor.

* * *

Ancak başka bir gerçek daha var… Bu ülkede insan aklını teslim almak için yapılan her şeye karşın, halkın yarısından fazlası teslim olmamakta direniyor. Gericiliğe karşı koyuyor. Çünkü bu toprakların 200 yıla yaklaşan aydınlanma ve modernleşme tarihinin yarattığı birikim ve bu birikimin verdiği güç, toplumun Ortaçağ karanlığına teslim olmasının önündeki en büyük engeli oluşturuyor.

Anımsanacağı gibi; Cumhuriyetin "bir avuç seçkinin rejimi" olduğu yolundaki gerici tezin tam bir palavra olduğu, Gezi/Haziran direnişi sırasında somut ve eylemli olarak da ortaya çıktı. Türkiye’nin üreten, katma değer yaratan, eğitimli, kentli, çalışan geniş kesimleri cumhuriyetçi bir tutumda ısrar ediyor. Aydınlanmanın kazanımlarını kararlılıkla savunuyor. Aslında AKP’ye oy veren yüzde 15 ila 20 arasındaki bir kesimin de cumhuriyetle hiçbir sorunu bulunmuyor.

* * *

Arkasında büyük bir mücadele tarihi, entelektüel birikim ve tarihin işleyiş yasalarına uygun bir siyasal gelenek bulunan hiçbir hareket, daha geri güçler karşısında sonsuza kadar yenilmez. Gericiliğin başarıları her zaman geçici bir parantez olarak kalmaya mahkumdur. Tarihin bir yasasıdır bu. Ancak, eğer bu “geçici başarı” durumu sizin kuşaklarınıza denk gelmişse bedelini de siz ödersiniz. Çünkü gericiliğin yükselişi büyük acılara ve yıkımlara yol açar.

İşte bu nedenle bugün bütün sorun, bizim kuşağımıza uğrayan bu karşı devrim saldırısını, gericiliğin yükselişini durdurmak, püskürtmek ve yenilgiye uğratmaktır.

Ancak, bilinmeli ki, sadece siyasal ve toplumsal mücadele alanında değil, yaşamın hiçbir düzleminde kendiliğinden, durup dururken başarı ya da zafer kazanılmaz. Çalışmak, ısrarla mücadele etmek, sabırlı ve cesur olmak gerekir.

* * *

Türkiye bugün yeniden kederinin belirleneceği bir eşiğe doğru gidiyor. Ülke, şuursuz şekilde İslamcı faşist bir diktatörlüğe doğru sürükleniyor. Toplum, kendisini oluşturan bütün unsurlarına doğru ufalanarak parçalanıyor. Başkanlık anayasası yeni Ortaçağın, dinci-mezhepçi bir rejimin adı oluyor.

Bu kez bizim kuşağımız, çocuklarımız, yakın geleceğin nesilleri karanlıklar içinde boğulmasın, acılar içinde kıvranmasın ve ağır bedeller ödemesin diye düşünüyorsak bir şeyler yapmalıyız. Somut olarak yapacağımız iş bellidir; bir-iki ay içinde önümüze getirilecek olan ve toplumun idam fermanı niteliğindeki referandumda bu gerici saldırganlığı yenilgiye uğratabiliriz.

Bu nedenle bütün gücümüzle bu gerici-faşist anayasa düzenlemesine “hayır” demeli ve işimizi gücümüzü bırakıp “hayır” diyecekleri çoğaltmalıyız. Referandum'da "Hayır" cephesinin kazanma olasılığı sanılandan da çok yüksek.  AKP yalnız, ve MHP'deki Devlet bahçeli yönetiminin şantaja boyun eğerek verdiği destek yetmeyecek. MHP tabanının yüzde 80'i "hayır" deme eğiliminde.

Burada kritik olan HDP'nin tavrıdır. HDP'nin önünde, kaderini yeniden Türk halkıyla birleştirme olanağı vardır. HDP ve Kürt yurttaşlarımız bu fırsatı kaçırmamalı, tarihin sunduğu bu şansı iyi değerlendirmelidir. HDP seçmenlerini sandığa götürmeli ve kararlı bir şekilde "Hayır" demelidir. Gericilik ve totaliter-faşist başkanlık dayatmasının yenilgiye uğratılması hiç olmadığı kadar olanak dahilinde ve yakındır.

Bugün “hayır” demek, tarihe karşı sorumluluğumuz ve bir yurtseverlik görevidir.

Keskin Kalem

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.