YENİDEN CUMHURİYET PROGRAMININ ANA HATLARI

İbrahim Kaya

01 Ekim 2017 Pazar 17:40

Türkiye’nin artık bir cumhuriyet olmadığını, Türk modernleşmesinin başkalaştırıldığını, Türk toplumunun modern-dışılaştırıldığını uzun zamandır yazıyorum. Çözüm olarak Yeniden Cumhuriyet inşasının gerekliliğini de uzun zamandır yazıyorum. Bu yazıda Yeniden Cumhuriyet için gerekli programın temel niteliklerini özetlemeyi amaçlıyorum. Cumhuriyetin yeniden inşası için elbette günümüz koşullarını dikkate alan bir Cumhuriyet Programı olmazsa olmaz ön koşulu oluşturmaktadır. Yani Yeniden Cumhuriyet inşası bizi bugün içinde yaşadığımız sorunlardan çıkaracak ve karanlığı yenerek Aydınlanmayı sağlayacak temel çözüm ise, bu inşa için vazgeçilmez programın ana hatlarını ortaya koymamız gerekmektedir.

GEREKÇE
Öncelikle, Yeniden Cumhuriyet Programının gerekçesini, veyahut, özünü vermek lazım gelir. Yeniden Cumhuriyet Programının gerekçesi; 1923 Devrimi ile temelleri atılmış, kurumsallaşması için de önemli dönüşümler gerçekleştirilmiş ama kurumsallaşması tamamlanmadan “gerileme” sürecine sokulmuş Türk modernliğinin gerilemesini durdurmak ve ileriye doğru hareketini sağlamak. Yani Yeniden Cumhuriyet Programı esas itibariyle yeni bir modernlik manifestosu anlamına gelmektedir. Demek ki programın özü yeni bir modernlik vizyonunu hayata geçirmek hedefini içermektedir. Bu hedefi gerçekleştirme sürecinde kuşkusuz hem program hem de programı hayata geçirecek aktörler açısından olmazsa olmaz temellerin oluşturulması gerekmektedir.

Her şeyden önce programın ana hatlarının çok net, aşikar ve anlaşılır olması şarttır. İkincisi, programın ana hatları üzerinde titizlikle durmak, programın ayrıntılarının pek önemi yok gibi bir anlayışa yol açmamalıdır. Bir inşa ve dolayısıyla yenilik programı kuşkusuz halka ana hatlarıyla iyi bir biçimde anlatılmalıdır. Ancak, gündelik yaşam pratiklerinin her ayrıntısı üzerinde durmayan bir program ana hatlarıyla ne kadar çekici olursa olsun, son kertede işlemeyecek, toplumdan yeterli desteği görmeyecektir. Ana hatlarıyla net, anlaşılır ve ayrıntıda iyi çalışılmış bir dönüşüm programının elbette “aktörleri” çok belirleyici konumda olacaktır. Dönüşüm programının aktörlerini iki ana gruba ayırmak gerekir. Birincisi, programı konuşacak, anlatacak ve ikinci aktör grubu dediğim gruba programla ilgili bilinç kazandıracak aktörlerdir. Bu birinci gruptakiler daha ziyade üniversite hocaları, gazeteciler, siyasal partilerin profesyonel uzmanları vb gruplardan öne çıkan “az sayıdaki” aktörlerden oluşacaktır. Bu aktörler çok kısa bir sürede programı ikincil aktörlere belletebilecek kapasitede olmak durumundadırlar.

İkinci grup aktörler ise siyasal partilerin örgütlerinde bulunan kişilerdir. Siyasal partilerin il, ilçe, mahalle, köy örgütlenmelerinde görevli kişiler Cumhuriyet Programını halkla buluşturacak olan aktörlerdir ve bu nedenle esas “görev” onlardadır. Bu aktörler emek-yoğun çalışacaklardır ve Yeniden Cumhuriyet İnşasının esas mimarları olacaklardır. Tıpkı Kurtuluş Savaşında cephede kurşun sıkanların yaptığı gibi bu aktörler deyim yerindeyse “alanlardaki siyasi savaşın askerleri” olacaklardır.

ANA HATLAR
Şimdi programın ana hatlarını ortaya koymak lazım. Yeniden Cumhuriyet Programının ana hatları birbirleriyle ilişkili ama göreli özerkliğe de sahip olan üç ana insanlık etkinliğinin gerçekleştiği sahaları ifade etmektedir. İnsanlığın en başından buyana yaşamın temellerini oluşturan dolayısıyla yeniden toplum inşasında vazgeçilmez olan üç saha; ekonomik, politik ve kültürel sahalardır. Yeniden Cumhuriyet Programı, dolayısıyla, üç hat üzerinde düzenlenmektedir. Program bu açıdan insan varlığının “zorunlu”, “olmazsa olmaz” gereksinmelerine yanıt verdiği gibi, birlikte yaşamak, daha iyi bir hayatı ortaklaşa kurmak gibi bazılarınca “ikincil” ihtiyaç gibi görülse de esasında günümüzde en acil ihtiyaçlar arasında yer alan gereksinmelere de yanıt vermektedir.

Biz insanlar, kuşkusuz, temel ihtiyaçlarımızın nasıl karşılanacağı, birlikte toplum halinde nasıl yaşayacağımız ve gündelik yaşamımızda eylemlerimize hangi bilginin kılavuzluk edeceği sorularına bilinçli veya bilinçsiz olarak önem atfederiz. İnsanlığın ilk dönemlerinden günümüze ekonomik, politik ve kültürel sorular her daim insan olmanın esasını belirlemiştir. Ancak, son iki-üç yüzyıldır bu soruların sorulması ve çözülmesi gerektiği anlayışının önemi artış göstermiştir. Ekonomik, politik ve kültürel sahalardaki ihtiyaçların karşılanması (sorunların giderilmesi) dünya üzerinde muhtelif yollardan gerçekleştirilmektedir. Başka bir ifadeyle; ekonomik, politik ve kültürel sahaların nasıl yapılandırılacağı sorusu önemli bir sorudur ve muhtelif yollardan yanıtlanabilecek bir sorudur. Örneğin, toplum halinde birlikte yaşamanın tek ve standart bir politik formülü yoktur, aksine, cumhuriyetçi, liberal, sosyalist ve diğer formülleri bulunmaktadır. Yani birlikte yaşamamızın politik ilkeleri her mekan ve zamanda bir ve aynı değildir. Bizim yeniden cumhuriyeti inşa ederken, dolayısıyla, bu üç saha açısından ne tür modelleri öngördüğümüz önemlidir.

PLANLI VE KARMA EKONOMİ
Demek ki Yeniden Cumhuriyet Programının ana hatlarında ekonomik, politik ve kültürel sahaların nasıl yapılandırılacağına dair tezler esası oluşturmaktadır. Ekonomik sorunsaldan başlayalım. Temel ihtiyaçlarımızı nasıl karşılayacağız sorusuna hangi yanıtı veriyoruz? Bu soruya tekil, standart bir yanıt yok; daha ziyade muhtelif yanıtlar var ve bizim Yeniden Cumhuriyet inşasında öngördüğümüz model planlı-karma ekonomik modeldir. Temel ihtiyaçların hangi ekonomik modelle karşılanacağı savaşında, çağdaş dönemde, kapitalist ekonomik örgütlenme modeli hep bir adım önde olmuştur. Kapitalizmin alternatifleri elbette denendi ama hiçbiri “kalıcı” olmadı ve bu alternatif modellerin (komünizm gibi) kalıcı olmaması, çok sayıda entelektüeli kötümser kıldı. Daha iyiyi kurmak ve insanların yaşam standardını yükseltmek, bu nedenle, “ütopya” olarak etiketlendi. Bu konudaki temel yanılgı kapitalizmin dünyanın her yerinde bir ve aynı olgu olduğuna yönelik anlayıştı. Halbuki kapitalizmden kapitalizme farklılık vardı ve hala vardır. Örneğin, hiçbir kurala tabi olmayan, bu yüzden, “hukuksuz kapitalizm” olarak tanımlanmasında hiçbir sorun bulunmayan Yeni Türkiye kapitalizmi ile hukuk kurallarına uyumun daha üst düzeyde olduğu İskandinav kapitalizmi bir ve aynı olgu değildir.

Dolayısıyla, Yeniden Cumhuriyet Programının ekonomik modeli isterseniz “kapitalizm” diyebileceğiniz ama esasında ekonomiye devletin üretici olarak katıldığı ve “toplumu piyasaya karşı” koruduğu bir modeldir. Ekonomik örgütlenmenin neredeyse tümüyle devlet-dışı alanda gerçekleştiği liberal bir kapitalizm değildir programımızın ekonomik modeli, fakat planlamanın, kamuculuğun, korumacılığın işin içinde olduğu bir “karma ekonomik örgütlenme” modeli esası oluşturmaktadır. Tarımın, sanayinin yeniden planlandığı, gerekli alanlarda kamulaştırmaya başvurulduğu, ilerlemenin anahtar sözcük haline getirildiği ve aynı zamanda “girişimciliğin” önünün kesilmediği bir karma ekonomik model Cumhuriyetin Yeniden İnşası için vazgeçilmezdir. Bu modeli ayrıntılı olarak işleyeceğiz. Yani her başlık için, mesela küçükbaş hayvancılık için, Yeniden Cumhuriyet Programının ekonomik ayağının neyi öngördüğü en ince ayrıntısına varıncaya kadar yazılacaktır.

CUMHURİYETÇİ SİYASA
Politik sorunsalın çözümü açısından program neyi öngörmektedir? Hangi siyasa birlikte toplum halinde yaşamamızın modeli olabilir? Bu sorulara tereddütsüz biçimde Cumhuriyetçilik olarak yanıt veren programımız laikliği, demokrasiyi, eşitliği ve özgürlüğü yeniden inşanın temel konu başlıkları olarak görmektedir. Laik ulus-devletin yurttaşları olarak eşit ve özgür biçimde birlikte yaşayacağız. Bunun garantisi elbette hukuk devleti olacak. Demek ki özgürlüğü, eşitliği, laikliği ve demokrasiyi hukuk kurumu ve kuruluşları gözetmek ve korumak görevine sahip olacaklar. Hukuk önünde ve hukuktan önce eşitlik, liyakat, temel insan hakları ve özgürlükleri bu yeni inşanın temelleri olarak programda yer bulmaktadır. Öncelikle, “tek adam rejimini” değiştirmek, güçlü parlamenter demokrasiyi kurmak, yeniden cumhuriyet inşasının politik yolunun başlangıcını oluşturmaktadır.

Liberalizm ile hesaplaşan ve bireyciliği dayanışma ile aşma amacında olan Yeniden Cumhuriyet Programı için kamusal sahanın özel yaşama üstünlüğü vardır; bireysel çıkarlarından önce kamusal, ortak yararı düşünen erdemli yurttaşların oluşturduğu bir toplum inşa etmek bu programın en çok önem atfettiği değerlerdendir. Ancak, bu program kuşkusuz ki kolektivist bir program değildir ve bu nedenle her ne kadar bireyciliğe karşı olsa da bireysel özgürlüğü rafa kaldırma gibi bir niyete sahip değildir. Bireysel özgürlüğün, kamusal sahanın üstünlüğü anlayışıyla çeliştiği durumlar ortaya çıktığında, sorun elbette kamusal sahanın üstünlüğü anlayışından yana çözülecektir. Ancak, kamusal sahanın üstünlüğü anlayışının devlete veyahut topluma keyfi karar alma özgürlüğü sunmadığını belirtmemiz gerekir ve özellikle bireysel özgürlüğe kamusal saha adına keyfi müdahalelere izin verilemez. Kısacası ana hatlarıyla yeni siyasa yurttaşlığı yeniden kuracak, güçlendirecek, kardeşliği yerleştirecek ama özgürlüğü de askıya almayacak. Yeniden Cumhuriyet Programının bu politik ayağının da her başlık için, mesela toplumsal cinsiyet eşitliği için, neyi öngördüğü ayrıntılı bir şekilde yazılacaktır.

YENİ BİR AYDINLANMA
Kültür/bilgi sorunsalını nasıl çözeceğiz? Yani hangi bilgi türü ve kültürel model bizim gündelik yaşamımızdaki eylemlerimize ışık tutacak? Yeni bir Türk Modernliğine Doğru istikamet belirleyecek olan Yeniden Cumhuriyet programı kültürel sorunu elbette Aydınlanmacı bağlamda çözecektir. Bilimsel bilginin, laik, Aydınlanmacı, özerk niteliklerini ilerlemenin temelleri olarak okuyan program için toplumsal kurumların yeniden düzenlenmesi kaçınılmazdır. Sanat kurumunun, örneğin, özerkliğinin verilmesi, ya da üniversitelerin özerk, demokratik kurumlar olarak yeniden yapılandırılması Yeni Modernliğe Doğru istikamet belirleyecek olan programın olmazsa olmazlarındandır. Bilhassa eğitim kurumunun baştan sona yeniden yapılandırılması, Yeniden Cumhuriyetin en temel hedeflerinden olacaktır. Öğretmenliğin yeniden değer atfedilen meslek olarak yapılandırılması, bilimsel buluşların teşvik edilmesi, teknolojik yenilikler için zengin kaynakların yaratılması ve benzeri atılımlar kaçınılmaz öncelikler olmak zorundadır.

Kısacası, kültür/bilgi sorunsalını yeni bir Aydınlanma atılımı ile çözecek olan Yeniden Cumhuriyet Programı, gerçek anlamda Yeni Türk modernliğinin inşası için cehalete karşı savaşacak, yaratıcı sanat, bilim, eğitim insanlarına hak ettiği değeri verecek ve sonuç olarak zekaya, akla, yeteneğe, beceriye en büyük yatırımı yapacaktır. Yeniden Cumhuriyet Programının bu kültür/bilgi ayağının da her başlık için, örneğin hangi üniversitede hangi fakültelerin gerekli/gereksiz olduğu konusunda, neyi öngördüğü ayrıntılı olarak yazılacaktır. Sonuç olarak, oldukça kısa bir şekilde, Yeniden Cumhuriyet Programının ana hatlarını ortaya koyduk. Bu ana hatların her birinin her başlık için ayrıntılı değerlendirilmesi gereklidir. Bunu da bir başka yazıda ele almak üzere, iyi pazarlar.             

Yorumlar
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.