YALAKALIK VE RİYA

Riya yani ikiyüzlülük yalakalığın yoldaşıdır zira yalaka eşzamanlı feci bir riyakârdır. Geri kalmış klan topluluklarında yağcılık ve riyakârlık ödüllendirilir. Sırtı yere gelmez, basamakları çifter çifter çıkar.

Yalakalık ve Riya

15 Aralık 2017 Cuma 18:15

Berk Yüksel

“Bir ülkede yalakalığın getirisi, dürüstlüğün getirisinden fazla ise, o ülke batar.” Montesquieu

Bir milleti tüketen, içten kemiren, onuru varsa onu yok eden iki kavramdır. Geri kalmış ülkelerde sıkça görülen karaktersizlik örneklerindendir. Toplumun kabile bölümünce ünlü ve güçlü olduğu farz edilen şahsiyetlere yönelik davranış ve yaklaşım biçimidir. Kendi olarak var olamayan vasıfsız yapı kendinden kudretli, meşhur gördüğüne ağzının suyu akarak yıkama yağlama biçiminde yanaşır. Daha bilinenin, makam, paye sahibinin ya da sözde daha kudretlinin ona bir hecesi ya da gülümsemesi yalaka ve riyakârın kendini, bilinirin onu var etmesine endekslemiş olduğu aşağılık bir yaşam biçimidir.

Özsaygısını kaybetmiş insanlardır ve kılkuyruk bir menfaat için eğilip bükülen, kıkırdayan, yamulan, omurgası olmayan tiplerdir. İltifatlarda da sınır tanımayıp, âleme rezil rüsva olan yaşam formlarıdır. Ezik insan kitlelerinin her şeye refleks olarak tapma durumudur. Aslında bu davranış biçimi içine işlediğinden nerede olduğu fark etmeyecektir. Dolmuşta, otobüste şoföre olabilir, çocuğunun öğretmenine olabilir, daha taze bir simit için simitçiye olabilir. Şakşakçı zihniyettir.

Boş insanlar olduklarından içlerindeki boşluğu bir hegemon model ya da bir ünlü tipe yaltaklık ederek doldurabileceklerini zannederler. Yaranma duygusu ve menfaat beklentisi de temel güdülenme sebebidir. Ancak temel sorun bunun yapı meselesi olduğudur, aciz yığın güce, üne, paraya, makama ve mevkiye tapar. Bunlardan herhangi birine ezkaza sahip birini bulunca da dalkavukluğu zirve yapar. Geri kalmış ülkelerde o kadar sıklıkla yaşanır ki ülke yönetimi, kurumların yönetimini mahveden bir kanserdir aslında.

Riya yani ikiyüzlülük yalakalığın yoldaşıdır zira yalaka eşzamanlı feci bir riyakârdır. Geri kalmış klan topluluklarında yağcılık ve riyakârlık ödüllendirilir. Sırtı yere gelmez, basamakları çifter çifter çıkar. Yalakanın çoğunlukla ambulans lambası gibi kafasız kafasında dönüp duran bir yalakalık lambası vardır ve o haliyle bağra basılır. Herkes onun ne olduğunu ayan beyan görmektedir.

Bir diğer riyakârlık sebebi de “aferin delisi” olmaktır. Onaylanma ihtiyacı ile yanıp tutuşan kişiliksiz yapılar, aklını da kaybedince “aferin delisi” olurlar. Onaylanma ve “aferin” denilmesi, “ben de varım” demek ihtiyacı ile inleyen ama sesini çıkarmak için düzgün düşünemeyen insanımsının acı halidir...

Her iki özelliği de bünyesinde var eden kütleler kendilerini insanın kendisini düşürebileceği en kötü duruma soktuğunu idrak edemeden yaşar giderler. Bulaşıcı hastalık gibidirler, gelişmemiş toplumların içine işler ve yok ederler. “İnsan gibi insan”a yakışmayan "gelene ağam, gidene paşam" davranışlarıdır. Çalışma yaşamında, eğitimde, siyasette değişen bir şey yoktur, her alanda maalesef sürüsüne bereketlerdir. Bu özellikleri olan soluk alan kütlelerin ortak özelliği yüzüne gülüp arkadan da mutlaka konuşmaktır. Mide bulandırıcı, aşağılık bir densizlik eşliğinde, sureti olan ancak içi boş varlığımsılardır. İnsanı aşağılık kompleksinden bile daha fazla yerin dibine sokan, çıkarlar uğruna kişiliksizliği benimseme halidir.

Bu iğrençlikler bütünü bize paspas kişilikleri gururla sunar. Cana yakın davranırlar, çok sık gülerler, mutlaka gıybet yapar ve “dün köpek dediklerine bugün öpek” demeyi de iyi bilirler. Güçlü, paralı, ünlüden yana olup varlığını yalakalık ile satanlar zamanla kaypak olurlar, devir değişince en sonunda döne döne kendilerini de kaybedip fırıldak olurlar. Ağzında bal olup, kuyruğunda iğnesi olan kişiliklerdir. Geri kalmış toplumlar ataerkil, korku kültüründe bir hegemona dayalı olduklarından bu toplumlarda vicdan değil yalakalık ve riya gelişmektedir.

Yalakalık ve riya bir ülkede her alanda egemen ise bu o ülke için en büyük tehlikedir. Bunu popülizm ve goygoy besler; sonuçta girilen girdapta yok oluşa kadar gider. Yalaka koyun, kasabın keskin bıçağını övermiş derler. Unutulmamalıdır ki yüce bir ruh için beğenilmek de beğenilmemek de; onaylanmak da onaylanmamak da önemsizdir... Bir hegemona biat diye bir şey olamaz. Yalakalık için kıkırdamak, beli kırılıncaya kadar eğilmek, üç kuruşluk menfaat için soysuzca bükülmek olmaz. İnsanın insandan üstünlüğünü diye bir şey hiç olamaz. Nitelikler farklı olabilir sadece, o kadar! Onaylanma delisi olmayı bırakıp, ünlü seviciliğini istifra edip, güç ve şürekâsından korkmayıp, menfaat odaklı “yala” kelime kökenine ait yalakalıktan sıyrılıp, örgütlü cehalete mesafe koyup, ikiyüzlülüğü yani riyayı yerin altına gömüp, aşağılık gıybetini çıktığı yere geri sokup kitle kendinden yeni bir “ben” yaratmak ister mi? Omurgalı olabilir mi? Şerefi ile yaşayabilir mi? Zor ama bir ümit...

“Gerçekten büyük olmayan “büyük adamlar” çevrelerini küçük adamlarla doldururlar.” Steve Reich

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.