YENİ ÇIKAN KİTAPLAR / 22 OCAK 2018

Yeni Çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi...

Yeni çıkan kitaplar / 22 Ocak 2018

22 Ocak 2018 Pazartesi 14:55

ABC Kitap'a ulaşmak için iletişim:
abcgazetesikitap@gmail.com

-------------------------------------------

ABC Kitap editörleri, bu hafta da sizler için "Yeni çıkanlar / Editörün Seçtikleri / Haftanın Kitabı / ABC En Çok Satanlar Listesi" oluşturdular.

Editörlerimizin seçkisinde edebiyattan, tarihe, inceleme-araştırma kitaplarından politik eserlere ve hatıra kitaplarına kadar pek çok türde okunmaya değer kitaplar ve yayınevlerinin okurlarla buluşturdukları yeni eserler yer alıyor.

YENİ ÇIKANLAR

1-395.jpg

Gökmen Ulu
YIKILMA SAKIN
Kırmızı Kedi Yayınları

Gökmen'i anlatmak hem çok zor, hem de çok kolay!
Zor, çünkü sayfalar dolusu güzel şeyler yazmayı gerektiren özellikleri var!
Kolay, çünkü bardaktaki su kadar dupduru ve tertemiz. Yüreğimde arkadaştan, dosttan öte bir yere sahip. O benim yiğit kardeşim!
Ağır bedel ödemeyi göze alarak, okurlarını ve seyircilerini hiç aldatmayan, bundan böyle de hiç aldatmayacak olan Gökmen'i tanımış olmaktan gurur duyuyorum. 
Bu mesleğe girmek isteyen adayların ve genç gazetecilerin onu örnek almalarını diliyorum. İyi ki varsın, iyi ki mesleğimizi evrensel ilkelere sıkı sıkıya bağlı kalarak yapıyorsun sevgili Gökmen.
Kalemin tükenmesin dürüst kardeşim…
- Uğur Dündar
Atatürkçü. Yurtsever. Kalemini satmıyor... Evrensel meslek ilkelerine bağlı.
Kadın haklarına... Bilim'e sanat'a doğa'ya hayvan'a saygılı. Vicdanlı.
Hoşgörülü. Güleryüzlü. Kırmızıyı boşver... Ömrü boyunca sarı ışıkta bile geçmedi.
Akp döneminde savaş açılan tüm saygın kavramların sözlük karşılığıdır Gökmen.
- Yılmaz Özdil
İnsan kolay olunmaz... Felaketlerle didik didik edilmeniz gerekir.
Cezaevine çeşitli kimliklerinizle girersiniz; “gazeteci”, “baba”, “İzmirli” gibi. Cezaevinden “insan” kimliğinizle çıkmanız için ruhunuzda soyluluk olması gerekir. O zaman korku sizi yenemez; kötülük cesaretinizi aşındıramaz; acı sizi yıkamaz. Tıpkı Gökmen Ulu gibi... Cezaevinden sönmeyen ışığınızla çıkarsınız.
- Soner Yalçın

192 s. İstanbul 2018

2-331.jpg

Cemal Canpolat
OSMANLI2NIN GERÇEK MANEVİ TEMELİ
Dedeler-Babalar- Bektaşi Dergahları
Siyah Beyaz Yayınları

Bu kitapta isimleri geçen Alevi-Bektaşi dergahlarının bir kısmı bugün yıkılmış, harap olmuş, veya yerine başka yapılar inşa edilmiştir. Bu bize, Osmanlı'nın kuruluş ve yükseliş dönemi ile dergahların etkin oluşları arasındaki bağı göstermektedir. Balkanlar'da İslamiyet'in yayılmasında ve Osmanlı'nın hakim olmasında İslamiyet'in Alevi-Bektaşi yorumunun etkisi tartışılmazdır. Özellikle Yavuz Sultan Selim ile birlikte Ortodoks (Sünni) İslam'ın ağırlık kazanması ve ardından Alevi-Bektaşilerin ikinci plana düşmesiyle Osmanlı Devleti'nin gerilemesi arasında can alıcı paralellik vardır.
247 s. İstanbul 2017

3-242.jpg

Biltekin Özdemir
OSMANLI DEVLETİ DIŞ BORÇLARI: YÜZ YIL SÜREN CENDERE
Remzi Kitabevi
 
Yüz Yıl Süren Cendere
Ülkemiz ekonomisinin geçmişine ve geleceğine ilgi duyan herkesin Osmanlı İmparatorluğu dönemindeki dış ekonomik ilişkileri ve özellikle dış borçlanmaları mutlaka bilmesi gerekir.
 
Dış borçlanma-büyüme ilişkisi günümüzde bile tartışmalı bir konudur. Borçlanma sürecinin uzun vadede ekonomik büyüme ile olumsuz bir ilişki içinde olduğu görüşü yaygındır.
 
Bu saptamaların ışığında titiz bir çalışmanın ürünü olan bu kitabın, başta siyasetçiler, siyasete ilgi duyanlar; kamu ve özel sektörün üst düzey yöneticileri olmak üzere tüm sivil toplum kuruluşları; iş dünyasından finansal sektör ilgilileri, bankacılar ve maliyeciler; akademisyenler, öğrenciler ve ilgili tüm yurttaşlar için yararlı olacağına inanıyoruz.
 
232 s. İstanbul 2018
4-164.jpg
Serge Latouche
KANAATKARLIK BOLLUK TOPLUMUNA DOĞRU:KÜÇÜLME ÜZERİME YANLIŞ YORUMLAR VE TARTIŞAMALAR
Çeviren:Tahir Karakaş
İletişim Yayınları
 
Gayrı safi yurtiçi hasılayı temel gösterge alan büyüme ekonomisini ve büyüme ideolojisini eleştirince ortama bir şaşkınlık hâkim olur. Birçok iktisatçı ve siyasetçi için büyüme ekonomisinin eleştirisi cahiliye döneminin bir kalıntısıdır. Sürekli büyüme amacı etrafında örgütlenmiş toplumu eleştirmenin, tarihin karanlıklarına, genel yoksullaşmaya ve herkesin herkesle savaştığı bir ortama geri dönmek olduğuna inanırlar. 
İktisadi büyüme hedefine odaklanmayınca, dünyada yokluk ve sefalet ortadan nasıl kaldırılacaktır? Büyümeme fikri Güney toplumlarında ne anlama gelir? Büyümeme projesini kim destekleyecektir? İşçiler mi, karnı tok sırtı pek bir orta sınıf mı yoksa giderek sayıları azalan köylüler mi? Büyüme ekonomisini eleştirince, buna tepkiler sağdan olduğu kadar soldan da gelir. 
Serge Latouche, bu kitapta ekonomik büyüme toplumundan çıkma projesiyle ilgili gerçek kaygıların ve yanlış bilgi ve kanaatlerin dökümünü yaptıktan sonra, bu konuda ortalıkta dolaşan hayal mahsulü endişelere son verecek, belgelere dayanan güçlü yanıtlar getiriyor. Hayır, “küçülme” sıfır büyüme demek değildir? Ne taş devrine dönüşü hedefler ne de bizi cemaatçi ve ataerkil bir düzene götürür. Hayır, “küçülme” ne teknoloji düşmanıdır ne de herkesi işsizler ordusuna katmanın aracıdır. Serge Latouche “küçülme stratejisi”ni kanaatkâr bolluk toplumu olarak tanımlıyor. Önümüzde bir gereklilik olarak duran iktisadi ve siyasal dönüşümü, enerji kullanımıyla ilgili değişimi gerçekleştirecek bir toplum projesi üzerine düşünmeye davet ediyor
176 s. İstanbul 2018

5-093.jpg

Max Haiven
RADİKAL HAYALGÜCÜ VE İKTİDARIN KRİZLERİ
Çeviren:Kübra Kelebekoğlu
Sel Yayıncılık


Her şeyin özelleştirildiği, küresel iktisadi krizlerin kemer sıkma politikalarıyla çözülmeye çalışıldığı, ekolojik yıkımın önüne geçilemediği, sağcı değerlerin toplumsal hayatı şekillendirdiği günümüzde topyekûn bir saldırı altında olan yaşam hangi alternatiflerle savunulmalı?

Max Haiven, Radikal Hayalgücü ve İktidarın Krizleri'nde kamusal alanın çöküşüne, yaratıcılığın özelleştirilmesine, hayalgücünün ve alternatif ilişkilenişlerin önüne geçen sermayeye karşı radikal bir mücadele hattı kuruyor. Aralarındaki diyalektik ilişki doğrultusunda aynı anda ortaya çıkan yaratıcılık ve sermaye krizlerinin üstesinden gelmek için ortak değerleri radikal hayalgücü ekseninde hayata geçirecek bir toplumsal hareketler bütünü inşa edilmesini öneriyor. Ortak belleğe, şimdiki zamana ve potansiyele yönelmenin, umudu müşterek tahayyülün yeşertmesine izin vermenin kapitalist kuşatmayı durdurabilecek tek güzergâh olduğunu ileri sürüyor.

Kapitalist imgelem tarafından ele geçirilen “değer”, “hayalgücü”, “müşterekler” ve “yaratıcılık” gibi kavramları zihinlerimizde gerçek anlamlarına kavuşturacak ufuk açıcı bir çalışma…

296 s. İstanbul 2018

6-078.jpg

Adam Johnson
GEORGE ORWELL ARKADAŞIMDI
Çeviren:Deniz Keskin
Yüz Kitap Yayınları

Pulitzer ödüllü yazar Adam Johnson'un National Book Award ödülünü kazanmış kitabı ilk kez Türkçede.
Adam Johnson'un sert ve zor öyküleri harap olmuş Amerikan şehirlerinden terk edilmiş işkence odalarına, tanıdık gelen tekinsiz bir dünyada geçiyor.
Karısının hastalığı karşısında kendisini aciz hisseden ve kaçışı simülasyonlar yaratmakta bulan bir yazılımcı, yıkıcı bir kasırganın ertesinde küçük oğlunun sorumluluğu üstüne kalan genç bir baba, ailesini geride bırakıp ölmeye hazır olmayan kanser hastası bir kadın, yönettiği cezaevinde yapılan işkenceleri hâlâ inkâr eden sabık bir Doğu Alman hapishane müdürü, içindeki sapkınlığı dizginlemeye çalışan bir bilgisayar programcısı, Kuzey Kore'den kaçıp Güney'deki yeni hayatlarında bocalayan iki arkadaş.

Johnson raydan çıkmış hayatlarını yoluna sokabilmek için güç toplamaya çalışan insanların öykülerini anlatıyor; bu satırlarda Kurt Cobain'in, totalitarizmin ezdiği hayatların, yıkılmış evlerin, kaçak babaların, kayıp organların hayaletleri dolaşıyor.

260 s. İstanbul 2018

7-067.jpg

Ünal Ersözlü
DÖRT GÜN BUDA, ÜÇ GÜN ZORBA
Karakarga Yayınları


Bambaşka kıtalarda ve asırlarda yaşamış arifler, mutluluğun peşine düşenlere mürşidin kendi algılarımız olduğunu söylediler. Erdemin, metanetin ve öz saygının bir kökte filizlenip, dallarından sevgiyi, huzuru, neşeyi nasıl uzatacaklarını anlattılar. Oysa insanlık hâlâ, halının altına bizzat süpürdüğü hazineyi, tanımadığı kahramanları masal dağlarında arıyor.

Ünal Ersözlü; dört gün Buda kadar dingin ve sabırlı, üç gün Zorba kadar coşkulu ve tutkulu yaşamanın, mutluluğa hak ettiği dengeyi nasıl vereceğini anlatıyor. Buda’dan Hallac-ı 

400 s. İstanbul 2017

8-057.jpg

Hella S. Haasse
GÜNAH ŞEHRİ
Çeviren:Ayşen Anadol
Alfa Yayıncılık


16. Yüzyıl Roma’sı pek çok şehir-devlete bölünmüştü; sırayla işgalci Fransız ve İspanyol ordusuyla ittifaklar kuruluyordu. Döneme damgasını vuran Borgia ailesinin gayri meşru oğlu Giovanni Borgia ise babasını aramaktadır. Her ne kadar Cesare Borgia’nın babası olduğuna inansa da, söylentiler dedesi Papa VI. Alexander’ın aslında babası olduğuna kadar uzanmaktadır. Michelangelo, Machiavelli ve şair Vittoria Colonna romanın ana anlatıcısı Borgia’nın yanında kendi anlatılarını anlatırlar.

“Michelangelo ve Machiavelli gibi gerçek tarihi karakterlerin sırayla anlattıkları hikâyeler sizi bir sonraki sayfaya geçmeniz için sabırsızlandırıyor.”
–Kirkus Reviews-

424 s. İstanbul 2017

9-041.jpg

Karl Marx, Fredrich Engels
GOTHA VE ERFURT PROGRAMLARI ÜZERİNE
Çeviren: Erkin Özalp
Yordam Kitap

Kapitalist toplum ile komünist toplum arasında, birinin diğerine devrimci dönüşüm dönemi yer alır. Buna siyasal bir geçiş dönemi de karşılık gelir ve söz konusu geçiş döneminin devleti, proletaryanın devrimci diktatörlüğünden başka bir şey olamaz.”
Marx ile Engels’in Alman işçi sınıfı partisinin farklı program taslakları ve programları hakkındaki eleştirel değerlendirmelerinin yer aldığı yazı ve mektupları, program sorununa nasıl baktıklarını göstermenin yanı sıra, işçi sınıfının iktisadi kurtuluş mücadelesi ve bunun siyasal mücadeleyle ilişkisi, proletarya diktatörlüğü, kapitalist toplumdan komünist topluma geçiş süreci, işçi sınıfı enternasyonalizmi gibi pek çok başlıktaki yaklaşımlarına da açıklık kazandırıyor.

Gotha ve Erfurt Programları Üzerine, Marksizmin Almanya’daki gelişim tarihine de ışık tutan bir derleme. Alman işçi sınıfı partisinin yöneticileri, Marx ile Engels’in pek çok konudaki görüşlerini ancak uzun süren tartışmalar ve iç mücadeleler sonrasında benimsemişti.

Derlemede ayrıca, Marksizmin kurucularının eleştirilerine konu olan program taslaklarına, bu metinlerin son hâllerine ve tartışmalar sırasında anılan bazı önemli belgelere yer veriliyor.

160 s. İstanbul 2017

10-026.jpg

Peter Frankopan
İPEK YOLU
Çevirne: Mengü Gülmen
Pegasus Yayınları

“Antik Pers Diyarı ve Büyük İskender’den günümüze, 
2500 yıllık dörtnala bir yolculuk…” 
 
 “Batı merkezli tarih yazımına tam bir panzehir.” 
Times Literary Supplement 
 
Doğu ile Batı’nın ilk teması; fikirlerin, kültürlerin ve dinlerin yayılmasına neden olan fetihlerin ve ticaretin hüküm sürdüğü İpek Yolu’nda gerçekleşti. İmparatorlukların yükselişi ve düşüşünden Budizmin yayılmasına, Hristiyanlık ve Müslümanlığın ortaya çıkmasına ve nihayet 20. yüzyılın en kanlı savaşlarına kadar her şey burada gerçekleşti. İpek Yolu, Batı’nın kaderinin nasıl da ayrılmaz bir şekilde daima Doğu’yla bağlantılı olduğunu göstermektedir. 
Peter Frankopan, dünyaya ilişkin kavrayışımızı sarsıp bize Doğu’yu hatırlatıyor. Mezopotamya’da ortaya çıkan şehirleri, Pers ve Roma’dan yükselen kadim imparatorlukları yeniden yaratmanın yanı sıra Moğol yağmalamalarının, Kara Ölüm’ün yayılmasının, Osmanlı’nın bölgedeki hükümranlığının, İslam dünyasının saygınlığının ve Batı emperyalizminin kanlı mücadelelerinin fotoğrafını çekiyor. 
Siyaseten istikrarsız Orta Doğu’dan ekonomisi büyüyen Çin’e, Balkanlar’dan Güney Asya’ya uzanan bu engin bölge, son yıllarda küresel spot ışıklarına maruz kalmaktadır. Frankopan, bu karmaşık ticaret yollarına inşa edilen şehirlere ve uluslara yönelen tehlikeyi anlamak için, ilk önce bu yolların hayretler uyandıran geçmişini öğrenmemiz gerektiğini bize gösteriyor. İpek Yolu’na ilişkin bir tarih çalışmasından çok daha fazlası olan bu kitap, gerçekten dünyanın realist bir tarihi: Bize belki de en önemli vaadi; nereden gelip nereye gittiğimize dair bildiklerimizi unutturmak. 

840 s. İstanbul 2018

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.